Şuanda 78 konuk çevrimiçi
BugünBugün1511
DünDün3906
Bu haftaBu hafta1511
Bu ayBu ay76707
ToplamToplam5375364
TET saldırısından ne öğrenilebilir? PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Çarşamba, 31 Ocak 2018 23:01


Sorunumuz 50 yıl önce gerçekleşen ve ABD’nin Vietnam’da yenileceğini ortaya çıkaran Vietkong’un Tet saldırısını hatırlamakla yetinmemek ama ondan günümüz için sonuçlar çıkarmak ise, şunları belirtebiliriz:

Birincisi: Saldırı sırasında ABD’nin Güney Vietnam’da yarım milyon kadar askeri bulunuyor. Savaş bir süreden beri Vietnamlılaştırılmış durumdadır, ABD destekçisi yerli asker sayısı da 700 bin kadardır. Vietkong ve Güney Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi çok sayıda kente ve askeri üsse saldırıyor, bazılarını günlerce kuşatma altında tutuyor.

İkincisi: Sadece o zamanki başkent Saygon’a saldırıya katılanların sayısı 4000 kişi… Bunlar hükümet binalarına, kışlalara ve ABD elçiliğine saldırıyorlar. Elçiliğe saldırı konusunda farklı bilgiler bulunuyor. Bazılarına göre elçilik ele geçirilmiş ama ABD büyükelçisi bulunamamış, bazılarına göre ise az sayıda kişi saatlerce elçilik bahçesine girerek çatışmış. Her durumda açık olan kente büyük bir saldırı düzenlendiğidir.

Burada şu sorulmalıdır: Bütün silahlı güçleri birleştirerek hepsinin adına Halk Ordusu dersek, bu güce nasıl ulaşmışlardı?

Sömürgeciliğe karşı ülkede verilen savaşın uzun bir tarihi vardır. Daha önce Fransa sömürgesi olan Vietnam, Fransız ordusunun Dien Bien Phu’da ağır bir yenilgi almasının ardından kuzey bölgesiyle bağımsız olmuş, güneye ise ABD müdahale etmişti.

Kuşkusuz ayrıntılarını bilmediğimiz geniş bir kitle çalışması yürütüyorlar. ABD askerleri ülkeye gelmeye başladıkları ilk yıllarda Güney’de seçim yapılmasını engellemeye çalışıyorlar. Gerekçe şöyledir: Seçim olursa Ho Chi Minh yüzde 80 oy alır. Rakibiniz bile bunu söylüyorsa, bu iş bitmiş demektir.

Giap, Türkçede de yayınlanan Halk Savaşının Askeri Sanatı kitabında, “Halk savaşı politik olarak tecrit edilmiş düşmanı askeri olarak yenmek için yapılır” der.

ABD politik olarak tecrit edilmişti, kendisine yandaşlar bulabildi ama durumunu önemli oranda değiştiremedi.

Üçüncüsü: Vietnam savaşının hızlı günlerinde Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nden şöyle bir öneri geliyor: Vietnam’da gönüllü savaşmak isteyenler var. Bunlarla Uluslararası Tugaylar benzeri bir yapı kuralım.

Kuzey Vietnam yönetimi bunu kabul etmiyor. Gerekçeleri, böyle yapılırsa ABD’nin Güney Vietnam’daki 500 bin askerine meşruluk kazandırılacağıdır. Ya da “bizim gücümüz yeter” diyorlar.

Dördüncüsü: Vietnam’da din Budizmdir. Budistler genel olarak ABD işgaline karşıdır. 1960’lı yıllarda birkaç Budist rahip işgali protesto için kendini yakmıştı. İş o dereceye varır ki, Güney Vietnam’daki kukla yönetim Buda’nın doğum gününün kutlanmasını yasaklar.

Bir ülkenin dini insanları bu duruma gelmişse, orada rakibin ve yandaşlarının politik olarak tecrit olmalarına şaşmamak gerekir.

