Şuanda 59 konuk çevrimiçi
BugünBugün553
DünDün3071
Bu haftaBu hafta7656
Bu ayBu ay79855
ToplamToplam5592719
Sevgili Ekrem Berkpınar kardeşimiz hakka yürüdü PDF Yazdır e-Posta
İrfan Dayıoğlu tarafından yazıldı   
Pazar, 25 Şubat 2018 18:12


25 Şubat 2018 günü sürgünde bir yıldız daha kaydı gitti aramızdan, ömrünün tüm gençliğini halkların özgürlük mücadelesine adamış olan ve 10 yıla yakın da Kürdistan Alevi Hareketine hizmetle geçen sevgili yoldaşım, arkadaşım, kardeşim Ekrem Berkpınar’ı kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içindeyim.

Ona sağlığında fazla sahip çıkamadığımdan dolayı özür dileyerek bu sözlerimi özeleştiri olarak kabul etmesini bizzat kendisinden telefondan diledim. Uzun süredir telefonla görüştüğüm Ekrem kardeşimi kaybetmekle biraz daha öksüz ve yoldaşsız kalmanın burukluğunu yaşıyorum.  10 yıla yakın süre kendisiyle Kürdistan Alevi Hareketi için bir lokma, bir hırka felsefesiyle çalışma yürüttük. Hemen her günümüz birlikte geçen 4 yıllık bir ortak pratiğimiz oldu. Ekrem kardeşim uzun yıllar iki dönemi başkanlık olmak üzere Kürdistanlı Aleviler Federasyonu yöneticiliği yaptı.

Ekrem Berkpınar Kürt Özgürlük Hareketine 30 yıldır amasız, fakatsız hizmet etti, bu yüzden Alman zindanlarında yattı. Yasaklar, para cezaları yedi. Ama o yılmadı, elinden geldiğince mücadeleye hizmete devam etti. “Gözden ırak olan, gönülden de uzak olur” deyişini doğrular gibi Ekrem yoldaşın eski yol arkadaşları; içinde ben de olmak kaydıyla ona yeterince destek sunamadık. Hastalığı boyunca yanında olamadık. Özellikle Kürdistan Alevi Hareketi vefalı davranmakta zaaf gösterdi.

Kendisiyle en son bundan 20 gün önce görüştüğümde artık telefonlara cevap veremediğini, yazılı olarak cevap vermekte bile zorluk çektiğini söyledi. Ben son 6 aydır ben ve sevgili eşim Nuray hastahane hastahane dolaştığımızı kendisine asla söylemedik. Gelip göreceğim seni dedim ama bir türlü doktor randevularımı ayarlayıp gidemedim.  Çok üzgünüm, Ekrem bizden alacaklı olarak gitti. Biz ona karşı son görevimizi bile yapamadık.

O yürüyüşlerin yürekli ajitatörü idi. O insan örgütlemenin adeta öğretmeni olmuştu. Birikimli idi. Her şeyden evvel mücadeleye bağlı ve inançlı idi. Mütevazi bir yaşam sürdü. Son yıllarda başta babası olmak üzere ailesinin birçok ferdini kaybetti. Mücadeleye yeterince katkı sunamamanın stresini yaşadı. 38 yıldır sürgün yaşadı. Bütün bunlar çağın vebası illet hastalığa yakalanmasına sebep faktörlerdi. Son yıllarda 78 kuşağının mensupları olarak çoğumuz ömrünün 60’lı yaşlarında göçüp gidiyoruz. Ekrem kardeşim de aynı yaşta aramızdan fiziken ayrıldı. İnancımıza göre “ölür ise ten ölür canlar ölesi değil”. İnanıyoruz ki onun ruhu aramızda dolaşmaya devam edecektir.

Son birkaç aydır elim kalem tutmaz oldu. Yaşananlar bana artık sözün bittiği yerdeyiz dedirtiyor. Ekrem Berkpınar kardeşimin iki yıla yakındır mücadele ettiği bu hastalıkta da yanında olamamak beni derinden yaraladı. O gözleri her zaman gülen kardeşimi, yoldaşımı hep öyle hatırlayacağım. O her zaman şunu söylerdi. “Mücadele içinde ölenler ölümsüzdür. İnsan servetiyle değil halkına hizmetiyle anılır. Benim belki servetim yok ama beni seven binlerce insan var bu bana yeter”.

İnanıyorum ki; Ekrem yoldaşı tanıyan hiç kimse onu unutmayacaktır. Ben yaşadığım sürece tüm sevdiklerim gibi, devrim mücadelesinde yitirdiklerim gibi, Kardeşim, amcaoğlum Ekrem’i de asla unutmayacağım ve onu kalbimin müstesna bir yerinde ilelebet saklayacak ve yaşatacağım.

Başta annesi ve kardeşleri olmak üzere tüm ailesine, akrabalarına, sevenlerine ve hizmet ettiği halklarımıza baş sağlığı diler, acılarını paylaşırım.

Bitirirken diyorum ki; Ekrem yoldaş sen rahat uyu senin hizmet ettiğin halkımız, geride bıraktığın yol arkadaşların ve tüm Aleviler senin yarım bıraktığın görevleri yerine getirmekte tereddüt etmeyecekler ve senin anını ilelebet yaşatacaklardır.