Şuanda 135 konuk çevrimiçi
THKP-C(ACILCILER) MILITANLARI ‘NIN DIKKATINE… ! PDF Yazdır e-Posta
Ibrahim Yalcin tarafından yazıldı   
Cuma, 06 Mart 2009 07:56


Mihrac Ural cevap ver: Nebili sen mi yakalattin?

Mahir Cayan’ lardan devraldigimiz, Ilker Akman’larin serefle tasiyarak Beylerderesi’de bizlere devrettigi devrim ve sosyalizm bayragini gururla tasiyan ; bu ugurda bedeller odeyen, iskenceler goren,hapishanelerde yatan,gencligini ve tum enerjisini  hicbir ozveriden kacinmayarak surgunlerde tuketen butun yoldaslar…

Mihrac Ural adindaki hain tarafindan akil almaz  provakasyonlarla pusuya dusurulerek katledilen, ‘ajan provakator ‘ diyerek karalanmaya calisilan,horlanarak dislanan,tehdit  ve gozdagi verilerek devrim ve sosyalizm davasindan dislanmaya calisilan butun yoldaslar…                   

Mihrac Ural adli hain’in, devrimci orgutumuzun serefle tasidigi sosyalizm bayragini, Orta-Dogu’nun « ne idugu » belirsiz gizli servislerine peskes cekerek kirletip yok ettigi tarihimizden rahatsizlik duyan tum devrimci demokratlar…                 

Gun, bu gundur.                 

Uzun zamandir,gercek kimligini ve hain emellerini aciklayarak, icimizden sokup atmaya calistigimiz bir hain’in, devrim ve sosyalizm dusmani,yoldas katili bir « karanlik adam’in, gercek cehresini  gun isigina cikartip aydinlatmaya devam edecegimizi soylerken, ellerinde bilgi ve belge olan basta orgut militanlarimiz ve duyarli tum devrimcileride bizlere yardimci olmaya cagirmistik.Bu cagri bugun de gecerlidir.               

Susmak ;Suca ortak olmaktir.Susmak ;Suclu’nun yaninda yer almaktir,ugruna mucadele ettigi devrim ve sosyalizm davasinin kirletilmesine katki saglamaktir.Susanlar,birebir yasadiklari tanigi olduklari ihanetleri gizleyenler,aciklamak istemeyenler, ‘30 yil sonra geriye donmenin ne geregi var’ diyerek sorumsuz davranarak yasanan ihanetlere kayitsiz kalanlarin cok iyi bilmeleri gereken bir sey var. Sucu gizleyerek,suclunun aciga cikartilip desifre edilmesine bildiklerini, gizleyerek katki sunmayanlar, devrim ve sosyalizm davasinin bir kez daha sekteye ugratilmasina bilerek,isteyerek katkida bulunduklarinin bilinciyle hareket etmelidirler.            

12 Eylul fasizminin  bir karabasan gibi isgal ettigi ulkemizde,  devrimci hareketlerimizin fiziki yapilari darmadagin edilirken, bu durumun tek sorumlusu olarak eylul generallerini gormek tek basina yeterli olmaz,olmamalidir da.Eylul generallerinin darbesiyle agir yaralar aldigimiz elbette inkar edilemez.Turkiye devrimci hareketinin geneli,ozelliklede orgutumuz THKP-C(ACILCILER), Eylul fasizminin  vurdugu fiziki darbelerden cok daha fazlasini, icimizdeki karanlik adamlarin vurdugu psikolojik darbelerden almistir. Karsimizdaki dusmanin yaptiklarini sayarak,icimizdeki dusmani unutmak(biliniyorsa desifre etmemek ,saklamak ) iste asil tehlike budur…            

Gecmisleriyle ilgili olmayanlara soylenecek soz bulunmuyor.Gecmislerine saygisi olanlarin, aydinlatilmasina calistigimiz gecmis  tarihimizin karanlikta kalan,o gunun sartlarinda uzerine fazla dusulmeyen kimi noktalarini isik tutacak belge ve bilgilerinin de olduguna inaniyoruz.Tek tek bilgi ve belgelerin, arkadas  sohbetlerinde yada icki masalarinda nostaljik takilmalarin garnituru olmamasi gerektigi ozellikle belirtmeliyiz.yasadigimiz tarihimiz,onurla tasidigimiz sosyalizm bayragimizin  olumlu yada olumsuz yonlerini dedikodu yada ovunc malzemesi olarak kulanmaya hic kimsenin hakki yoktur, olmamalidir da.tek tek bilgi ve belgelerin birlestirilerek topyekun bir degerlendirmeyle ile kamuoyu’nun bilgisine sunulmasi, ulkemiz devrimci hareketinin gelecegi acisindan  son derece onemli ve ogretici bir islevi de yerine getirecektir.               

