Şuanda 134 konuk çevrimiçi
35-40 yıl öncesinde yaşamak... PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Salı, 12 Mayıs 2015 07:34


Geçmişte yaşamak sadece devrimcilere özgü değil, tam karşısındakilerde de aynısını görebilmek mümkündür.

12 Eylül öncesi solun bilinen isimleriyle yapılan söyleşileri okuyorsunuz.

Söyleşinin neredeyse dörtte üçü 35-40 yıl öncesiyle ilgili…

Bu ilgililik iki yönden: söyleşiyi yapan soracak başka soru bulamıyor, söyleşi yapılanın da o dönemden sonra anlatabileceği fazla bir şey bulunmuyor.

12 Eylül’ün üzerinden 35, çok kişinin değişen infaz yasasıyla hapisten çıktığı 1991’in üzerinden ise 24 yıl geçti…

Daha öncesi tabii ki anlatılsın, başarı ve başarısızlıklar değerlendirilsin; bunlar gereklidir, yararlıdır. Ama 24 yıl gibi uzun bir zaman için anlatılabilecek fazla bir şeyin bulunmaması bu arkadaşların günümüzdeki durumunu göstermek için fazlasıyla yeterlidir. Bu arkadaşların halen politik olarak aktif ve sorumlu düzeyde bulundukları da dikkate alınırsa, devrimci hareketin günümüzdeki durumu da böylece ortaya çıkmaktadır.

Aradan neredeyse çeyrek yüzyıl geçmiş ama “başardık” denilebilecek çok az şeyden söz edilebiliyor.

Bunun nedenini “sosyalist harekette rekabetçi anlayış”ta görmek, bunun en azından kendileri tarafından aşıldığını söylemek pek bir şey ifade etmiyor.

1990 sonrasında dünya çok değişti. Bu dünyayı özellikle de eskilerin daha iyi anlamış olması gerekirdi. En azından teorik düzeyde daha iyi anlayabilirlerdi. Anladıklarını sanıyorlar ama her olayda böyle olmadığı ortaya çıkıyor.

Gençlerin düşünme ve davranış tarzı karşısında şaşırıyorlar ve kendilerini onlara uydurmaya çalışıyorlar.

Bu yaklaşım iki yönden doğru değildir.

Birincisi: şaşırmanız sizin son 25 yılın koşullarından pek bir şey anlamamış olduğunuzu gösterir. Bu şaşırmanın çoktan aşılmış olması gerekirdi.

İkincisi: gençlerin her yönelimini doğru mu buluyorsunuz? Yeni bir sol kuşak yükseliyor, bunu hayatın değişik alanlarında görmek mümkündür. Sizin bu sol kuşağa verebileceğiniz anılarınızdan başka bir şey bulunmuyor mu?

Yeni ve genç sol kuşak farklı şeyler söylenmesini bekliyor. Bu beklentiye “sosyalist demokrasi” gibi içeriksiz bir söylemle cevap verilemez.

İçeriksiz bir söylem çünkü geçmişteki neredeyse hiçbir şeyi “sosyalist demokrasi” eksikliğiyle açıklayamazsınız.

Reel sosyalizmin çözülmesi ana neden olarak sosyalist demokrasi eksikliğine bağlanıyor. Reel sosyalizmden kapitalizme geçişi, bu büyük değişikliği, ekonomideki büyük krizden söz etmeden açıklamak ancak bizdeki bazı Marksistlere özgü olabilir.

Büyük bir toplumsal değişim gerçekleşmiş, ama önemli bir ekonomik sorun yokmuş!

Bir bölümü İngilizce de bilen bu arkadaşlar 24 yıldır reel sosyalist ülkelerin tarihini biraz olsun okumuş olsalardı, başka türlü konuşurlar, bugün için daha fazla dikkate alınabilecek şeyler söylerlerdi.

Başka hiçbir şey yapmasalar bile en azından yakın tarihin önemli bir dönüşümünü açıklayabilecek teorik düzeye ulaşırlardı ve buradan hareket ederek de günümüzü daha iyi anlarlardı.

Geçmişte takılıp kalmak tam karşıdakilerde de görülüyor.

Kenan Evren’in kızı bu konudaki örneklerden bir tanesidir.

70 Milyondan 60 Milyonun babasını rahmetle andığını söylemiş…

Ya hesap bilmiyor ya da ağzından çıkanı kulağı duymuyor ve muhtemelen ikisi de geçerlidir.

O rahmetle andığı iddia edilen 60 milyonun içinde bebekler ve Kenan Evren’in kim olduğunu bile bilmeyen çocuklar da bulunuyor. Oranları da az değildir…

İnsan öfkeyle konuşurken hiç olmazsa “büyük çoğunluk” filan der, ama belirttiğim gibi ya hesap bilmiyor ya da ne söylediğini duymuyor ya da ikisini birden yapıyor.

12 Eylül’den hemen sonraki günlerde 12 Eylül cuntasının ve Kenan Evren’in büyük bir popülerliğe sahip olduğu doğrudur. Nedeni korkudur, solun hatalarıdır, toplumda estirilen büyük terördür…

Nedeni ne olursa olsun, bu durum 35 yıl öncesinde geçerliydi.

Geçti o günler!

Kenan Evren emekli olduktan sonra her fırsatta dalga geçilen, yaptığı resimler alay konusu olan bir tip durumundadır.

Hiçbir birikimi bulunmadığı için konuşunca saçmalıyor ve alay konusu oluyordu.

Türkçe dışında bütün dilleri özellikle de Kürtçeyi yasaklayan netekim’in kendisi iyi Türkçe bilmiyordu.

Dünyası çökmüştü ama bu çöküşün farkında değildi.

Kızı, bu durumu, çok sayıda yüksek rütbeli tutuklanıp hapse girince halkın protesto etmemesinden etkilenerek belirtiyor.

Bunlar kendilerine gösterilen teveccühün korkuya ve fırsatçılığa değil de gerçekten sevgi ve saygıya dayandığını sanıyorlardı.

Kenan Evren şimdi, tıpkı Ali Elverdi gibi lanetlenen bir ölüdür.

Umurunuzda olmayabilir…

Sizin umurunuzda olup olmaması da kimin umurunda acaba!

 

Son Güncelleme: Salı, 12 Mayıs 2015 07:35