Şuanda 128 konuk çevrimiçi
BugünBugün1213
DünDün3571
Bu haftaBu hafta1213
Bu ayBu ay53213
ToplamToplam5658488
Sömürgeleşen beyinler... PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cumartesi, 27 Ocak 2018 23:08


Fırsat ve olanak bulabilecek miyim, bilemiyorum ama gelecek yıl Frantz Fanon ile ilgili bir kitap yazmayı istiyorum. 1961’de Cezayir ulusal kurtuluş savaşının önemli isimlerinden birisi olan, Fransız gizli servisinin suikastlerinden kurtulan Fanon genç yaşta kan kanseri nedeniyle ölecekti. 1968 hareketinde çok okunan isimlerden birisidir. O’nun sömürge insanı için şiddetin iyileştirici etkisi ve sömürgeciliğin sadece alanı değil insan beynini de sömürgeleştirdiği konusundaki görüşleri aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen tartışılır. Sömürgecilik sonrası dönemle ilgili olarak Fanon’a referans vermeyen dikkate alınır bir yazı halen yazılamaz.

Fransız sömürgesi olan Martinik doğumlu Fanon, İkinci Dünya Savaşı’nda orduya katılır, Nazilere karşı savaşta yaralanır. Paris’in kurtarılmasıyla ilgili törenlerde sömürge ülkelerden askerlerinin rolünün görülmemesi için askeri törenden dışlanırlar.

Fanon Fransa’da üniversite eğitimi görür, psikiyatrist olur ve ihtisas yapar, ardından Cezayir’deki bir hastanede çalışmaya başlar.

Türkçede yayınlanan iki kitabı, Yeryüzünün Lanetlileri ve Siyah Deri-Beyaz Maske –kitapları daha fazladır- birkaç kere okunması gereken kitaplardır. İlk kitaba Jean Paul Sartre’ın yazdığı önsöz de dikkate değerdir. Sömürge ülke insanı sömürgeciyi öldürdüğü zaman aslında iki kişiyi öldürmektedir: sömürgeleştirilmiş kendisini ve sömürgeciyi…

Fanon, Fransa sömürgesi Cezayir ile Nazilerin işgal ettiği Fransa arasındaki ayrımı şöyle anlatacaktır: Fransa toprağı Naziler tarafından işgal edilmişti. Cezayir’de ise sadece toprak değil, ülkenin dili ve tarihi de sömürgeleştirilmiştir.

Meslektaşlarıyla sömürge insanının psikolojik sorunları konusunda sürekli çatışır. O’na göre psikolojik hastalık olarak görülen bazı arazlar sömürgecilik sonucunda ortaya çıkmaktadır.

İlk sosyalizasyonunu ailede yaşayan çocuk, okula gittiğinde ailede öğrendiği değerlerin işe yaramadığını görür. Esas olan Fransızcadır, Arapça değil… Yaşadığı yer sömürge bir ülkedir ve kendisi de geleceğin aşağı düzeydeki gençlerinden birisi olacaktır.

Fanon bir dönem Kuzey Afrika’yı saran ve nedeni bilinmeyen cinayet dalgasını, sömürgeciye karşı yönelemeyen şiddetin kendine yönelmesi temelinde açıklar. Ulusal kurtuluş savaşı başlayınca cinayetler de azalacaktır.

“Sol İçi Şiddet ve Nebil Rahuma Olayı” kitabında –kötü bir baskıydı- Türkiye’nin bir şiddet toplumu olmasından hareketle sol içi şiddetin bunun yansıması olduğu belirlemesinden hareket etmiştim. Her tarafından şiddet fışkıran bir toplumundan doğan devrimci hareketin bundan etkilenmemiş olması mümkün değildir. Bu etkilenmeyi azaltmanın yolları üzerinde durmaya çalışmıştım.

Bu belirleme, şiddet toplumunun nedenlerini açıklamıyordu.

Bunun ancak Fanon yorumu temelinde yapılabileceğini düşünüyorum. Sadece bu değil ama önemlidir.

Fanon bizde bilinen bir isimdir ama esas olarak sömürge toplumdaki insanın özellikleri temelinde dikkat çeker, Fanon sonrası çalışmalar genellikle bilinmez. Fanon hakkında yazılanlar, yapıtlarının yorumlanması kendi yazdıklarının en az yüz katıdır dersem abartma yapmış olmam.

Göçmen çocuklarının psikolojik sorunlarında da Fanon açıklayıcıdır. Ailede baba otoritesini tanıyan çocuk, okula gidip topluma karışmaya başladığında bir türlü dil öğrenememiş babasının ne kadar çaresiz bir tip olduğunu görecektir. İlk sosyalizasyonunun değerlerinin yıkılması insanın gelişmesinde önemlidir.

 

Bakalım artık…