Mihrac Ural adli hain’in ; Orgut arsivi diye acikladigi hersey,karanlik yuzunun aciga cikacagi korkusuyla ortaya surdugu sozde ‘belge’lerinin  tarihimizle hicbir ilgisi yoktur. Mihrac adli bir pisikopatin,yillardir, yoldasi yoldasa kirdirma politikasiyla,herkesin herkese kuskuyla bakmasi icin kurdugu tuzaklarin’ belge ‘diye yalan yanlis carpitilarak kamuoyunun daha fazla aldatilmak istenmesine meydan verilmemelidir. En iyi savunma saldir  oldugunu zanneden bu hain,suclari ortaya dokuldukce daha da saldirgalasacaktir . Hic onemli degil,o suclarinin buyuklugunu cok iyi biliyor ve bu suclari ortaya cikartacak olanlari da cok iyi bildigi icin, ozellikle onlara saldiriyor.              

Mihrac Ural ‘in  Kongre kararlari dedigi seylerin hicbirini savunmadigi halde, savunuyormus gibi gozukmeye calismasi aldatmacadir.                  

Soruyorum ; Kongreye katilan 45 delegeden yaninda olan kac kisi var bugun ? Cevap veriyorum. Sadece iki kisi.                 

Kongre’de secilen  7 MK uyesi ve onun iki kati,MK yedek uyesinden kac kisi var yaninda? Cevap veriyorum . Kendi disinda hic kimse yok.               

Soruyorum. Orgutsel tarihimizi az cok bilenler, hangi bolgelerde orgutlu oldugumuzu da az cok bilirler. Bu bolgelerde,bugun kendisiyle hareket ettigini soyleyen bir kisi soyleyebilir mi? Kesinlikle soyleyemez. Hic kimse yok.Bulabildigi herkesi ariyor. Sikintisi var , beklentisi yok. Tek bir  sese, nasilsin diye  hal –hatir dahi sorulmasina razi. Cevap alamiyor. Herkesin kendisinden kactigini uzak durmaya calistigini, adini anmak istemedigini cok iyi biliyor ama belli etmemeye ozellikle ozen gosteriyor. Mihrac Ural’in tek bir sese ihtiyaci var. nasilsin diye sorduklarindan, sen nasilsin diye bir cevap almasi cok onemli. Boylelerini buldugu zaman mutlu oluyor,onlara ovguler diziyor cevresine ‘bak iste bendendir’ diye propaganda ediyor. Suclarini bilen ama konusmayan herkesi ‘yoldas’ diye lanse ediyor.Onlarin hicbirisiyle yillardir en kucuk bir iliskisi olmadigi halde, disariya varmis gibi gostermeye ozel onem veriyor. Yapayalniz, sersefil kaldigini biliyor ,belli etmemeye calisiyor.              

Soruyorum.Eylul oncesi ve eylul sonrasinda , hareketimizin orgutlu oldugu bolgelerde bugun  iliskisi varmi? Kayseri’de, Nigde’de, İstanbul’da, Ankara’da, İzmir,Balikesir,Kars, Maras,Mersin, Adana gibi onemli illerin hic birinde iliskisinin olmadigini biliyorum. Oldugunu soyleyebilir mi? Soyleyemez.Bulunmuyor.             

Kendisini elestiren herkesi Antakyali dusmani ilan ederken,bunu bilinci olarak islemeye ozel onem veriyor.Antakya’li yoldaslarin duygularina hitap ediyor/etmeye calisiyor.Boylelikle belki birseyleri elinde tutabilecegini/kullanabilecegini dusunuyor. Hayal goruyor. Orgutsel tarihmizde az cok bir yeri olan Antakyali yoldaslarimizdan kac kisi kaldi yaninda dersiniz? Cevap veriyorum.bir elin bes parmagi  kadar yoktur.            

