Şuanda 37 konuk çevrimiçi
BugünBugün1312
DünDün1715
Bu haftaBu hafta8438
Bu ayBu ay8438
ToplamToplam7413274
Bugün 13 Nisan 14.30... PDF Yazdır e-Posta
Cabir Hasan tarafından yazıldı   
Perşembe, 13 Nisan 2017 06:59


 

 

Bir yanımızın toprağa düştüğü an…

Bu gün 13 Nisan saat 14.30'u gösterdiği an, bir yanımızın eksildiği, gözlerini hayata yumarken zafer işaretini vererek aramızdan ayrılan büyük yüreğin toprağa düştüğü andır. Bu gün İbrahim Yalçın'ımızı ebediyete uğurlayışımızın birinci yıl dönümü ve Paris’te zamanın durduğu andır bizim için. Sanki dün gibiydi, bir yıl geçmesine karşın hala gözlerimin önünde o saatte İbonun hasta yatağında beraber söylediğimiz türkü ulağımda çınlamaya devam ediyor; Su Metrisin önü, bir uzun alan, Birtek seni sevdim, gerisi yalan, Senin hasretindir, hücreme dolan, Birtek seni sevdim, gerisi Yalan. Saatler 14.30 gösterirken artık türküler susmuştu, Paris ağlıyordu adeta, Anadolu’nun yiğit savaşçısı hayata veda etmişti. Yılarını ceza evlerinde geçirdikten sonra yaşamını ve özgürlük kavgasını sürgünde sürdürmek zorunda kalan büyük devrimciyi kaybetmişti, artık bir yanımız filizlenmek üzere toprağa düşmüştü. Hayat dolu devrim ateşiyle yanan yoldaşım T.C. nin çayına işediği, kafasında sopalar kırdığı vücudunda potin izlerini taşıyan Metris’in yılmayan savaşçısı İbrahim Yalçın... Doktorlar yüzüne karşı öleceksin dediğinde gülerek, "varsa gelsin kalleş ölüm" diye cevaplayan, "moruk şu ölüm neyin nesidir gerçekten merak ediyorum" diyen yiğit yoldaşım. Zorluklara aldırmadan türkü söylemeye devam eden bir yiğittir İbrahim Yalçın, ölüme meydan okumuş boyun eğmeyen Seyit Rıza'nın torunlarındandır. Biliyorum ne yazarsam yazayım seni anlatamama sıkıntısını yaşıyorum, senin baş eğmeyen duruşunu... Çünkü seni anlatmak her baba yiğidin harcı değil. Hayatta iken de gidişiyle de yoldaşları bir araya getiren yiğit. Bir yanımın toprağa düştüğü bugün içim acıyor, hem de çok acıyor. Bugün baharı getirdin gidişinle bize. Bıraktığın sarsılmaz ACİLCİ inancıyla baharı örgütlemeye, devrimle taçlandırmaya yemin ettik. Daima kızıl ışığınla gelecekte de aydınlanacağız sen rahat uyu yoldaşım. Bıraktığın kavgayı yoldaşların layığı ile sürdürecektir bulundukları her alanda. Biliyorum üzülerek gittin, sınıf mücadelesinden erken ayrılışının yarattığı eksikliği gün be gün hissediyoruz, seni çok seviyoruz. Bizden selam söyle kalleşce katledilen yoldaşlarımıza, bizden selam söyle beyler deresinde savaşarak düşen İlker'lere, Ziya'lara, Hasan'lara ve senden önce giden tüm devrimcilere. Seni bu birinci ölüm yıl döneminde saygı sevgi ile, devrim özlemiyle selamlıyorum yoldaşım. Her daim mücadelemizde yaşıyor, yaşatılıyorsun. Yazılcak çok şey var sana dair, ne sayfalar yeter ne günler. 30 yıla varan, açlık, tokluk dahil her şeyi paylaştıgınız, omuz omuza mücadele ettiğiniz, her gün görüştüğünüz, telefonlaştığınız bir yoldaşınızın bir anda telefonlarının bir daha çalmamak üzere susmasını kaldırmak kolay değil. Cahit yoldaşın deyimiyle yazıma son veriyorum. O şimdi, Nurhak Dağı’na baka baka ışıklar içinde yatıyor. İnsanlığın bilgi bahçesinde kan kırmızı çiçek açıyor. Yaptıkları, yazdıkları arkadaşlarına yoldaşlarına dostlarına ışık oluyor!..

Onun için diyorum bu gün 13 Nisan 14.30 bir yanımızın topraga düştüğü gün

Son Güncelleme: Perşembe, 13 Nisan 2017 13:57