Şuanda 98 konuk çevrimiçi
BugünBugün2845
DünDün4090
Bu haftaBu hafta6935
Bu ayBu ay87055
ToplamToplam5050361
Londra'da Spot toplantısı PDF Yazdır e-Posta
İsmet Yüce tarafından yazıldı   
Salı, 23 Ocak 2018 19:40


Londra merkezli; ‘Halklar ile Dayanışma Kurumu’, Türkiye’deki sıkıyönetimi, baskıları, Kürtler ve öbür halklar üzerindeki etkisini anlatıp tartıştığı etkinlik, Londra’da; ‘Ulusal Eğitim Sendikası’nın merkez binasında; sendikacı, akademisyen, gazeteci ve milletvekillerinin katılımıy gerçekleşti. Türkiye ve Kürdistan’da gazeteci, sendikacı, milletvekilleri ve sivil toplum temsilcilerinden 46 katılımcı ile yapıldı, daha çok Britanyalı katılımcılardan oluşan etkili bir topluluğa, 8 ayrı çalışma da aktarıldı. 20 Ocak’ta gerçekleşen etkinlikte, Olağanüstü Hal Altında Türkiye, Akademisyenler ve Olağanüstü Hal, Kadın ve İnsan Hakları, Direnişin Güçlendirilmesi, Poltitik Temsil ve Parlemento, Sendikalara ve Çalışanlara Saldırılar, Ortadoğu ve Kürdistan’da Türkiye İçin Gelecek, Gazetecilik ve Medyanın Rolü ve son olarak da: Değişme İçin Kampanya tartışmaları ile sonlandırıldı. Gazeteci Mehveş Evin, Fatih Polat, Owen Jones, Barry White, Steve Sweeney, Gıda-İş Genel Sekteri Seyit Aslan, DİSK Başkanı Kani Beko, İan Hodson ile Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, Mustafa Yalçıner, Milletvekili David Lammy, Hişyar Özsoy, Mehmet Tüm ve Aydın Çubukcu katılımcılar arasındaydı.

Bölge ve Kürdistan’daki baskılar ve etkilerinin Britanya kamuoyunda anlatılıp, etki alanı ve baskı oluşturma amaçlı toplantı bu çerçevede bilgilendirme ve neler yapılabileceği, yapılması gerektiği üzerinde durdu. Bu amaçlar: Birlik ve dayanışma aynı zamanda SPOT’un çalışma alanlarının temeli durumunda.

Demokratik ve eşit bir ortam, el konulan hakların yeniden sağlanması için OHAL in kaldırılması gerektiği söylendi. Geniş bir politikacı, gazeteci, yazar ve sendikacıların katıldığı toplantıda ana çağrı ve bilgilendirme bu yönde gerçekleştirildi.

Tamda gündem olan işgal ve ihlaller tartışması yapıldığı an Afrin işgal ve saldırısı haberine Kürtlerin hakları ve ülkesi ile dayanışma vurgusu yapıldı. Ortak mücadele ve uluslararası ilişkiler ile bu saldırıların bertaraf edilebileceği çağrısı ile etkinlik son buldu.

Ana başlıklarla genel olarak şunlar dile getirildi:

Seyit Aslan (Gıda-İş Genel Sekreteri): İşten atılanların %65’işsiz, şu ana kadar 52 kişi intihar etti. Sivil silahlanma arttı, devlet herkesi peşin suçlu sayıyor, suçlu olmadıklarını ispata zorluyor. Uzun süren mahkemeler ve darbe bahanesi ile darbe ile ilgisi olmadığı bilinen sol, sosyalist ve Kürdistanlı çevre saldırı altında. Darbeden sonra: 49 sağlık kuruluşu kapatıldı, 2271 özel eğitim kurumu, 126 vakıf, 1427 dernek, 19 sendika ve sayısız basın kuruluşu bahanelerle muhalif olduğu için kapatıldı. Bir çok işyeri ve kuruluşlar kapatıldı, 10 bin çalışanın hiç bir hakkı verilmeden işten atıldı. Özel sektörde bile iş bulma imkanları ortadan kaldırıldı. Halkın seçtiği Milletvekilleri ve Belediyeler gözaltı ve hapis ile uzaklaştırıldı. Yine aynı bahane ile çalışanlara baskı ve tehditler ile hak arama eylemlerinden yoksun bırakıldı, grevler yasaklandı. Her tür gösteri ve toplantı yasaklanır hale geldi.

