Şuanda 145 konuk çevrimiçi
Filistin kartı... PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Perşembe, 07 Aralık 2017 20:31


 

 

Filistin sorunu çözüm yönünde herhangi bir adım atılmamış olmasına karşın sönmüş gibiydi. Daha doğrusu Suriye’deki savaşın ve Kürt sorununun gölgesinde iyice geride kalıyordu. ABD, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyarak sorunu öne çıkardı.

Bu adım bazılarının sandığı gibi aptalca değil iyi hesaplanmış bir adımdır.

Protestoları ABD de İsrail de ciddiye almıyor.

Çatışma potansiyelinin yükselmesini ve özellikle Hizbullah’ın İsrail’e karşı harekete geçmesini özellikle istiyorlar. Hizbullah’ın zayıflatılması bölgede en başta İran’ın zayıflatılması demektir. Filistin’de çatışmalar yükselirse Hizbullah’ın sessiz kalması zor görünüyor.

ABD bu adımıyla Türkiye’nin de zevahiri kurtarmasına olanak sağlıyor. Türkiye hemen Filistin’in yanında yer alacak ve İsrail’i kınayacaktır. Bu da İsrail’in çok umurundadır…

İsrail ile Filistinliler arasındaki çatışmanın yükselmesi ABD’nin kaybetmeyeceği bir alandır. Filistin hareketi yıllardan beri bölünmüş durumdadır. İsrail’e karşı bombalı etkinlikler yapabilirler ama buradan önemli sonuç almaları beklenemez. İsrail protestolara aldırmadan bölgede yeni yerleşim birimleri inşa etmeyi de sürdürecektir.

Bu durum karşısında Kürtlerin ne yapacağı ise zor bir sorudur.

Bölgede şöyle veya böyle kurulacak bir Kürt devletinin tek destekçisi İsrail’dir. Barzani’nin Kuzey Irak’taki referandumuna İran, Türkiye, Irak merkezi yönetimi karşı çıkarken, ABD erken bulurken, İsrail açıkça destekledi.

Filistin hareketi ise eskiden beri Kürt devletine karşıdır. En azından hareketin büyük bölümü için bu belirleme yapılabilir. “Kürt devleti Arapların bağrına sokulmuş hançerdir” belirlemesi onlara aittir.

Bir yönüyle abartılı bir değerlendirme çünkü “Araplar” diye politik bir özne bulunmuyor. 40 yıl kadar önce böyle bir politik özneden söz edilebilirdi ama artık “Arap ulusu” yoktur. Bunun yerine Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır vd. gibi uluslar vardır. Irak ulusunun bulunmadığı sürekli yeniden ortaya çıkmaktadır. Suriye ulusunun ne kadar bulunduğu ise önümüzdeki yıllarda daha iyi görülebilecektir.

Ortadoğu’daki savaşların önemli bölümü Araplar ve Müslümanlar arasındadır.

İsrail ise Ortadoğu’da Arapların dışında bir başka devletin varlığını, kürt devletini kendi çıkarları gereği destekliyor. Sadece İsrail’in desteğiyle bir şey olmaz ama her fırsatta desteklerini gösteriyorlar.

Filistin’de çatışmanın yükselmesi bölgedeki Kürt sorununun geriye gitmesini ve değişik baskılarla bu güne kadar kazandıklarının bir bölümünün alınmasını ne oranda sağlayabilir, göreceğiz. Gelişmenin bu yönde olduğu söylenebilir.

Rusya Federasyonu doğal olarak İsrail’in karşısında, Filistin’in yanında yer alacaktır ama bunun sonucu PYD/YPG’nin daha fazla desteklenmesi olamaz. PYD/YPG de böyle bir çizgiye girmez, ABD’yi açık olarak karşılarına almazlar.

ABD bölgedeki politik aktörlerin artmasını, çatışmaların sürmesini, kimsenin ne fazla güçlenmesini ne de ortadan kalkmasını ister. Böylece ABD bölgede her zaman gerekli olacaktır, bazen filanca güç bazen falanca güç için ittifak gücü olacaktır.

Ortadoğu’da oyuna ya da çatışmaya sürülecek taşlar her zaman mevcuttur, geri planda kalıp sıralarını bekleyebilirler ama her zaman mevcutturlar.

Ortadoğu’da bugüne kadar hangi büyük sorun çözülmüş ki?

Şimdi bitmemiş bir sorunun yıllardır geride duran aktörü, Filistin, ABD’nin atağıyla öne çıkıyor.

Ne kadar kızmış gibi görünseler de bunun Türkiye için iyi bir durumu kurtarma imkanı sunduğunu unutmamak gerekir.

 

Son Güncelleme: Perşembe, 07 Aralık 2017 22:56