Şuanda 71 konuk çevrimiçi
BugünBugün96
DünDün3093
Bu haftaBu hafta15096
Bu ayBu ay95216
ToplamToplam5058522
İbrahim Yalçın'ı tanımamak eksikliktir PDF Yazdır e-Posta
İhsan Sağmen tarafından yazıldı   
Çarşamba, 11 Nisan 2018 17:44


 

 

Hangi yılda tanıştığımı tam olarak unuttum fakat, yazılarını ilk yazdığı dönemlerde okurken, içten ve yalın yazdığını kavradım. Aynı konuları yazıyorduk ve geçmişin araştırılması ve dökümünün yapılması gerekliliğinden dolayı, uygunluk içinde hareket etmemiz doğaldı.

İleriki aşamada diğer yoldaşlarımızın anlatımları, İbrahim’i doğrulamaya başlayınca, kendisini bayağı merak ettim. Olağandır ki, o da beni merak etmiş. Sonra Frankfurt’ta bir buluşma gerçekleşti.

Bu buluşmada, Mamak’tan beraber olduğum ve de önceden ismen tanıdığım eski yoldaşlarımda gelince ki, tam organize değildi, biz iki günü beraber geçirdik. İbrahim sabahlara süren konuşmaları görünce, ya yoldaş, ben şuna inandım; bizim birbirimize günlerce anlatacağımız şeyler varmış.

O bir araya gelme, geçmişte olan belge ve bilgileri toplama, ihanetin nasıl tezgahlandığını çaprazlama sorgulama ve kişi olarak, yoldaşların beden dilini ve konuşma mimiklerinin samimi olup olmadıklarını açıktan gördüm. Hatta, M.A yoldaşın seksenli yollarda benim onu nasıl reddettiğimi anlatınca, nasıl bir illegal kuşku içinde olduğumu anladım.

İbrahim Yalçın’ın orada devreye girip, benim olayı anımsamamı olağan görmesi, karşılıklı tartışmayı bertaraf etmesi hoşuma gitmişti.

İşte o aşamadan sonra, birbirimize güvenerek yazdık. Aramızda oluşan bu bağ, bizim yirmi yıllık tarihe ışık tutmasını istediğimiz süreci başlattı.

Engin, sürekli ve düzenli fikir alışverişinde bulunduğum insan, o da İbrahim konusunu benim gibi düşünüyor ve eksik olan yanlarını da bana söylüyordu.

İbrahim bana şiir kitabını verdi. Bende yöresel bir kitabımı hediye ettim. Aramızdaki güven kitaplarla sanki pekişti. Yaptığım çalışmalar için bana belge ve bilgi aktardı. O zaman zarfında, gerek Engin Erkiner ve gerekse de İbrahim Yalçın olağan üstü çalışma sergiledi. Hani derler ya” kafayı yemişçesine” diye işte öyle bir süreç yaşadık.

Ben o zamana kadar çok okuyandım. Bu süreçten sonra çok yazan olmaya başladım. İleriki aşamalarda buluşmalar gerçekleştirdik. Geçmişin nasıl geliştiğini veya geliştirildiğini, sırtlanların nasıl faaliyet gösterdiğini, çeşitli örnekleriyle anlatılardan öğrenmiştim.

Yaptığımız çalışma örgütlülük değildi. Fakat, ondanda öte bir birlik ve beraberlikti. İbrahim, benim gözümde özü ve sözü bir insandır.

Beni tanıyan yoldaşlarım ve çevrem bilir, insan tahlil etme ve gelecekte olacakları tahmin etme becerim iyidir. Astronomi ve vücut şehrini tanımaktan kaynaklı, tahlil yeteneğim onlarca yıl önceden geliştirdiğim bir hobimdir. Bu tür falcılık hayali birazda tutkudur belki, ama, davranış olarak uyguladığımda, tahlillerimin doğruluk payı yüksektir. İbrahim’e bunu uyguladığımda, ‘yoldaş sen niye önceden bize yardımcı olmadın, şu Lazkiye’nin tombulunu teşhir ederdik’ dedi. Gülüştük.

Hislerim beni yanıltmadı, İbrahim’e sigarayı bırak yoldaş, iki önemli rahatsızlık var birini atlatmışsın ancak, önündeki sorunlu ve bunu önemse dedim. Zannediyorum üç yıl önce idi bu söylediklerim. İleriki yıllarda, hastalık başlayınca inanmak istemedim. Söylediklerim aklıma geldi. Hatta bayan arkadaşlarını sıralamadım. Güldü orayı geç der gibi, el işareti yaptı.

Hastanede yatarken ağır günlerinde ben Türkiye’de idim. Göremeyeceğim korkusu oluştu bende, sonra acı haberi aldık. Arkadaşlar filme almışlar. El sallarken ki halini hiç unutamıyorum. Türkiye’den erken döndüm ve hemen gitmek istedim. Engin artık bilinci kaybolmuş dedi. O an beynimdeki geçmiş süreç bant gibi gözümün önünden geçti.

Onun gitmesi beni çok etkiledi. İbrahim benim gözümde, azimlilik, dayanıklılık, samimiyet, sözünde durma ve devrimcilik abidesidir.

Seni unutmak mümkün mü?  Sevgili İbrahim, seni tanımamak eksikliktir.

 

Bu yazıyı www.ibrahimyalcin-paris.blogspot.com da da okuyabilirsiniz.

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 11 Nisan 2018 17:56