Şuanda 28 konuk çevrimiçi
orgut ici insan kacirma PDF Yazdır e-Posta
Hasan Cabir tarafından yazıldı   
Cumartesi, 06 Haziran 2009 05:42


Mihrac Ural, bizim ‘yüz karamızdır’ bazı arkadaşlar soruyor.’’boyle bir adamı içinizde nasıl barındırabıldiniz’’ cevabı çok basit. Surıye’nin kendine ozgül  kosulları ve Mıhrac’ın Surıye’deki ‘’ karanlık ilişkileri’’...Kendi yoldaşlarına karşı bu kadar kin ve nefret dolu böyle bir hain’in içimizdeki tahribatları yazılanlardan da ötedir. Refik Bugdaycı ve Mehmet Koc’tan sonra sırada Hasan Cabir vardı. Onu da bugün  devrimci kamuoyunun gündemine getırıyoruz. Buna benzer pek çok bilgi ve belge bulunuyor.sırası geldikce yayınlayacagız.Aslında,Mihrac  Ural pısliginin tahribatları örgütümüzle sınırlı degil. Orta-Dogu’da, bulunan devrimci örgütler çok iyi bilirler. Bir gece yarısı evlerınden alınarak yıllarca haber alınamayan devrimci orgut temsılcıleri  vardır. Kimler tarafından ve ne maksatla alındıklarını bilmezler. Orta-Dogu’ya çalışmak için gelip Mihrac’ın agına düşen onlarca insandan hala haber alınamamıstır. Şu anki konumuz bunlar olmadıgı için üzerinde durmuyoruz. Her seyın bir sırası olmalı...

Ihbar, tehdıt ve gözdagı vererek ınsanları susturmaya çalışan bu kirli katil ‘in suçlarını saymakla bitirmek mümkün degil. Kendisine sordugumuz sorular var, cevap vermesinı bekliyoruz.1988 yılında İNKAR ETTİGİ EL YAZMASI İHBAR MEKTUPLARI NE AMACLA YAZILDI? NASIL YAZILDI? Bunları acıklayacagım ama önce cevabını beklıyorum. 20 sene önce,’’.. BENIM EL YAZIM DEGİL DİYE İNKAR ETTİGİ IHBAR BELGELERİNİN İÇ YÜZÜNÜ AÇIKLAYACAK MI? Yoksa İNKAR ETMEYE DEVAM MI EDECEK.

ÇOK İYİ DÜŞÜNÜP GERÇEGİ NAMUSUYLA ANLATMASI İÇİN YETERİ KADAR SÜRE VERDİK BEKLİYORUZ. Adı geçen ‘’ el yazılı’’ belgede. Düştügü notlar var. Örnek olsun . ‘’... BOHSİN EYLEMİ GİBİ’’ diye not düşmüş. Bu ne demek.? ‘’ FİLİSTİNLİLERLE ASKERİ KONSEY TOPLANTISI YAPILACAK’’ diye düştügü notlar var. 20 sene önce ‘’...BUNLARI IBRAHIM YALÇIN MUHTEMELEN HALEP’TE YAZMIŞ GÖNDERMİŞ’’ diye yazdı. KENDI YAZDIGI YAZIYI INKAR ETTI. Hala aynı fikirde mi? Cevabını bekliyoruz. Mihrac Ural’ı tanıtmaya devam ediyoruz. 20 sene önce MIHRAC’ın ne dedğini ve ne yaptıgını anlamak için. HASAN CABİR’in adı geçen donemde yaıp yayınladıgı belgeyi yayınlıyoruz...Mıhrac Ural’ın kim oldugunu bilmek için dikkatle okunmasını öneriyoruz...

İBRAHİM YALÇIN

YOLDAŞLAR...                

Örgütümüz ,THKP-C(ACİLCİLER) tasfıye edılerek,devrimci öz ve sınıfsal  içeriginden  soyutlanmıştır.gerek Orta-dogu’da yaşayarak gördügümüz olumsuzluklar,gerekse de avrupada yaşanan rezaletler karşısında tavırsız kalmanın, tarafsız olmanın imkansız hale geldigini açıkca dayatmıştır.              

12 eylül askeri faşist darbesinden kısa bir süre sonra, örgüt kararıyla önce Orta-dogu’ya,ardından Yunanistan,Almanya,Fransa,İsviçre ve tekrar Orta-Dogu ve yunanistan olşak üzere verilen tüm görevleri gücüm oranında ve tam bir örgütsel disiplin anlayışıyla yerine getirmeye çalıştım. Türkiye devrimi ugruna yapamayacagım hiçbir görevin bulunmadıgını,bugüne kadarki pratik mücadele içersinde beni tanıyan yoldaşlar bilirler.            

