Şuanda 31 konuk çevrimiçi
BugünBugün1207
DünDün1814
Bu haftaBu hafta11982
Bu ayBu ay8692
ToplamToplam7932470
insan eserini yipratmamali PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Salı, 23 Haziran 2009 18:11


Bu yazıyı önce sadece Hasan için yazmayı düşünmüştüm, sonra herkes okusa daha iyi olur dedim.
Söz gider, yapılan kalır. İnsanlar yaptıklarıyla değerlendirilirler, öyle hatırlanırlar. Dolayısıyla söze ya da söylenene bir noktadan sonra önem vermemek gerekir. Önemli olan yapmaktır. Herhangi bir şey yapmak değil... Geleceğe kalacak, on yıl, yirmi yıl, otuz yıl sonra hatırlanacak şeyler yapmak...
Herkes bilir: İnsanın yaptıklarının ve yazdıklarının çoğu unutulur. Eğer hayatın boyunca birkaç tane unutulmayacak şey yapabilmişsen, yeterlidir...
Anladığım kadarıyla sen konumunun farkında değilsin Hasan... Daha doğrusu konumunun değiştiğinin farkında değilsin... Bir örgütün pek de önde olmayan bir militanı idin, şimdi ise gelecekte de yaptığıyla hatırlanacak bir insan durumuna geldin. Statün değişti ve sen bunun yeterince farkında değilsin.
Bunun farkında olsaydın, kendine güvenin hem daha iyi olurdu hem de kimin ne söylediğini o kadar ciddiye almazdın.
Sana bir buçuk yıl öncesinden örnek vereyim: O sırada Mihrac Ural ve çetesi vargüçleriyle bana saldırıyorlardı. Herkese hakkımda türlü çeşitli yazılar gidiyordu. Ve biliyorum çok kişi bendeki özgüven karşısında biraz şaşırıyor ve hatta yanlış yorumluyordu.
Nereden geliyordu bu özgüven? Sonuçta bana bir şey yapamazlar, diye düşünüyordum. Neden? Çünkü ben büyük işler yapmış bir insanım. Tarihten bunları silmek mümkün değildir. Dolayısıyla filanca benim için kötü düşünüyorsa, bu onun sorunudur, beni ilgilendirmez.
Bir örgütün pek ön planda olmayan bir militanı olarak kalsaydın, hakkında her söyleneni ciddiye almanı,cevap vermeni yine gereksiz bulurdum ama pek de yadırgamazdım. Ama artık öyle değilsin...
Türkiye devrimci hareketi içindeki şiddet konusu gündeme geldiğinde bir şekilde senin adın da geçecektir. Sen, 12 Eylül 1980'den sonra sol içinde katledilmiş ikinci devrimcinin -birincisi Ali Çakmaklı'dır- mezarını bulabilmiş kişisin.
Neden değişen statüne uygun davranmıyorsun?
Ben ne Nebil'in adını taşıyan siteyi ne de Mihrac Ural'ın yazdıklarını okumuyorum. Okuyanların belirttiğine göre, Mehmet Yavuz bana da çatmış... Cevap verecek olsaydım, senin gibi kızmak yerine, "İşte biz adamı böyle yaparız. Bundan sonra kiminle dansettiğine dikkat et ve ayağımın altında da dolaşma" derdim.
Hepsi bu kadar! Fazlası gerekmez...
Mihrac Ural yeteneksiz bir kişidir. Bu tür kişiler sürekli gündemde olmak zorundadır. Çünkü kalıcı olarak başarabildikleri tek iş yoktur. Yıllar sonra insanların onları hatırlayabilecekleri tek olumlu kalıcı iş ortaya koyamamışlardır. Bu nedenle ne yapıp yapıp sürekli gündemde kalmaya çalışırlar. Bir yerde kaybederler, başka yere atlarlar, orada tokadı yerler, başka yere giderler... Buna mecburdurlar...
Bu durumu aklından çıkarma derim...
Konulara başka yönden bakmaya çalış... Mesela:
Mehmet Yavuz, Nebil ile ilgili kitap mı yazacakmış... Yazsın tabii... Ayrıca 50 kişi daha da Nebil ile ilgili kitap yazabilir. Kimseye yazamazsın denilemez, öyle değil mi?
Biz de yazacağız. Ve ben iddia ediyorum: 50 kişi bile yazsa, kalabalığın içinden ön plana çıkacağız. Çünkü biz kaliteyi temsil ediyoruz. Kalite her yerde yolunu açar.
Bir alanda tek başına olup da önde olmak marifet değildir. Bu, çapsız insanların işidir. Marifet kalabalığın içinden öne çıkabilmektir.
Bunu kimseye ispatlamak zorunda da değiliz. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır demişler...
Kimseyi inandırmak zorunda değilsin Hasan...
"Mezar yerini buldum diyor, yalan söylüyor" mu diyorlar. Desinler... Onları inandırmak zorunda mısın? Biz ve seni tanıyan bir sürü insan inanıyor ya, yeter... Onlar da inanmasınlar...
Nebil Rahuma'nın mezarının bulunması Antakya'da Mihrac Ural'a indirilen büyük bir darbedir. Bu darbe sürecinde Mihrac Ural'ın polisle anlaşarak Nebil'i iki kez yakalattığı da ortaya çıktı. Adana'daki bombalama eyleminde Nebil'i bırakıp kaçtığı da ortaya çıktı.
Nebil konusu gündeme gelmeseydi, bu gerçekler belki de pek duyulmayacaklardı.
Şimdi tabii ki Mihrac Ural sana ve genel olarak bizlere hakaretler yağdıracak, piyonlarını öne sürüp bağırıp çağıracak...
Başka ne bekliyordun?
Kızmak ne kelime, şahsen benim hoşuma gidiyor?
Adamı işte böyle yaparlar... Haddini bil, ayağımızın altında dolaşma...
Kendi başarını yıpratma Hasan...
Mihrac Ural yıllarca milleti birbirine düşürerek nasıl gemisini yürüttü sanıyorsun? İnsanlar bu numaralara kolayca düştükleri için yürüttü. Adamda çap yok, yetenek yok... Bu nedenle hep aynı numaralar...
Bu kadar çapsız bir tipin piyonları ise ondan da beterdir.
Mersin'de bulunanlara Mehmet Yavuz'u sorsana... Ben önceden sormuştum. Dedikleri şuydu: Apolitik bir insan, paradan başka şey düşünmez...
Sen şimdi kalkmış bu adama küfür ediyorsun... Olur mu! 
Başka bir konu: Sen bizim örgütten değilmişsin?
Aynı şeyi bir yıl önce bana da söylüyorlardı: Mihrac Ural'ın piyonlarından birisi; sen 26 yıl önce ayrıldın, bu örgüt hakkında konuşma" diyordu.
Hadi ordan soytarı... Ben konuşurum... Bu senin hoşuna gidiyor mu gitmiyor mu, orası da beni hiç ilgilendirmez.
Bir kere daha belirtiyorum: Değişen statüne dikkat et, bunu daha da geliştireceğiz ve kendi başarının üzerini de çizme...