Şuanda 56 konuk çevrimiçi
feodal sol PDF Yazdır e-Posta
J. Mildanoglu tarafından yazıldı   
Pazar, 26 Nisan 2009 13:36


Baska isim yok...

Asagidaki yaziya bu sitenin okurlarinin ulaşması mümkün değil... 1968-72 yillarindan birbirlerini tanıyan insanların oluşturduğu, ancak üye olunarak girilebilen sitelerde yayınlanıyorlar.

Aşağıdaki tanıklığı önemli bulduğum için sizlerin de bilgisine aktarıyorum.

Ertuğrul, Şirin'in cenaze töreninde, o yıllarda da devrimci mücadele içinde kadınların kendilerini ifade etmelerinin zor olduğunu, Şirin'in bir istisna olduğunu anlatır.

Feodal sol, en iyi isim bu galiba...

 

Sevgili Dostlar
Sirin Cemgili ben de tanidim ama ben sizlerin aksine Hasdal ve Selimiye de ki
"gozetim" gunlerinden tanirim...
5 Ocak 1981 tarihinde is yerinde hakkimda ki ihbar uzerine goz altina alindim.
Daha once ki bir iletimde bahsetmistim.
Goz altina alinip once Beyoglu karakoluna sonra 1.subeye sonra da
sendikacilarin yogun olarak bulundugu Hasdal kislasina goturuldum.
Hasdala teslim edildigimde kogusta Orman Fakultesinden iki ogrenci kiz vardi.
Biri sol elini kullanamiyordu, elleri, kollari ve yuzu yanikti. Haklarinda ki
ihbar bomba yaparken patlamis ve sakatlanmis. . yonundeydi. Oysa kizcagiz daha
bebekken ustune kaynar su dokulmus ve o gunden beri boyleymis... . 
Ihbarcinin vicdani yok!
Bizim kogus, gozaltindan sorumlu Binbasinin odasinin karsisindaydi ve bizden
baska kadin olmadigi icin de kapiyi arkadan kilitliyorduk. ..  Yani biz,
gece kendi kendimizi kilitiliyor, guvenligimizi sagliyorduk. Koridorun sonunda
ki WC ye gece gitmek yasakti.
Bir kac gun sonra sabaha karsi kapimizi caldilar sert bir sekilde acin dediler.
Actik, iceriye sirtinda gri, balik sirti bir manto giymis neredeyse bem beyaz
uzun sacli bir kadin girdi. Cok yorgun ve soluk gozukuyordu. Iki kasinin
arasida derin cizgiler vardi. Gozleri ice cokmus yuzu kararmisti. Cok hastaydi.
Birinci subede cok hirpalanmis iskence gormustu.
Hos geldin dedik karni acti 1, subeden geliyordu, hemen elektirikli ocagin
ustunde cay demledik. karnin doyurdu. Adi Sirin mis Ne biz bir sey sorduk ne o
soyledi. Hemen uyudu.
Ertesi gun sohbet ederken Binbasinin postasi Sirin Cemgil sorguya diye
seslendi. Diger iki kizla bakistik. Acaba Sinanin akrabasi mi diye sorduk
birbirimize.
Sorgudan dondugunde onun karisi oldugunu ogrendik. Ben cok sevinmistim ama
kizlarin pek hosuna gitmemisti. Bana ilk gunden cok yakin davranmislardi,
onunla ise mesafe koymuslardi. .
Sirinin odada olmadigi bir anda neden soguk davrandiklarini sordum. Sinandan
sonra baska biri ile evlenmis olmasina kiziyorlarmis.
Sonra ki gunlerde cok yakinlastik. Odanin musterileri bir kac gunde bir
degisiyor daha cok sendikal nedenlerle gelenler, is yerlerinden
alinanlar...  Cok konuda tecrubeliydi, ozellikle sorguya gidenlere verdigi
taktikler ise yariyordu.Sorgudan sonra serbet birakilanlar oldukca
seviniyorduk.
Gazete okuma sansimiz vardi.
Sirin gazeteleri bizden farkli okuyordu. Onun yaptigi yorumlar beni hayrete
dusuruyordu. Gazetelerin satir aralarini okumak nedir ondan ogrendm.
Aksam sayimina gelecek
askerleri ayakta beklerdi. Onlar girdiginde ayaga kalmaka icin...  Cok dogru bulup biz de aynisini yapmaya
baslamistik. Okudugumuz romanlardan, filmlerden bahseder bazan da sessiz sinama
oynardik. Ogrenci kizlar da alismislar eskisi gibi davranmamaya baslamislardi. Bazan
huzun bazan nese...  Cokca da sohbet
etmistik. Benim evliligimi cok cesaretli bulup beni kutlamisti.  Zakarin askerde olusundan  da kaygi duymustu.
21 gun kaldigim gozetimden
once kizlar sonra ben gonderildim. Beni yolcularken ciktigina hem uzuluyorum
hem seviniyorum dedi. Sarilip vedalastik. Beni mahkemeye cikarmadan gozalti