 Yurt-Dışı’na çıkarken,kalıcı degil geçici oldugumuzu sanıyor,ülkeye yeniden dönecegimiz günleri sabırla bekliyorduk. Yönetici yoldaşlarımızın da böyle düşündüklerinden(!) kuşku duymuyorduk.Zaman geçip olayların daha yakınına yaklaştıkca,idealimizdeki örgüt yapısıyla,içinde bulundugumuz’’ örgüt’’ mantıgının çakışmadıgını gördüm. Orta-Dogu2yu çok iyi ve ilişkilerini bütün yönleriyle tanıyan yoldaşların birisi olarak,adı geçen alanın,ülkemiz devrimi için söylenildigi gibi cıddi bir katkı aracı olabilecegi ‘’gerçegine’’ olan inancım söndü ve giderek te yok oldu. 1982 ayrılıgı ve ayrılan yoldaşlara karşı takınılan tavır ve atılan çirkin suçlamalar,sonuçda, ‘’ ŞEYH’’ Müntecep Kesici yoldaşın öldürülmesiyle  bastırıldıgı sanılan başkaldırı,ikinci ve bugünkü gelişmelerin habercisiydi. ŞEYH yoldaşın öldürülmesi karşısında duydugum titsintinin farkında olan örgüt yöneticilerinin beni apar topar Avrupaya yollamaları yetmiyormuş gibi, Avrupa’ya giderken verilen görevler karşısında bir kere daha yıkılmaktan kendimi alamadım. Kendimi,Türkiye devrimi için hazırlıyor,Türkiye devrimine  karşı  sorumlu hissediyordum.Orta –Dogu’da bulundugum süre içersinde gördügüm,oradan ayrılırken( bu ikinci gelişimden sonraki ayrılık oluyor) ögrendigim yeni ‘’ görevim’’,  örgütüm le  ilişkilerimin yeniden gözden geçirmem  ve değerlendirmem için önemli bir fırsat yarattı. Türkiye devriminin ve işçi sınıfı mücadelesinın olmazsa olmaz gereklerini savunanlar örgütlenmenin uzagına atılıyor ve baska amaçlar için kullanılıyordu. Avrupa’daki ‘’ görevimi yaparım diye ‘’ söz’’ vermeme ragmen, asla ve asla yapmayacagımı biliyor,sırf orta-dogu’yu terketmek için aradıgım fırsatı( bu kavramı üzülerek kullanıyorum) bulduguma seviniyordum. ‘’ ...Bir taşla iki kuş vurmak isteyenlere verılecek cevabım vardı. Ve bu cevabı vermek için samimi ve devrimci özlerinden hiç birsey kaybetmemiş yoldaşların toparlanarak,örgütlü muhalefet edebilecek bir yapı oluşturmaları gerekiyordu.... o gün bu gündür.     

Örgütümüzün Avrupa kanadı tamamen tasfiye edilmiş olmasına ragmen,bu alanda bulunan sorumlu tasfıyecılerin ipligi pazara çıkmışken,örgüt olanaklarını kendi kişisel çıkarları icin kullandıkları acık açık bilinirken  ve bir gün ‘’üye’’ muamelesı yapılan yoldaşlara,ikinci gün,’’ üyeligin donduruldu’’ yada ‘’ atıldın’’ diye, ciddiyetsiz vede samimiyetten uzak gülünç yaklaşımlarda bulunuluyor, üçüncü gün, yeniden ‘’ üye’’ sın dıye çagrı yapılabılınıyordu. Ortada ciddi bir örgüt yapısının olmadıgı,örgütümüzün acemi çocukların ellerınde ve bırtakım sonradan turedilerin,’’ yaşam güvencesi’’oldugu,açıkca görülüp gözlenebılıyordu.             

Örgütümüz,THKP-C(ACİLCİLER) bizim bildigimiz militan yapısından sıyrılmış devrimci özünü kaybetmişti. Bu durumları farkeden yoldaşlar, üyelik vasıflarını yerine getırmiyor,aıdatlarını ödemiyor,görevlerini yapmıyor,önemsemiyor,kuru-sıkı palavralara artık kanmıyorlardı. Örgüt sorumlusu olacak insanlar bile,bu durumu farkettikleri için, hicbir yoldaşa görev ve sorumluluklarını hatırlatabilme moralini kendilerinde bulamıyordu. Disiplinsizlik ve başıbozukluk almış başını gidiyor, sanki uzaydan gelecek bir ‘’ mehdi’’ bekleniyordu. Böylesine karmaşık ve dagınıklıgın boy verdıgı örgüt birimleri, ‘’ KONGRE’’yi umutla beklemeye başladı.             