Nebil rahuma yoldas’in ,“anit mezari’nin acilisinda rant elde edebilmek icin yirtindi durdu. Uzanabildigi herkesi heryeri aradi. Basta ,Adana ve Mersin illeri olmak uzere en az 500 kisi ye haber yolladi. Gelmeyi pek cok istedikleri halde gelecek olan larda gelmedi.Neden? Cevap veriyorum. Mihrac Ural adli hain’inin  bu iste parmagi olabilir kaygisidir. Nebil Yoldas’in anisina duzenlenen herseyde binler’in olacagi yerde sirf bu yuzden gelmemeleri dikkat cekicidir.                      

Nebil Rahuma yoldas’in, mihrac ural’a karsi olan guvensizligini cok iyi bilenlerdenim. Bunu yazdim. Guvensizliginin gerekcelerini  detaylari ogrendikten sonra  cok daha iyi anlamis oluyorum.Bu nedenle, orgutsel tarihimizde emegi gecen herkesi ERKAN ULASAN  arkadasin nebil rahuma blogun’da yayinlanan ‘ NEBIL’in YAKALANMALARI’ adli yaziyi dikkatle okumalarini salik vermek durumundayim. Bu yaziyi oldugu gibi asagiya aktariyorum. Bu yazi, NEBIL Yoldasin yakalanmalarindaki suphelerin gun isigina cikartilmasinda onemli kakti sagladigi gib,i buguna kadar anlatmaya calistigimiz icimizdeki hain’in gercek yuzunu daha da aydinlatacak bir belge niteligindeki  bu yaziyi ozellikle dikkatle okumalarini istiyorum.               

“ NEBIL’IN  YAKALANMALARI 

Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.

Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
a.a


Nebil, İstanbul’da iki kez yakalanır. Her iki yakalanması da kafalarda soru işareti bırakmıştır. O’da yakalamasının nedenlerini çok düşünmüş ve bu konudaki düşüncelerini benimle paylaşmıştır.

Nebil, her iki yakalanmasının hikâyesini bana 24 Aralık 1978 yılında Sağmağcılar da ziyarete gittiğimde anlatmıştır.

İlk yakalanması, güney bölgesinden gönderilen bir notta “Avcılar (ya da bir avcı dükkânında) da bir dükkâna gelmesini, kendisine kimi yazılar, silah ve para verileceği “ yazılmaktadır. Gelen not el yazısı ile yazılmıştır ve yazıyı tanır. Nebil söylenen dükkâna gider. İçeri girdiği anda dükkân polis tarafından basılır ve Nebil yakalanır.

İkinci yakalanmasında, cezaevinden ilk kaçışından yaklaşık 1 ay kadar sonradır, Ümraniye (hafızam beni yanıltmıyorsa) de kaldığı eve tanımadığı birisi gelir ve güney bölgesinden gönderildiğini söyler. Yanında bir pusula vardır. Pusulada kelimesi kelimesine olmasa da “gönderdiğim arkadaş iyidir, kendisiyle ilgilenirsen sevinirim” gibilerinden bir not yazılıdır. Notta gönderenin adı da vardır. Yazı el yazısı ile yazıldığından Nebil yazıyı tanır. Ancak gelen kişiyi gözü tutmaz. Şüphelenir. Yazıyı gönderen kişiye zorla yazdırıldığı ya da gelen kişinin yerine polisin geçmiş olabileceğini düşünür. Gelen kişiyi eve alır, ancak kendisi bu şüphelerinden dolayı evde kalmaz. Üç gün sonra eve gelir. Temkinlidir. Bir süre evi gözetler. Polisin evi sardığını görür. Polis evin etrafında önlem almıştır. Ancak Nebil Polisin evin etrafında önlem aldığını bilerek sakin bir şekilde eve girer. Evde kimse yoktur. Evde polisin eline geçmemesi gereken belgeler ve başka bölgelerden kimlik düzenlenmek üzere gönderilen kimi yoldaşların fotoğrafları vardır. Eve girer girmez, belgeleri yakmaya başlar. Polis de eve baskın düzenler. Çatışma başlar. Nebil yakması gereken belgeleri yakar ve çatıdan kaçmaya çalışır. Ancak ev, kuşatma altındadır. Çatıdan kaçmaya çalışırken, son mermisine kadar yaralı olarak çatışmaya devam eder ve yakalanır. Güney bölgesinden geldiğini söyleyen bu kişiyi bir daha da görmez.