Mehveş Evin (Gazeteci): HDP Milletvekilleri ya hapse atıldı yada Milletvekillikleri düşürülerek görev dışı bırakıldılar, Kürtlere karşı savaş, savaş çığırtkanlığı yasal hale getirildi. Yargı tamamen emirle hareket eder hale geldi. Avrupa Mahkemeleri de sistemi destekler duruma geldi.

Mehmet Tüm (Milletvekili): KHK’ler başka bir darbedir. Bu darbe devam ediyor. Parlamento işlevsiz durumda. 124 bin kamu çalışanı işten atıldı, 60 bin öğretmen uzaklaştırıldı, 169 bin gözaltı yapıldı ve 16 televizyon kanalı, 24 radyo, 63 gazete ve dergi, 184 dergi  ve 30 yayınevi kapatıldı. Çıkarılan 31 KHK’nin sadece 5’i mecliste tartışıldı, geri kalan hepsi Sarayda onaylandı.

Hişyar Özsoy (HDP Milletvekili): Partimizin 7 miletvekili Eşbaşkanlar dahil hapse atıldı, 3 milletvekilimiz mülteci olmak zorunda kaldı, 6 Milletvekilimiz görevden alındı. 5 bin parti çalışanımız hapse atıldı. Biz Kürtler hayatta kalma uzmanıyız, bu saldırılar karşısında da ayakta kalıp Erdoğan’a karşı başaracağız. Türkiye yönetilemiyor, kalıcı bir yapısal kriz içerisindedir. Karanlık güçlerin ve derin devletin yönetmeye çalıştığı bir koalisyon var. Erdoğan’ın etrafındaki bu zayıf karanlık koalisyon Kürt karşıtlığı üzerinde hareket etmekteler. Ülkenin bütün kurumları iflas etmiştir. Kürtler bölgede hayati bir aktördür. Kürtlerin artık farklı askeri ve politik kapasiteleri bulunmaktadır. Eskiden başaramadıkların şimdi başaracaklar.

David Lammy (Milletvekili): Westminister Parlamentosu’nda ilk kez Türkiye’nin Kürt Politikasının konuşulduğu ve önlemlerin tartışıldığı toplantıyı yaptık. İkincisini yapma uğraşındayız. Hükümetin önlemler alması için uğraşıyoruz. Kürt Hakları çıkar ilişkilerine kurban edilemez. Tarihte olduğu gibi Kürtlerin haklarının yok edilmesinin bir kere daha tekrarlanmasına izin vermemeliyiz. Kürtler yüzyıldır büyük güçlerce ihanete uğramışlardır.

İsrafil Erbil (Alevi Federasyonu Genel Başkanı): Yüzlerce yıldır Aleviler parlamentolarda temsil edilmedi. Aleviler olarak bu gibi zalim kurumlarda temsil edilmemekte de onur duyuyoruz.

Lindsey German (Savaş Karşıtı Koalisyon): Kürtler Sri Lanka modeli gibi sürgün ve göçertme ile yok etme hedefleniyor.

Aydın Çubukçu: Zor ve karmaşık bir durum ile karşı karşıyayız. Her şey savaş politikası ile besleniyor. Kürtlere karşı savaş Türkiye’nin gerici güçlerini birleştiriyor. Afrin saldırısı da savaş çığırtkanlığı ile gerici güçleri güçlendirme hedefleniyor. Bu durum gericiliği güçlendiriyor. Halklar iyi bir dünya ve gelecek özlemi ile mücadele ediyor. Kürt özgürlük mücadelesi burada öne geçmiştir ve bu mücadelenin öncülüğünü yapmaktadır. Her şeye rağmen mücadele cephesi güçlendirilmelidir, mücadele cephesi ayakta ama hareketsiz durumdadır. Her tür baskıya rağmen cephe genişletilerek mücadeleyi yükseltmek gibi bir görevimiz var. Kürd hareketinin herhangi bir güç ile ilişkisi bu hareketin  meşruluğunu yok edemez, etmez. Bu anlamda ki sol argüman Erdoğan gericiliğini ve argümanlarını güçlendiriyor. Kürdler bu mücadelede içinde olduğu ilişkilerde bir yoldan sızarak demokratik bir yöntem geliştireceklerdir.

Sofia Morrision (Silah Ticareti Karşıtı Kampanya): Silah satışlarına karşı kampanyada çeşitli yöntemlerimiz var. Protestoların yanında bilgilendirmeler ve uluslararası baskılar yapıyoruz. İnsan hakları ihlalleri, kimyasal etkiler üzerine çalışmalar-araştırmalar bunların başında geliyor. Silah satışları gerici ve baskıcı ülkelere meşruluk kazandırıyor. Türkiye’ye silah satışlarının durdurulması için yeni bir kampanya başlatıyoruz.