1.KONGRE’den hemen sonra, İSVİÇRE’den telefon ederek MIHRAC URAL’a avrupada’ki karmaşayı bıldıgı halde, bilmiyormuşcasına teferruatlarıyla anlattım.  Bana,’’... ben herseyi biliyorum. Yakında, avrupa’ya CEMAL ( İBRAHİM YALÇIN) yoldaş gelecek. Bütün sorumlulugu CEMAL yoldaşa verdik, ona güveniyoruz herseyi düzeltecek birisi, tam istediginiz bir yoldaş. Biraz daha dayanın yoldaşlar’’ Dedi.            

CEMAL ( İBRAHİM YALÇIN ) yoldaş, böyle bir ortamda tam yetki ile gelmesine ragmen, yıllardan beri burada bulunan ve tüm örgüt yapısını darmadaın etmiş eski ‘’ yönetici’’lerle çalışma olanagı bulamadıgı için, örgütten ayrılma, örgute sahip çıkma yada bir başka örgütlenme ile bütünleşme  sorunu hızla tartışmaya başlandı.  Aylarca süren toplantı ve tartışmalar sonunda, benimde içersinde bulundugum ve ‘’TURKIYE KOMÜNİST EMEK PARTİSİ’’ saflarına katılma yanlılarının diger egilimleri ‘’ ikna ‘’ etmesi sonucu, TKEP’i ile kaynaşma ve TKEP içersinde devrimci mücadelemizi sürdürme kararı aldık. THKP-C (ACİLCİLER) den MİHRAC ile birkaç kere ve kendisinin israrlı talebi üzerine görüştüm. Bütün gürüşmelerimde ,bir daha ACİLCİLER ıle beraber olamayacagımı açıkca belirttim ve ‘’ HERSEY DÜZELECEK’’ vb türden her zamanki taktiklerine inanmayacagımı,birlikteligimizin, örgütsel ve siyasi bütün yömleriyle koptugunu bildirerek,yeni yönelimizi de yakında kamuoyuna açıklayacagımızı bildirdim. MİHRAC bana,sürekli olarak CEMAL yoldaş aleyhine konuşuyor,aklına ne gelirse sıralıyor(!)du. ‘’ ...Bir daha düşün yoldaş’’ diye israr ediyordu.            

Kesin tavrım karşısında,ACİLCİLERİ kızdırmış olmalıyım ki,bazılarını hiç görmedigim birtakım adamlar tarafından,bu konuşmadan birkaç gün sonra, iş  yerimden zorlama bir yöntemle(!) alınarak MİHRAC’ın EV’ine KAÇIRILDIM. Ve bir evde zorla 3 gün misafir(!) edildim. ‘’... CEMAL’i  BİR DAHA GÖRMEYECEKSİN KONUŞMAYACAKSIN VE BÜTÜN SİYASİ İLİŞKİLERİNİ KESECEKSİN ‘’diyorlardı. Herzaman ‘’ DERNEKLERİNE GELMEMİ’’ istiyorlardı.Bütün evraklarımı elimden almışlardı. Daha önceden hazırladıkları uyduruk bir tutanaga imza atmamı ıstıyorlardı. İçimdem gülüyordum ama bir taraftan da kendimden utanıyordum. Demek ki ben,bu zamana kadar böylesine zavallılaşabilen  insanlarla  devrime yürümüştüm. Hersey bir yana, ailevi sorunları yüzünden ‘’meyhane’’lerden cıkmaz olan, her gece sabahlara kadar meyhane meyhane kendisini aradıgım ZAFER’in bile beni sorgulaması(!)na çok üzülmüştüm. Bir başka örgüte geçersem............ bunları anlatacagımdan korkuyorlardı ve kendilerince ‘’tedbir’’ alıyorlardı. Devrimciligin böylesine ayaklar altına alındıgı bir örgütlenme içersinde kalınıp kalınmayacagını, devrimci kamuoyu’nun vijdanına bırakıyorum. Bu ınsanlar tarafından bana yazdırılan hersey kendilerinin olsun diyorum.          

Tüm yoldaşlarıma ve devrimci kamuoyuna  ilan ediyorum ki, THKP-C (ACİLCİLER) ile aramdaki ayrılıgımın maddi temeli; Önce örgütsel, sonra siyasal ve ıdeolojiktir. TKEP içersinde yer almak istememin nedenleri ise. İdeolojik politik egilimlerimin, bu parti içersinde hayat buluyor olmasındandır.

YAŞASIN KOMÜNİSTLERİN BİRLİGİ...!

KAHROLSUN TASFİYECİLER...!

HASAN CABİR...

Son Güncelleme: Cumartesi, 06 Haziran 2009 05:53