Nebil’e gönderilen her iki not da aynı kişi tarafından gönderilmiştir. Bu durum Nebil’in kafasında soru işaretleri oluşmasına neden olmuştur.

Nebil, her devrimci gibi, örgütünün çıkarlarını kendi çıkarlarının üstünde tutardı. Belgelerin ele geçmesi durumunda olabilecek olumsuzlukları yok etmek amacıyla, hayatı pahasına polisin kuşatmış olduğu eve girer ve belgeleri yok eder. İşte Nebil, böylesine yiğit, güvenilir bir komünisttir.
E. Ulaşan “

NOT. Bu yazinin asli,  “nebil rahuma blogspot.com” da 4 subat 2009 carsamba gunu yayinlanmistir. İsteyen herkes ayni yaziyi orada da gorebilir)

Evet, E.Ulasan arkadasin’da soyledigi gibi nebil boylesine yigit,guvenilir bir komunistti. Boylesine guvenilir ve yigit bir komunistin nasil yakalandigi bu gune kadar hep karanlikta kalmisti. Bugun gercekler su yuzune cikmaya baslamistir. İcimizdeki hain’in kim oldugu sorusu bugune kadar,pek cok kisi tarafindan dillendirilmesine ragmen acik secik soylenememisti. Bilgiler birlesince durum netlesmektedir.

Mihrac Ural bu yaziyi okumus mudur dersiniz. Mutlaka okumustur.  Ustune dusmeyen her konuya baliklama dalan bu kisi, kendisini ilgilendiren konularda susmayi tercih ediyor. Neden dersiniz? Cevabi cok basit. Korkudan’dir. 

E.Ulasan acik yaziyor, Guney bolgesinden yani Antakya’dan) Nebil Yoldas’a  bir not geliyor, gonderenin  el yazisiyla yazdigi notun altinda ismi de var. Not’ta  yoldasin  verilen adrese gitmesi, kendisine, para ve silahlar verilecegi soyleniyor. Yoldas istenilen yere gidiyor ve polis pususuna duserek ayni yerde yakalaniyor. Tutuklanarak hapsedilen nebil yoldas kisa bir sure sonra hapishaneden firar ederek yeniden devrimci mucadeleye kaldigi yerden devam ediyor. Ihanet Nebil yoldasin pesini birakmiyor. Yine ayni kisi’den ve yoldasin hic tanimadigi bir baska sahis kanaliyla baska bir not  daha  geliyor. Her iki not’da ayni kisi tarafindan ve el yazisiyla yazili olarak gonderiliyor. Ve yoldas ayni pusuya  ikinci kez  dusurulerek bu sefer vurularak yakalaniyor.

Kimdir bu notu gonderen sahis?  Gonderdigi kisiler kimlerdi?  

Bu gune kadar, Nebil yoldasin nasil yakalandigi ,son derece sinirli sayida kisiler tarafindan bilinen evinin ,polis tarafindan nasil tespit edildigi hep karanlik ta kalmisti, muhbir’in kim oldugu tespit edilemediginde, yoldaslar arasinda, Nebil’in yakalanis bicimine iliskin pek cok spekulasyon yapildi, spekulatif haber ve dedikodularla bir cok insan hakkinda orgut icersinde kusku yaratacak haberler ucuruldu.  Kimsenin kimseye guvenemeyecegi bir ortamin sinsice temelleri atildi. Orgutsel yapimizin icersine nifah tohumlari ekilerek var olan hiyaresik yapimiz temelleriden dinamitlendi.Nebil yoldas’in yakalanmasi da bahane edilerek , bolgelerdeki  yerlesik yetenekli kadrolar kizaga alinarak yerlerine ,Antakya’dan cocuk denecek yasta  ve geldigi bolgeyi hic tanimayan yeni insanlar yerlestirildi. Tacettin Sari gibi, sonradan Suriye istihbarat orgutu muhaberat’in elemani oldugu anlasilan bir kisi Turkiye sorumlusu olarak atandi.

