Şuanda 54 konuk çevrimiçi
BugünBugün1091
DünDün1715
Bu haftaBu hafta8217
Bu ayBu ay8217
ToplamToplam7413053
Sizin adınıza ben utandım PDF Yazdır e-Posta
Hasan Cabir tarafından yazıldı   
Cumartesi, 25 Mart 2017 22:11


Bu gün 25 Mart AKP’nin diktatörlük amaçlı referandumuna karşı birçok ülkede yürüyüş vardı. Bunlardan bir tanesi de Paris’te Diktatörlüğe Hayır sloganıyla düzenlenen yürüyüştür. Sosyal medyaya baktığımızda herkes genelde Hayırcı ve diktanın referandumuna karşı olduklarını kendi sosyal medya sayfalarında durmadan yazıp duruyorlar haklı olarak. Asıl mesele gerçekten Diktatörlüğe yol açacak olan sisteme karşı olmayı hayatın pratiğiyle kanıtlamak gerekir. Yani gerçekten diktatörlüğü istemiyorsa elini taşın altına koyup sokaklara inmeli, iktidarın dikta anlayışına karı tüm etkinliklere katılmalı ve bu yönde kendi çevresini de ikna ederek, bu etkinliklere yönlendirerek daha güçlü bir katılım sağlamaya çalışılmalıdır. Zira sözle referandumda hayır demekle olmuyor. Önemli olan hayırı pratikte uygulayabilmek ve hayır için sokaklara inmek, gidip sandıkta oy kullanmaktır. Evde bilgisayarın klavyelerin başında oturarak hayır demekle olmaz. En az 300 bin Paris ve çevresinde Türkiyeli aile yaşamaktadır ve bu gün gerçekleştirilen diktanın referandumuna karşı hayır yürüyüşünde 1000 insan bile katılamıyorsa burada oturup düşünmeye gerek bile yok. İrfan Dayıoğlu yoldaşım daha önce kaleme aldığı bir makalesinde aynen şunu aktarmıştır;

“Mücadelenin dışına düşen kişi devrimci değildir artık. Ostrovski “Trajedi mücadele durduğu zaman başlar” der. Dönekliğin başladığı nokta mücadelenin dışına düştüğümüz andır. Devrimci birey mücadelenin dışına düştüğü an yeniden özel mülkiyet sisteminin bir dişlisi haline gelir. Bu açıdan devrimci insan, hangi nedenle olursa olsun, örgütlü yapısının dışına düşse de, devrimci duruşunu koruyabilmelidir. Bunu korumanın yolu ise sınıf mücadelesinin, ezilenlerin kavgasının yanında durmaya devam etmektir. Söyledik devrimci kısa tanımla dünyayı değiştiren veya en azından bu amaçla kendini ortaya koyandır. Eski, çürümüş kapitalist sistemin dünyasına, onun yarattığı açlığa, sefalete, eşitsizliğe, bireyi kullaştıran felsefesine karşı mücadele edendir. Elbette bu sisteme karşı mücadele etmek yeterli değildir. Devrimcinin ana amacı eskiyi yıkıp yerine yeniyi, daha ileri olanını koymaktır vs.(…)”


Evet yoldaşımın bu deyimine katılmamak mümkün değil. Noktasından virgülüne kadar katılıyorum. adeta bu günkü durumu görmüşçesine yazmış analiz etmiş devrimciliğin kıstasını. Özellikle bu günkü yürüyüşte adeta utandım. Daha önceleri 10 binler 20 binler yürüdüğü faşizme karşı bu gün 1000 kişi yürüyüşlere katılmaktan aciz olup sorumluluk taşımıyorsa bu İrfan yoldaşımın dediği gibi devrimci birey mücadelenin dışına düştüğü an yeniden özel mülkiyet sisteminin bir dişlisi haline gelir. Bu açıdan devrimci insan, hangi nedenle olursa olsun, örgütlü yapısının dışına düşşede, devrimci duruşunu koruyabilmelidir. Bunu korumanın yolu ise sınıf mücadelesinin, ezilenlerin kavgasının yanında durmaya devam etmektir. Maalesef birçoğu sistemin bir dişlisi haline gelmiş durumda kimileri ayıp olmasın diye klavye başlarında Hayır diyerek kendi kendini tatmin etmeye çalışmaktadır. Diktatörlüğe karşı haklı barış ve demokrasi mücadelesinde Bir kez daha Kürtler ve Aleviler Tek başına bırakıldı.



Suriye halkına karşı katliamlar yapan bir diktaya karşı yapılan bir yürüyüşte neden tek bir tane Hataylı yoktu? Bir Hataylı olarak sorma gereği his ediyorum en çok diktanın gitmesini sizin istemeniz gerekirken ve mücadele saflarında ön saflarda olmanız gerekirken, önde değil arka sahada bile yoksunuz. Bu mu sizin diktadan rahatsız olma anlayışınız? Kaldı ki Hatay’lı diyorum evet ve özellikle siz Hatay’ın Ortodoks Hristiyan kardeşlerim Fransa’ya geldiğinizde Sünnilerin size baskı ve zulüm yaptıklarını öne sürerek iltica edenler, ne oldu da bu size yapılan baskıları unuttunuz? Diğer taraftan Arap Alevileri diye geçinenler ne oldu da Alevi olduğunuzu Alevilere karşı Suriye’de, Türkiye’de AKP Sünni İslam despot anlayışının Alevilere ve Suriye’de yaptığı katliamları unutunuz? Gerçekten utandım. Sizin adınıza ben utandım.