kumandanliginin emriyle serbest biraktilar.
Aradan bir hafta gecmisti ki hakkimda yeni bir ihbarla tekrar gozaltina
alindim. Yine Beyoglu karakolu, 1. Sube ve Hasdal.
Hasdala girerken beni, onlari ziyarete geldim sanan askerler ve Binbasi guler
yuzle karsilamis yanimda ki polislerin agzi acik kalmisti. Binbasi tekrar
gozaltina alindigimi anladiginda, polislere donup siz o ihbarcilari gozaltina
alin diye zilgit cekmisti...  (Bu arada alakasiz bir not duseyim. Benim
teknik ressam oldugumu duyan askeriyenin bilimum komutanlari bana cizdirecek
bir seyler bulmus kaldigim sure icerisinde cok islerini yapmistim. En onemlisi
ise ikinci gidisimde tutuklu koguslarinin planlarini ve cezaevinde kalanlarin
resimlerinden olusan bir pano hazirlamistim. Puf noktasi suydu: Her panoda ki ucuncu
resim kogus muhbiriydi!. .. )
Sirin Selimiyeye gonderilmisti. Binbasi mutlaka tutuklanmistir gidersen
gorursun demisti.
Hasdal da iki hafta daha gozaltinda kalip Selimiyeye sevk edildik. Edildik
diyorum cunku bu sefer benle birlikte isyerinden 12 kisi daha vardi. Bu da ayri
bir yazi konusu olacaktir.
Selimiyede buyuk bir salonda ac susuz saatlerce bekletildikten sonra gece
yarisi koguslara gonderildik. Kalabalik gozetim kogusuna girdigimde acliktan ve
yorgunluktan bitkindim. Birden kalabaligin arasindan Sirin karsima cikti ve biz
kucaklastik. Hala gozetimdeydi ve makemeye cikarilmamisti daha... Beni agirlama
sirasi bu sefer ondaydi.
Tanidik bir yuz gormek beni cok sevindirmisti. O gece kogusa benle birlikte
Halkin Kurtulusu gurubundan 11 kiz daha gonderilmisti. .. (Onlarla ilgili ayrica
yazacagim)
Ben sendikal nedenlerle goz altina alindim dedigim icin kabul gormustum. Zaten
pek soru sorulmuyordu. .. 
Kogus cok kalabalikti. Simdi sayiyi hatirlamiyorum ama her halde yatak
sayisisnin uc kati kadar kalan vardi ki neredeyse nobetlese uyunuyordu.
Ranzalari birlestirmisler arada bosluk birakmamislardi. Sirin’in alt katindaki
ranzaya yerlestim. ilk gece yorgunluktan deliksiz bir uyku cektim. Sabah
sayimdan sonra basladik sohbete. O kadar ozlesmisiz ki kimse bizim eskiden
tanismadigimiza inanmadi... 
Sirinin sagligi daha da kotulemisti. Surekli oksuruyor ve burnunu siliyordu.
Doktor sansi hic yoktu disaridan ilac da aldirilmiyordu.
Tutuklu koguslari cezaliydi.
Havalandirma ve alisveris yasaklanmisti, Yemekler berbatti. Gozetim kogusu
alisveris yapa biliyordu. Her sabah askere, sigara, sut, yogurt, yag, zeytin,
peynir, cay ve seker den olusan siparisleri ikiye, uce, dorde bolerek aldira
biliyorduk. Yani bir sise sut iki kisilikti.. Herkes adina siparis veriyor
sonra havalandirmaya ciktigimiz zaman, kalabalik yapip nobetcilerin goruslerini
kapatip tutuklu koguslarinin kapilarinin kucucuk pencerelerinden iceriye
tutuklulara veriyorduk.. ..
Selimiye, Hasdaldan cok
farkliyi. Bunda Hasdal da kadinlarin cok az olmalari ve kogusun mecburen subaylarin
katinda olmasi, diyalog imkanlarinin bulunmasi ve bizlerin bunu en iyi sekilde
kullaniyor olmamizdi.
Selimiye ise neredeyse 1.5
metrelik kalin duvarlarin arkasinda soguk karanlik gunes girmez bir yerdi. Kis
aylari olmasina ragmen kaloriferler hic yanmiyordu.Herkes nezle ve giripti,
soguktan ellerimiz ayaklarimiz sisiyordu...
Bodrum katta olan kogusumuzun
penceresi yoktu kalin aliminyum borularla bir baca yapilmis havalandirmayi
oradan sagliyorlardi. Ara sira baca agzina park edilen kamyonlarin eksoz
gazlari iceriye doluyor, kapi da kapali oldugu icin zehirlenme tehlikesi
geciriyorduk. Her seferinde isyan cikarip bagirip cagiriyor gurultu yapiyor
askerleri yardima cagiriyorduk. Bir keresinde askerler gurultu uzerine iceri
girip joplarla vurmaya basladilar. Arbede uzerine gelen cezaevi komutanina