Kimdir bu kisii? Amac neydi? Nicin ve kimler adina hareket ediyordu?

Bu gun,  artik ismi tarafimizdan bilinen bu sahis , o gunlerde “ yoldasimizin yakanmasina sebep olanlardan hesap soracagiz” diye saga sola “ devrimci direnis’ nutuklari atarken,  kendi el yazisi  ile yazip gonderdigi not’tan hic bahsetmiyordu. Neden...?

Nebil yoldasa her iki not’u gonderen ayni kisi,ilk notu gönderdiğinde disardaydi. Ikinci notu gonderdiginde ise tutukluydu,yani ikinci notu hapishaneden yazdi gonderdi. Bu notu kendi iradesiyle mi yazdi,yoksa baskalarinin “ sen yaz biz gotururuz” talimati uzerine mi yazdi bilinmiyor. Bunun cevabini kendisi verecektir.

Mihrac Ural, bu sorularin muhatabidir.

Soru bir;  Mihrac Ural, E.Ulasan’in sozu edilen yazisini okumusmudur. Okuduysa neden cevap vermiyor?

Soru iki; E.Ulasan’in yazisinda bahsettigi  el yazili her iki not’u nebil yoldasa kim yazdi ?

Bu notlar senin  tarafindan yazildiysa nicin yazdin?  Not’lari gonderdigin kisiler kimlerdi?

Soru uc; Nebil yoldasa gonderilen bu notlari kendi iradenle mi yazdin, yoksa , birilerinin zorlamasi sonucu istemeyerek yazmak zorunda mi kaldin? Hangi nedenlerle yazdin?

Soru dort; Bugune kadar neden bu konudan hic bahsetmedin? Aciga cikmasindan korktugun bir neden mi var?

Soru bes: Nebil yoldasin oldurulmesine yonelik operasyonlarin kaynagi bu notu yazip yollayan kisi olduguna gore, bu notu yazip yollayan ve altinda ismi bulunan; Nebil yoldas’in cok iyi tanidigi bu el yazmasi not’u yazan kisinin sen olmadigini soyleyebiliyor musun? Tek bir cevap. SEN MISIN ...?

Nebil yoldas bugun yasamiyor,aramizdan ayrilali cok  zaman gecti. nebil yoldasi,orgutsel yapimizi az cok bilenler iyi bilirler. Kahpece olduruldu. Omuz omuza mucadele ettigi sozde ‘yoldaslari ‘tarafindan olduruldu. Katil zihniyet onu oldurmekle kalmadi. Sakladi.uzun zamandir ,istanbul’un bir kosesinde  ‘garipler mezarligi’da kan-ter icinde,kimsesiz yatmasina neden oldu.onu hep yuregimizde yasattik,sohbetlerimizde andik,aradik ama bulamadik. Adina siirler yazdik ,yigitliginden, orgutsel disiplininden ve fedakarligindan cok sey ogrendik.nebil yoldasin , huzunlu ama tutarli hayat hikayesini tek tek gururla dostlarimiza anlattik.herseye karsin, onun herkesten cok daha fazla layik oldugu ve ‘rahat uyu yoldas’ diyebilecegimiz bir mezara bugune kadar koyamadik.28 yil sonra biraraya gelebildik,hep birlikte el ele verdik aradik ve bulduk. En basta sevgili Hasan balci,Erkan Ulasan ve mehmet Yavuz arkadaslar olmak uzere, bu arkadaslara yardim eden diger arkadaslarin manevi destegi ile basardik bunu.Bugun artik ‘hos geldin yoldas’ diyebilecegimiz bir mezari  onu bekliyor.

Bu cabanin sonunda,nebil yoldasin sahsinda orgutumuze yonelik , orgutumuzun yigit militanina yonelik ihanetlerinde ip uclarini bulmak uzereyiz.Hain’in kulagindan tutup orta yere cikartmak icin biraz daha caba gerekiyor. Ilgili herkese gorev dusuyor...Hain’in cevabini bekliyoruz...

  Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir                     
Son Güncelleme: Pazar, 05 Nisan 2009 07:24