Güney Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) içinde Budistler için ayrı bir bölüm vardır.

Beşincisi: Güney Vietnam’daki savaş, vahşi bir savaştır. Bu vahşilik iki taraflıdır. ABD’ninkileri anlatmaya gerek yok, zamanın basınında medyasında yer almıştı.

Vietkong ve FLN de savaşta epeyce serttir.

Kuzey Vietnam sınırına yakın bir büyük kent olan Hue, Tet saldırısı sırasında ele geçirilir. Birkaç gün elde tutulur ve ardından ABD askerleri kenti geri alırlar. Kayıtlara göre Vietkong kenti bırakıp, çekilir. Ama bu yenilgi sayılmaz çünkü kentin işgal edildiği dönemde halk içinde ABD ve kukla yönetim taraftarı olarak bilinen herkes öldürülmüştür, başka bir deyişle ABD’nin halk içindeki bilgi ağı yıkılmıştır. Sayı bilinmiyor ama en az 600 rakamı belirtiliyor. Muhtemelen bunun en az birkaç katıdır. Öldürülenlerin küçük bölümü Fransız sömürgeciliğinden geride kalan Fransızlar büyük bölümü ise Vietnamlıdır.

Altıncısı: Düşmanın politik olarak tecrit olduğu ve yenilmemek için her şeyi yaptığı bir ortamda, ulusal kurtuluş güçleri de kazanmak için gerekeni yapıyorlar. İki tarafın da büyük hatalar yapmamak şartıyla kimseyi politik olarak etkilemek gibi bir sorunu bulunmuyor. Dünya çapında Vietkong’u destekleyenler için önemli olan ABD’nin yenilmesidir, bunun için kimlerin ve ne kadar öldürüldüğü değildir.

Benzer bir karşılıklı vahşi savaşı 1950’li yılların sonlarında Cezayir’de de görmek mümkündür. Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi Fransız sömürgeciliğinin vahşi yöntemlerine benzer cevaplar verir. Fransa bu savaşla hala hesaplaşamamıştır. En fazla söylenilen, “iki taraf da sınırsız teröre başvurdu” şeklindedir. Savaş biteli neredeyse 60 yıl oldu ama bu savaşın Fransız ulusal bilincinde yarattığı etki halen durmaktadır.

ABD’de de Vietnam savaşı hala tartışılır. İddiaları, savaşı kazanabilirdik yönündedir. Nasıl, nükleer silah kullanarak… Ama buna da SSCB izin vermezdi.

Tet saldırısında Vietkong ve FLN büyük kayıp verir ve hatta ABD’li generaller savaşı kazandıklarını bile iddia ederler. Yedi yıl sonra Vietkong ve FLN o zamanki başkent Saygon’a girecektir. Ve bunu o kadar hızlı yapacaktır ki CIA’nın Vietnam sorumlusu ülkedeki ajanların listesini imha etmeye fırsat bulamadan kaçmak zorunda kalacaktır.

Kuzey Vietnam’da askeri danışmanlar bulunduran Kızıl Ordu yetkilileri Tet saldırısına karşıydılar. Gerekçeleri, bu kadar kapsamlı bir saldırının başarıya ulaşacağını düşünmüyorlardı.

Saldırıdan sonra fikirleri değişecekti. Vietnamlılar SSCB’nin yoğun askeri yardım yaptığı halklar arasında en savaşçı ve en becerikli olanlarıydı. Ağır ABD bombardımanlarına dayanabilen ülke çapında ikmal tünelleri kazmışlardı. SSCB’nin kendilerine verdiği Mig-21 avcı uçaklarını ustaca kullanıyorlardı.

Benzer belirlemeyi Arap orduları için yapmak mümkün değildir. Mısır’a da çok sayıda Sovyet savaş uçağı verilmişti ama 1967’deki 6 gün savaşında İsrail bunların çoğunu havalanamadan yerde imha edecekti.

Marifet sadece Sovyet yardımında değildi anlayacağınız…