Sirin durumu anlatti. Yasca buyuk oldugu icin askerler ona pek ilismiyordu.
Agirlikli olarak bizim o zaman gosist dedigimiz kesimlerden kadinlar vardi. Her
an kavga cikarip bagirip cagiriyorlardi. Kapida bekleyen er le kavga etmeyi
Evrenle kavga etmekle es tutuyorlardi.
Kogustan bazan da subeye geri
goturmek icin birilerini aliyorlardi. Iste o zaman kiyamet kopuyordu. Her an
bir olay oluyordu. Herkes tetikteydi.
Ben sendikaci olarak girip
ciktim. Benim gibi baska “sendikacilar” varmiydi bilemiyorum. Sirin’e bile oyle
soylemistim.
Dev yol, Dev sol THKPC li
kadinlar agirlikliydi kogusta. Sirin’e onlar da tavir almislardi. Cok da
saygisiz davraniyorlardi. Bir kac kez ayip ediyorsunuz dedigimde onun Sinana
ihanet ettigini soyluyorlar. Sinanin karisinin baskasiyla evlenmesini kabul
edemiyorlardi.
Kogustan her gun bir kac kisi
nobetci makemeye cikariliyor ya serbest birakiliyor yada tutuklaniyorlardi.
Ozellikle Dev genc takimi tutuklanmak icin buyuk caba sarf ediyor devrimi
iceriden yapacaklarini zannediyorlardi. Tutuklandiklarinda inanilmaz gurur
duyuyor sol yumruklarini havaya kaldirip “venseremos” diye bagirarak kogusa
donuyorlardi. Herkes etrafini aliyor ve beraber olacaklari icin daha cok
seviniyorlardi. Sirin ben ve bir kac kisi daha onlara hayret ve dehsetle bakip
akil sagliklari ile ilgili uzuluyorduk. Biz bir an once buradan kurtulmak
gerekir derken onlar bizi korkaklikla, kackinlikla sucluyorlardi. Bir kac
tartismadan sonra Sirin onlarla ilgilenmekten vaz gecmis bana da aman karisma
bunlarin ne yapacagi belli olmaz demis beni uyarmisti. Kendisi de onlarin
satasmalarina igneli laflarina aldirmiyor gorunuyordu. Ama yuzundeki huzun hic
gitmiyordu.
Ben isyerinden alinmistim. Is
yerinde pantolon giymek yasakti. Hep etek ceket giyiyordum. Dolayisi ile
bakimli olmam gerekiyordu. Cantamin gozunde bir kac renk goz boya kalemi bir
ruj ve iki tasli toka vardi. Hastalda da kullanmistik. Kizlari boyayip hakim
karsisina gonderiyorduk. Tutuklanmaya hevesli kizlardan baska, saci basi derli
toplu makyajli kadinlari goren hakim bundan bir sey olmaz deyip tahliye ediyor
olmaliydi ki kimi susleyip gonderdikse tahliye oluyordu. “Hadi beni boya
mahkemeye cikiyorum” diyenler cogaldikca  cok bozulup tartisma cikariyor bizi asagiliyor
ve burjuva olmakla sucluyorlardi. .. En cok da Sirine kiziyorlardi, ben zaten
sendikaciydim ama o Sinanin karisi idi! Ona o kadar yukleniyorlardi ki zaman
zaman yuksek sesle de dillendirip Sirinin canini sikiyorlardi. Bazan da mars
soyleyip ... “Sinani vurdular”.... diyerek Sirini bakislariyla taciz
ediyorlardi.
Oysa Hasdal da beni hanim
hanimcik goren komutan kendilerine gonderilen kiyafet uyarisini bana da
okutmustu. Cok acik ve netti. Saclari at kuyruklu, uzun etekli, botlu, heybe
cantali, makyajsiz ve yakalarinda seramik hamurundan yapilma toplu ignelere
yapistirilmis karanfiller tasiyan...  diye tarif ediliyordu.. .. 
Komutan “bunlar o kirmizi
karanfillerden taniyorlarmis birbirlerini” diyordu... Bilmiyordu ki o
karanfilleri imal edenlerden birisi de bendim... J
Ben Sirini ardimda birakip
yine ondan once tahliye oldum. Beni ugurlarken simsiki sarilip aglastik. Seni
bir daha buralarda gormeyeyim dedi...
Ne yazik ki bir daha da gorusemedik.
Simdi cok uzaklarda kalan o
gunleri ve Sirini ne yazik ki Sirin arkadasimin olumu uzerine bir kez daha
andim.
Hep merak ederdim Sirin nerede diye. Sizlerin de tanidiginizi onun olumu uzerine ogrenmem de benim icin ayrica
aci verici.
Hep yaziyorum ve yazacagim.
Insanlarimiz olmeden once degerlerini bilelim. Arkalarindan agit yakmayalim. Olum
ilanlarini degil onlarla paylastiklarimizi  okuyalim.
Jale Mildanoglu