Şuanda 95 konuk çevrimiçi
BugünBugün461
DünDün3331
Bu haftaBu hafta13153
Bu ayBu ay41952
ToplamToplam5823543
1968 kitabı PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazar, 07 Ocak 2018 11:08


Bu yıl ilk küresel kalkışma sayılan 1968’in 50. yılı… Teoriden erken gelişen bir pratik olduğu için –zaten genellikle böyle olur- 68 yıllarca eksik değerlendirildi ve Batı Avrupa ülkeleriyle ABD’ye özgü olduğu sanıldı. ABD ve Fransa 68’i incelendi mi, 68 büyük oranda sona eriyordu; öyle sanıldı. Sonraki yıllarda 68’in küresel boyuta sahip olduğu, tek yıl değil bölgelere göre değişen bir dönem olduğu anlaşıldı.

Latin Amerika 68’i 1959’da Küba devrimiyla başlar, 1974’te Allende’nin öldürülmesiyle son bulur.

Sosyalist ülkelerde de 68 vardır, ortaya çıkma nedenleri ve talepleri –doğal olarak- diğer ülkelerden farklıdır. En bilinen örnek 1968’de sona eren “Prag Baharı” olarak bilinen süreçtir.

ABD’de 1960’lı yıllardaki siyahlara eşit haklar talep eden “vatandaş hareketi” ve 1968’de hareketin önderi Martin Luther King’in öldürülmesi de 68 hareketi çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu hareket sonraki yıllardaki bütün direnişlerde kullanılacak bir şarkıyı da ortaya çıkarır: We shall overcome (Kazanacağız).

Joan Baez ve Bob Dylan 68’in en tanınmış şarkıcılarıdır.

Çin’deki Kültür Devrimi de 68 hareketinin parçasıdır.

68’in önemli özelliklerinden bir tanesi de sol sendikaların ve komünist partilerinin bu hareketi anlamaması, izlemekle yetinmesi ve hatta karşı çıkmasıdır.

Dünyanın en büyük çevreci hareketi sayılan Almanya Yeşiller’i 68’in sonucudur.

Feminizm 68 ile yeni bir gelişme sürecine girer…

Bu genel tablonun içine Türkiye 68’i oturtulmalıdır.

Diğer ülkelerdeki 68 hareketleriyle ortak olan yan, Vietnam savaşına karşı çıkıştır. 68’in sembol ismi de Che Guevara’dır. Bunun ötesinde her ülke 68’inin özgün özellikleri bulunur.

Türkiye 68’iyle ilgili doğru dürüst araştırma bulunmuyor, belki bu yıl yayınlanır. Bol miktarda anı ve kahramanlık hikayeleri bulunuyor. Bunların tekrarlanmaması gerekir.

Bu genel girişten sonra asıl söylemek istediğime gelirsem…

68 ile ilgili bir kitap hazırlamaya karar verdim. Karar vermekle olmuyor tabii, ekonomik yükünü de karşılamak ve bunun için çalışmak gerekir. Olur gibi görünüyor…

Kitaptaki Türkiye 68’iyle ilgili temel tez, bu hareketin toplumda kalıcı kültürel değişiklik yaratamadığı temelinde şekillenecek. 68’in (özellikle 1970-1972 döneminin) Türkiye toplumunda büyük etkisi oldu, sosyalist hareketi değiştirdi ve etkisi halen de sürüyor ama toplumda bugüne kalan kalıcı kültürel bir değişiklik oluşturamadı.

68’i esas olarak bize özgü görürsek tersini düşünebiliriz ve buna karşı izlenmesi gereken yöntem karşılaştırmalı politik analizdir ya da iki ülke 68’ini karşılaştırmaktır.

Kitapta Türkiye ve Batı Almanya 68’lerini ana hatlarıyla karşılaştıracağım.

O zaman iki Almanya bulunduğu için Batı Almanya 68’inin önemi yıllarca sonra anlaşıldı. Toplum Nazi geçmişiyle 68’den sonra hesaplaşmaya başladı…

İki ülkenin 68’leri arasında önemli paralellikler de bulunuyor. İkisi birbirinden çok farklı ülkeler ama önemli paralellikler var. Bir tanesi NATO’da temsil edilen ABD önderliğindeki Batı bloğuyla SSCB ve sosyalist blok arasındaki çatışmanın kilit noktalarında bulunmalarıdır.

Türkiye’nin Soğuk Savaş’taki önemi biliniyor, NATO’nun güneydoğu kanadının bekçisiydi. Batı Almanya (Federal Almanya Cumhuriyeti) ise Demokratik Almanya Cumhuriyeti’yle yaşadığı sürekli gerilim içinde Avrupa’da sosyalizm-kapitalizm kavgasında belirleyici yer tutuyordu.

Her iki ülkede de öğrenci hareketinin üniversite reformu taleplerini aşarak topluma yayılmaya başlamasında polis tarafından bir kişinin öldürülmesi dönüm noktasını oluşturur (bizde 1968’de İstanbul’da Vedat Demircioğlu, Almanya’da İran Şah’ının ziyareti sırasındaki gösterilerde 2 Haziran 1967’de Batı Berlin’de Benno Ohnesorg)

Başka benzerlik örnekleri de verilebilir ama sonuçta o dönemin Türkiyesiyle Batı Almanyası oldukça farklı ülkelerdir ve 68 hareketinin etkileri de değişik olmuştur.

Çok büyük bir konu ve bunu 130 sayfaya sığdırmaya çalışacağım. Bazı bölümler kaçınılmaz olarak kısa geçilecek, bazıları daha uzun olacak…

Türkiye ile ilgili olarak önemli ama üzerinde pek durulmamış konuları öne çıkaracağım. Mesela TC tarihinde direnişler konusunda İstanbul’un özel yeri varken, 1960’lı yıllarda Ankara öne çıkar. Neden, üzerinde durulması gerekir. 68’in üç önemli üniversitesinin ikisi –SBF ve ODTÜ- Ankara’dadır. THKO bir “ODTÜ örgütü” sayılabilir. THKP-C’nin önde gelen kadroları arasında da Mahir Çayan, Hüseyin Cevahir ve Ulaş Bardakçı dahil, bu iki üniversiteden gelenler önemli yer tutar.

Üç ayda bitirmeye çalışacağım…

Sitede daha az yazı olacak, haberiniz olsun…

Bu ayın sonunda da Yüksel Eriş kitabına yazacağım iki yazı; ilk kadromuzdaki evlilik anlayışı ve kadınlarla ilişkiler yazısıyla sonsöz hazır olacak…

 

İş çok yani…