Şuanda 29 konuk çevrimiçi
mihrac ural ve dedesi PDF Yazdır e-Posta
antakya tarafından yazıldı   
Perşembe, 09 Nisan 2009 21:05


Anne tarafindan dedesi Hatayin Turkiyede kalmasi icin mucadele etmis…

Aşağıdaki yazı Antakya tarihine meraklı bir arkadaş tarafından iletildi. Önce okuyalım: 

Mihracin yazdigi 68. dosyada "Dedem CHP eski milletvekili Suphi Bedir ULUC" adi gecmektedir. Bu kisi annesinin babasidir. Zira Bedii ULUC (Antakya’dan tanirim, siyasi bir kisiligi yoktur) teyzesinin ogludur. Ben babasinin babasi olarak hatirladigim kisi, 68. dosyayi okuduktan sonra internetten yaptigim kisa bir arastirma sonunda (Google da Suphi Bedir Uluc yazip aradigimda Kirikahan Universiteliler Birligi sayfasinda  Kirikhanda Bir Kaymakam: Halefzade Sureyya Bey yazisinda ) annesinin babasi oldugu yargisina vardim.Mihrac degisIk bir cok yazisinda Iskenderun Liva'nin Turkiye tarafindan isgal edildigini sIk sIk dile getirir.Dogru ya da yanlis ama bunu isgalde sevgili dedesinin dahli oldugundan (bildigi halde) hic bahsetmez.

Soz konusu yazidaki paragraf :

"Ne yaptigimizi, ne turden kagit kestigimiz, icinde ne yazili oldugunu soruyorlardi. Bir saat icinde Carsi karakolun onü ana baba gunune donmustu. Anneler, babalar, teyzeler, komsu kadinlari en onde gurultu koparip duruyorlardi. Dar sokak dolmustu. Karakolun yani basindaki humus saticisi’nin (kaynatip ogutulen nohut puresi) tursu bidonlarinin devrildigini disaridaki konusmalardan,  biz karakol bahcesindeki hucrede isitiyorduk. Kalabalik artmisti. Basi Emire teyzem cekiyordu. Tum devrimcilerin anasiydi o. Muammer Dogan yoldasin yigitler yigidi annesi. Hepimiz icin zindan zindan kosan bir kahraman anaydi. Polislere agir sozler soyluyordu. Polis ne yapacagini sasirmisti. Telefonlar ediliyor emniyet mudurlugune ancak bir sonuc yoktu. Uzerimizde hicbir sey yakalanmamisti da. Bu ara dedem CHP eski Milletvekili (1950) Suphi Bedir Uluc da karakola yetismisti. Kendini tanitti, komiser eski parlamenteri tanimiyordu. Karakoldaki komiser, Emniyete Mudurlugune telefon ediyor yine bir sonuc cikmiyordu. Karanlik basmak uzereyken, uzerimizde hicbir seyin olmamasi, kimsenin de davaci bulunmamasi uzerine, ifadelerimiz alinip imzalarimiz atilinca bizleri serbest biraktilar." 

Soz konusu, Kirikhanda Bir Kaymakam: Halefzade Sureyya Bey, yazisindaki Suphi bedir ULUC ile ilgili pagrafi gonderiyorum. 

"Sureyya Bey gorevinin resmen sona ermesinden sonra evini, ailesini yeniden Antakya’ya nakletti ve arazisi ile, ozel isleriyle ugrasmaya basladi. Bu arada Hatay’in Turkiye’ye katilmasi icin calisan kadroya fiilen katildi. 1937 intihap yazimlarinda Osmaniye Mahallesi Turk cemaat mumessili olarak kayitliydi. 

Bu donem Iskenderun’da yayinlanmakta olan ve Hatay’in Suriye’de kalmasi, Araplastirilmasi icin mucadele edenlerin organi olan El Liva gazetesi, Sancaktaki Fransiz gorevlilerini ve Suriye Hukumetini devamli sIkistiriyor, Turkler aleyhine kiskirtiyordu. 29 Nisan 1937 tarihli El Liva, bu tutumuna paralel olarak, sancak’ta haklarindan emin olan Arap memurlarin rahat ve kendi hallerinde oturmalarina karsilik, Turk memurlarin Turkiye propagandasi yaptiklarini, hattâ sapka giydiklerini..., Kirikhan Kaymakami Sureyya Halef’in azlinin kâfi olmadigini, hukumet dairelerinde atilmaga mustehak daha bir cok memurlar bulundugunu ... yaziyordu. Fakat nedense Sureyya Bey’in gorevden alinma sebebini resmen aciklayan, mantikli ve gecerli sebep gosteren bir gorevli cikmiyordu.

Sureyya Bey, gelismelere bakarak Hatay’in kisa bir sure sonra Turkiye’ye katilacagini umuyordu. 27 Mayis 1937’de Milletler Cemiyeti’nde Sancak Anayasasi’nin kabul edilmesi uzerine umitleri kuvvetlendi. Hatta, hâlâ takip altinda ve bolge disina cikisi yasak olmasina ragmen buyuk haberi Turkiye’de ogrenmek icin kacak olarak Haziran 1937 basinda Adana ’ya gitti. Tarih 2 veya 3 Hazirandir. Orada Yeni Otel’de o gunlerde Adana’da bulunan Abdullah Cilli, Suphi Bedir Uluc ve Dervis Kunefeci ile karsilasti. Bu gurup, Sukru Kaya’nin Hatay’dan bir heyet istemesi uzerine Turkiye’ye gitmis, Adana’da karsilasip gorusmusler, goruslerini aciklamislar ve Hatay’daki Alevi vatandaslarin Turk olduklarini efkâri umumiyeye ilan etmislerdi. Heyetin Ataturk’le de gorusmesi planlanmisken, yasli olan  Dervis Kunefeci’nin hastaligi yuzunden bu bulusma gerceklesememistir. 

Kaynak: Mehmet Tekin: Antakya Tarihinden Yapraklar ve Halefzade Sureyya bey; Kultur Ofset Basimevi, 1993. Antakya" 

Yukarıda yazılanlardan hareketle „Mihrac’ın hainliği sülaleden geliyor“ gibi bir sonuca varmayacağım. Sadece Mihrac Ural adlı soytarının gerçeğin nasıl işine gelen yanını aldığını sergilemek istedim. Bu durum Nebil Rahuma konusunda da böyledir, başka konularda da böyledir.

„Dedem ne yapmışsa yapmış, bana ne“ diyemez…

Soytarıda insanları kandırmak karakter haline gelmiş…

Son Güncelleme: Perşembe, 09 Nisan 2009 21:09