Şuanda 98 konuk çevrimiçi
engin küfür bilmez... PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazar, 14 Ekim 2012 08:56


Geçenlerde Paris’te idim ve İrfan Dayıoğlu ile de konuştuk.

Mihrac Ural’ın bana saldırırken kullandığı yöntem konusunda yaptığı bir belirleme dikkatimi çekti. Anladığım kadarıyla Mihrac Ural “sermayeyi kediye yüklemiş” ve “Engin küfür bilmez, küfür edersek etkilenir, bu işi bırakır, köşesine çekilir” diye düşünmüş.

Mihrac Ural ve çetesinin hareket tarzına bakarsanız, bu belirlemenin doğru olduğunu görürsünüz.

Mihrac Ural, Mehmet Yavuz, Hasan Balcı tümüyle aynı yöntemi kullandı: küfredersek Engin etkilenir, geri çekilir…

Etkilenmediğimi görünce şaşırmış olsalar gerektir. Bu kez ne yapsınlar, dağarcıkta başka sermaye de yok, o kadar çaresiz insanlar, bu nedenle küfretmeye devam ettiler.

Yine bir şey olmadı; daha doğrusu bana olmadı, onlara oldu.

Küfür bilmiyorum diyemem. Sonuçta Adana’da doğup büyüdüm ve iki yıl sekiz aylık hapishane yaşantımın yaklaşık yarısı da ülkenin seçme denilebilecek siyasi olmayan tutuklu ve mahkumları arasında geçti.

Bu nedenle küfür edebiyatım fena değildir ama karşımdakine sürekli küfür etmeyi marifet değil çaresizlik saydığım için genellikle küfür kullanmam.

Üstelik Türkçenin oldukça ince küfürleri vardır.

Örneğin karşınızdakine “Sizin mideniz dört bölüm galiba” dediğinizde, bu ona öküz demenin başka türlüsüdür.

Ya da “zeka yaşınız biyolojik yaşınızdan bile küçük” demek, geri zekalı demenin öteki çeşididir.

Mihrac Ural ve çetesi bu tür belirlemeleri anlamaz, bu nedenle de kullanmadım.

Eskiden beri söylerim, tekrar edeyim:

Bilgi, zeka, kültür düzeyi önemlidir ama lümpen-serseri kategorisine giren tiplerle uğraşmak için yetmez.

Bunları onların düzeyine inmeden nasıl tepeleyeceğinizi bileceksiniz.

Öncelikle uzun soluklu olacaksınız, karşınızdakilerin bütün numaralarını geçersizleştirecek kadar uzun soluklu…

Bunlardan pisliğin her türlüsü beklenir. Karakterleri buna uygundur ve bunun örneklerini de yeterince gördük.

Aynı hokkabaz gibidirler. Ortaya bir şey atarlar, tutarsa ne iyi, tutmazsa sanki onu söyleyen kendileri değildir, hemen başka şeye geçerler.

Bir noktadan sonra kaçınılmaz olarak komik oluyorlar, alay konusu oluyorlar.

Her numarayı denerler ve bunlardan etkilenmediğinizi görünce de ne yapacaklarını şaşırırlar.

Önceden söylemiştim, tekrar edeyim:

Mihrac Ural yıllarca bu tür numaralarla insanları susturdu.

Mihrac Ural’a karşı insanlarda öylesine büyük bir tepki vardı ki, “bu insanlar yıllarca neden sustu” diye düşündüm.

Mihrac Ural’ın Muhabaratçılığını bilmeyen zaten yoktu. Ek olarak devrimci cinayetleri, hırsızlığı ve diğerleri tümüyle olmasa bile büyük oranda biliniyordu.

Dört yoldaş Mihrac Ural’ın emri üzerine El Fetih’e saldırır ve bu saldırıda öldürülürler.

Arkasından “onlar İsrail’e karşı savaşırken şehit düştü” diye tören düzenlemeye kalkar!

Bitmedi, bu yoldaşların “kan parası”nı da Suriye hükümetinden almayı ihmal etmez.

Çok sayıda kişi bunu biliyordu, ben daha sonra öğrendim.

Biliyordu da neden konuşmuyordu?

Mihrac Ural tehdit ettiği için konuşamıyordu: Ajan derim, itirafçı derim, polis derim ve derim oğlu derim…

Aman bana bir şey denilmesin diye kimse konuşamıyordu.

Sen bu kadar ürkek davranırsan, karşındaki de her numarayı yapar ve yıllarca işi böyle götürür.

Aynı numaranın bu sitenin kendisi hakkında açıklamalar yapan yazarlarına yönelik olarak da tutacağını sandı.

Bunun için çetesiyle birlikte büyük çaba harcadı, ama olmadı.

Mafyanın bile düzeylisi vardır. Sicilya filmlerini izlediğinizde orada mafya çetelerinin birbirlerine karşı zeka dolu oyunlar oynadıklarını görürsünüz.

Bunlar suç örgütleridir. Cinayetten uyuşturucu işine, kaçakçılıktan kadın satmaya kadar para getirebilecek her işle uğraşırlar; ama sahip oldukları düzeyi de takdir etmek gerekir.

Mihrac Ural ise ayak takımı denilebilecek özelliğe sahip…

Sefil, düzeysiz, hava atmanın ve gösterişin ötesinde hiçbir şeyi bulunmuyor.

Adamları da bundan farklı değil…

İbrahim’in yaptığı bir belirleme doğrudur:

Mihrac Ural’ı 12 Eylül kurtardı.

12 Eylül olmasaydı, ülkedeki ortam biraz daha sürseydi, Mihrac Ural’ın ipliği pazara çıkmanın eşiğine kadar gelmişti.

Değişik bölgelerde adamlarıyla ne tür bir örgütlenme yaptığı gittikçe daha fazla açığa çıkıyordu.

12 Eylül ve ardından da Suriye Muhabarat’ı Mihrac Ural’ı kurtardı.

Suriye olmasa, Muhabarat olmasa, Mihrac Ural çoktan bitmişti.

Arkasından Muhabarat’ı çekin, Mihrac Ural bitmiştir.

Dikkate alınabilecek hiçbir özelliği yoktur.

Abartır, hava atar, insanları birbirine karşı kullanır, korkunç yalan söyler ve sadece bu özelliklerle de fazla gidilmez…

Sağolasın 12 Eylül, sağolasın Muhabarat…

Mihrac Ural hem Türkiye Cumhuriyeti devletine hem de Suriye devletine elinden geldiğince çabalayarak borcunu ödemeye çalıştı…

Ödeyebildi mi?

Bu onların sorunudur.

Mihrac Ural adlı ajana yapılabilecek en büyük kötülüğü yaptık; deşifre ettik, kullanılamaz duruma getirdik.

Yazının sonunu güzel bir küfürle bağlayacaktım ama vazgeçtim…