Kapitalizme karşı çıkalım, haklarımızı koruyalım!
Şuanda 63 konuk çevrimiçi
BugünBugün1934
DünDün3668
Bu haftaBu hafta17180
Bu ayBu ay61143
ToplamToplam5466649
Kapitalizme karşı çıkalım, haklarımızı koruyalım! PDF Yazdır e-Posta
Cabir Hasan tarafından yazıldı   
Pazar, 25 Mart 2018 16:30


1968 Hareketi; dönemin iktidarı olan De Gaulle iktidarına karşı başlatılan, Fransa tarihine damgasını vuran 1968 hareketinin başlatıcıları öğrencilerdi. Öğrencilerin başını çektiği 1968 Mayıs olaylarında, İlk olarak öğrencilerin başlattığı hareketler yaşanmış, ikinci aşamada ise işçiler eylemlere destek vermiştir.

Fransa Öğrenciler Ulusal Birliği'nin (UNEF-Union Nationale des Étudiants de France) çağrısı üzerine, De Gaulle iktidarının Üniversite kapatmasına karşı başlatılan öğrenci hareketine, Fransız işçi sınıfı cevap vermiş ve öğrenci gençlik birliğinin eylemlerini destekleyerek, eylemlere fiili olarak katılmış ve olayların tüm Fransa’ya yayılmasını sağlamıştır.De Gaulle iktidarı eylemler karşısında diz çökmüş, öğrenci birliğinin direniş çağrıları ile başlayan eylemler zaferle sonuçlanmıştır.

Bugün tam tersi yaşanıyor. İşçi sınıfının elinden alınmaya çalışılan temel haklar var. Uğrunda büyük bedeller ödenerek elde edilen kazanımlar, mevcut bankacı iktidar tarafından geri alınmak istenmektedir. Yeni çıkarılan işçi karşıtı yasalar ile beraber tüm işçi hakları asgari seviyeye düşürülmüştür. çalışan işçilere karşı patronların lehine çıkarılan yasaya karşı Fransa işçi sınıfı; Fransa'da CGT sendikasının iş yasası reformuna karşı seferberlik çağrısıyla harekete geçerek ülke çapında 180'den fazla gösteri gerçekleştirmiştir.

Tüm Fransa genelinde Bankacı Macron iktidarına karşı harekete geçmiş durumda.1968 olayların tam tersi demiştim. 1968 Fransa Ulusal Öğrenci Birliği'nin (UNEF-Union Nationale des Étudiants de France) çağrısıyla başlayan 68 olayları ve bu çağrıya destek veren işçi sınıfı idi. Bugün İşçi sınıfın devrimci sedikası Bankacı macron iktidarına karşı eylemleri başlatıyor, öğrenciler de desteğe geliyor. Yani roller değişmiş görünüyor.

Hükümetin “derin reformlara ihtiyaç var” diyerek açıkladığı saldırılar arasında, önümüzdeki yıllarda 120 bin kamu emekçisinin işten çıkarılması ve “liyakata dayalı maaş” uygulamasına geçiş yapılması gibi düzenlemeler var. "Demiryollarında reform" kılıfı altında ise demiryolu işçilerinin kazanılmış haklarının budanması hedefleniyor. Hükümetin hazırlandığı iş yasası reformuna karşı CGT İşçi sendikasının yaptığı çağrıya bu sefer öğrenci hareketi destek vererek eylemleri tüm Fransa geneline yaymış durumdadır. Her ne kadar 68 öğrenci direnişin başlama nedenleriyle bugün bankacı macron yasasına karşı başlatılan grev dalgasının başlangıç sebebi aynı olmasa bile aslında hedef aynıdır.

Ağır bedeller ödenerek burjuvaziden kazanılan kazanımların kapitalist sistem tarafından geri alınması ve işçi sınıfın en ağır şartlar altında çalıştırılması daha da beteri köleleştirme anlayışı gelişmektedir. Sistemin içine düştüğü ekonomik krizin içinden çıkmayı ve bu kapitalist sistemin hastalığı sonucu ortaya çıkan ekonomik yük ve krizi işçi sınıfının üzerine yükleyerek kurtulunmaya çalışılıyor.

Buna göre sendikaların yetki ve hakları azaltılacak, işsizlere sunulan her işi mecburi olarak kabul etmeleri yönünde baskı yapılacak, prekarite yaygınlaştırılacak, işçi atmalar kolaylaştırılacak, işçi ücretleri kolayca azaltılabilecek.

“La France Insoumise” (Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi) lideri Jean Luc Melenchon “Fransızlar vahşi liberalizmi istemiyorlar. O Çalışma Yasası’nın her sayfası mücadele ile yazılmıştır. Bu hakların hiçbiri bize başkalarınca verilmedi, hepsi bedel ödenerek alındı. Bu yasaya sonuna kadar direneceğiz” dedi

Tren işletmelerindeki grev nedeniyle başta Paris olmak üzere büyük şehirlerde ulaşım sekteye uğradı. Bazı yerlerde trenlerin yarısı çalışmadı. Havayolu şirketinde ise yer hosteslerinin çalışmaması nedeniyle şu ana kadar en az 100’e yakın sefer yapılamadı.

Fransa Havayolları’nda ise 11 sendika bugün ve yarın greve gidecek. 900 uçuşun iptal edileceği duyuruldu.

