Şuanda 358 konuk çevrimiçi
BugünBugün575
DünDün3402
Bu haftaBu hafta8299
Bu ayBu ay8299
ToplamToplam10476723
avrupa insan hakları mahkemesi PDF Yazdır e-Posta


Diyeceksiniz ki, bu da nereden çıktı? Ben de hiç düşünmemiştim, bir arkadaş hatırlattı ve dedi ki:

“Aradan yıllar geçmiş olsa bile insanlar aranıyor ve bulunuyor. Asit kuyularına atılanların kemikleri bulunuyor, gözaltında kaybedilenlerin mezarları aranıp bulunuyor, öteki kaybolanlar aranıyor. Biz neden Suriye’de öldürülenlerin ve kaybolanların akıbetlerini soruşturmuyoruz?”

Doğru bir soru… Mezarı olanlar için onların nasıl öldükleri Suriye hükümetine sorulabilir. Mezarı olmayanların nasıl ortadan kayboldukları sorulabilir.

Burada muhatap Suriye Hükümeti’dir. Kendi ülkesinde bulunan bir kişiye ne olduğunu öncelikle o bilmek zorundadır.

Örneğin Müntecep Kesici öldürüldü. İddiaya göre “kaza ile öldürüldü”.

Soru: Soruşturma nasıl yürüdü ve kaza sonucuna nasıl varıldı?

İnanın bana, soruşturma dosyası diye bir şey yoktur. Olay Muhabarat aracılığıyla örtbas edilmiştir. Siz başka bir ülkede kazayla bile insan öldürseniz hakkınızda bir sürü soruşturma yapılır. Müntecep’i öldürene ise bir şey olmadı. Cinayet silahına bile el konulmadı. Fail silah, Mihrac Ural’ın kişisel silahı imiş…

Bu konuda uluslar arası kuruluşlara başvurulması mümkün…

Mümkün de, iş biraz karışık…

Konu Türkiye ile doğrudan ilgili olsaydı, bu konuda yapılmış çok sayıda başvuru bulunduğu için ne yapılması gerektiği azçok belli olurdu.

Konu Suriye ile ilgili… İnsanların doğup büyüdükleri yer Türkiye ama öldürüldükleri ya da ortadan kaybedildikleri yer Suriye…

Bunu bu konuyu bilen avukatlara danışmak ve alınacak fikre göre hareket etmek gerek…

Bu iş öncelikle bu yoldaşlarımızın ailelerine ve yakınlarına düşüyor. Herkesin birazcık kıpırdaması gerekli… Sürekli söylenmek, şikayet etmek, homurdanmakla olmuyor… İşe başlamak gerek, adım atmak gerek… Eksik olabilir, başkaları tamamlar… Birileri başladıktan sonra başkaları da destek sunar…

Konu Suriye ile ilgili olunca esas iş Hatay’daki arkadaşlara düşüyor.

Bir araştırın bakalım, ne yapılabilir…

Bir yol mutlaka vardır…