Bu grev dalgası tüm kamu kuruluşlarına yayılmaya başlamış bulunuyor.

Kamu sektöründe hazırlığı yapılan işçi kıyımının yanı sıra düşük maaşları ve yarı zamanlı sözleşmelerin yaygınlaşmasını protesto eden kamu emekçileri de ülke çapındaki eylemlere katılıyor.

Her 4 ilkokuldan birinin, ayrıca kreşlerin kapalı olduğu, hastanelerde ise acil servisler dışında diğer bölümlerde iş bırakıldığı bildiriliyor.

Grev nedeniyle, hızlı trenlerin yüzde 70’ı, şehirlerarası trenlerin yüzde 75’i ve gün boyunca Paris havaalanlarının uçuşların yaklaşık yüzde 40’ı iptal edildi.

Dünyada sağ rüzgarların estiği bir zaman dilimi içinde Fransız işçi sınıfı temsilcileri; Bankaların ve tüm sermayedarların temsilcisi Macron iktidarının hayata geçirmeye çalıştığı işçi kıyımı ve köleleştirme yasasının sadece Fransız işçi sınıfına karşı olmadığını bu yasanın Fransa’da yaşayan tüm Fransız ve yabancı işçi emekçileri kapsadığını belirterek; bunu anlamak için aptal olmaya gerek olamadığını durumun bu kadar net ve açık olduğunu dile getiriyorlar.

Dolaysıyla işçi sınıfı mücadelesini desteklemek, işçi sınıfının bulunduğu her alanda bu mücadelenin içinde yerini almasını bilen ve bu savaşta dayanışmasını desteklemesini bilen sosyalistim diyen insanların olmazsa olmaz görevidir.

Ancak gel gör ki yüz binlerce Türkiyeli işçinin bulunduğu Paris gibi bir yerde parmakla sayılacak Türkiyeli işçi ve aydın bu hareketleri pratikte desteklemekte, kendine sosyalistim diyen sosyal medyada sosyalistim deyip te mangalda kül bırakmayan, ama böylesi bir grev yürüyüşünde olmamaları Türkiyeli sosyalist hareketin bir kez daha sınıfta kaldığını göstermiştir.

Kendi haklarını savunmaktan aciz duruma düşmüş bulunan sosyalistlerimiz bu konuda da Aynı söylemde AFRİN AFRİN BAĞIRIP DA AMA hiçbir pratik eylemde bulunmamaktadırlar.

Fransa’da son yapılan kitlesel eylemlere Lise ve üniversite öğrencileri de katıldı. Paris’te en az 13 lise bloke edildi. Paris’teki Sorbonne Üniversitesi ve diğer birçok kentteki üniversitelerde de öğrenci işgalleri nedeniyle eğitim durdu. Bu grev dalgasının uzun süreceğini ve her 5 günde bir iki gün grevin olacağını açıklayan İşçi sendikalarının açıklamaları arkasından; Bankacıların Temsilcisi Macron geri adım atmamakta direnirken, tüm dünyanın gözü TC nin Afrin işgalinde iken, şimdi de gözler Fransa’da gelişen işçi hareketinde.

Grev dalgasıyla dünyanın dikkatini üzerine çeken Fransa işçi sınıfı, grevlerin etkin olduğu bir dönemde grevlerin ilk üç dört gün içinde yarattığı etki sonucu tüm medya organlarında baş haber olarak yerini aldı. Önemli gazetelerin baş sayfalarında grev dalgasının yer aldığı bir süreçte, birden bire ne tesadüf ki Fransa’nın Trebes kentinde Bir kişi işid adına eylem yaparak biri polis 4 kişinin ölümüne ve 16 kişinin yaranmasıyla sonuçlanan bir eylem gerçekleştiriyor.

Ne tesadüf ertesi gün o güne kadar tüm medyayı kapsayan grev dalgası gündemden düşürülerek yerine Bir DAİŞ’çinin yaptığı eylem geçiyor. Ne tesadüf değil mi; 2014'te Fransız polisi tarafından dinci radikal çalışmalarından dolayı fişlenmiş ve serbest bırakılarak 2015' te Fransız vatandaşlığı verilmiş olan Faslı IŞİT’ci, FRANSIZ İŞÇİ SINIFININ yoğun ve etkili grev dalgasının gündemleştiği bir süreçte hop diye ortaya gündemi değiştirecek bir eylem girişimi yapıyor.

Ne tesadüf değil mi? Dünyanın tüm ülkelerinde sıkışan sermayedar yanlısı iktidarlar ve diktatörlerin yaşadığı yerlerde hep böyle sansasyonel eylemler ve olaylar yaratılarak gündem değiştiriliyor, ne tesadüf değil mi? Hem de grev dalgasının yayıldığı, etki yaptığı ilk bir kaç günlük süreç içinde zaten hep böyle olur ne hikmetse.

Ama 68 'de De Gaulle iktidarına karşı atılan aşağıdaki slogan; “Kapitalizmin koruma köpeği ya da hizmetkarı olmak istemiyoruz.” Bugün BANKACI MACRONA KARŞI ATILDIĞI GİBİ, YARIN DA TÜM KAPİTALİST KUKLALARINA KARŞI ATILMAYA DA DEVAM EDECEKTİR.