Şuanda 78 konuk çevrimiçi
BugünBugün118
DünDün3474
Bu haftaBu hafta118
Bu ayBu ay50550
ToplamToplam5349207
Vatandaş nasıl satılır? PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cumartesi, 28 Nisan 2018 08:41


Ülke dışında yaşayan TC vatandaşlarına genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçiminde oy kullanma hakkı AKP döneminde sağlandı. Önceki yıllarda bazı CHP milletvekilleri de konuyu gündeme getirmiş, TBMM7ne önerge vermişti ama kendi partileri bile önergenin arkasında durmamıştı. Bu nedenle yıllarca özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan TC vatandaşları gümrük kapılarında oy kullanabildiler, tahmin edilebileceği gibi oy kullanma oranı son derece azdı.

AKP’nin Avrupa ülkelerindeki TC vatandaşlarına yönelik ilgisi eskidir. Sadece AKP’nin değil genelde bütün islamcı örgütlerin bu alana yönelik ilgisi yüksek olmuştur. Ülkedeki çok sayıda islamcı kuruluşa bu alandan yüksek miktarda para gitmiştir. Bu konuda sadece YİMPAŞ ve Yeşil sermaye örneklerini hatırlamak yeter. İnsanlar üç beş kuruş bağışla değil yüksek miktarda para alınarak dolandırıldılar. Bu süreci Mülteciler Göçmenler kitabında açıklamıştım. Bir tanesi “Birlikte namaz kıldık, ona güvendim” diyor. 100.000 DM para vermiş, karşılığında –ne kadar geçerli olacağı şüpheli bile olsa- basit bir belge bile almamış. Dolandırıldığını anlayınca da “kefen paramı çaldılar” diye söylenip durmuş…

Bu yolla kaç para toplandığı hesaplanamıyor. AKP döneminde islamcı burjuvazinin yükselmesinde devlet desteği kadar özellikle Almanya’dan ülkeye aktarılan yüksek miktarda para da önemli rol oynamıştır.

Bu kesim ülke dışındaki TC vatandaşlarını zor duruma sokmakta sınır tanımaz.

Bu konuda son örneklerden bir tanesi Avusturyadır. Bu ülkede çifte vatandaşlık kesin olarak yasak olmakla birlikte konsoloslukların da yardımıyla bu yasağı denmenin yolu bulunmuştu. Son seçimde Avusturya’da oy kullananların listesi bu ülke makamlarının eline postayla geçiyor. Bu liste Türkiye’den mi gönderiliyor yoksa Avusturya içinden mi postalanıyor, bilmiyoruz. “Vatandaşımızın bilgisini başkalarına vermeyiz” diye açıklamalar yapanların umurunda bile değildir.

Avusturya makamları listeyi inceliyor ve çok sayıda çifte vatandaşı tespit ediyor. Bunlardan hemen TC vatandaşlığından çıkmaları isteniyor, aksi durumda ağır para cezası tehdidi bulunuyor. Çifte vatandaşlar TC konsoloslukları önünde kuyruğa girip vatandaşlıktan çıkış belgesi alıyorlar.

Konsoloslukların aktif desteği olmadan ülkede yasak olan çifte vatandaşlığın hayata geçmesi mümkün değildir. Durum ortaya çıkınca da TC yetkililerinden ses çıkmaz, çıkamaz…

Son seçim referandum konusunda yapılmıştı ve Avusturya’dan yüksek oranda kabul oyu çıkmıştı. Bu insanların önemli bölümünün TC vatandaşlığını bırakmaya yönelmesi çelişkili değildir, tersine tipik Müslüman ahlakına uygundur. Bu ahlakta hile önemli yer tutar, sadece nerede ne zaman ve kime karşı yapacağını bileceksin.

Bakınız Cumhurbaşkanının kızı Sümeyye bunu veciz bir şekilde açıklıyor: “Babam yolsuzluk yapmış olsa bile bunu İslam için yapmıştır.”

Bu insanların ahlakı amaca bağlıdır. Hile amaca hizmet ediyorsa hile değildir. Kendilerine karşı yapılırsa çok kızarlar, meşru hile sadece kendilerinin yaptığıdır.

Bir başka örnek Hollanda’da yaşanıyor. Bu ülkede çok sayıda TC vatandaşı sosyal yardımla geçiniyor. Sosyal yardım alabilmek için Hollanda’da ve göç edilen ülke Türkiye’de şu veya bu oranda para ve gayrı menkul sahibi olmamak gerekiyor. Yasa böyle olmakla birlikte önemli bölümü imanlı Müslüman olan TC vatandaşları bu yasayı da geçersiz kılmışlardır. Hem ülkede katları, yatırımları vardır hem de Hollanda’dan sosyal yardım alırlar.

Hollanda, daha sonra Almanya’nın da yapacağı gibi, Türkiye ile bu konuda anlaşma imzaladı. TC yetkilileri talep durumunda kendi vatandaşlarının servet bilgilerini bu ülkelerin makamlarına iletmek durumundadır.

Hollanda önceki yıllarda bu işi başka yoldan çözüyordu. Tapu kadastro dairelerine Türkçe bilen eleman gönderiyordu. Türkiye’de biraz rüşvet verdin mi elde edemeyeceğin bilgi bulunmuyor. Memurların büyük bölümü milliyetçi-mukaddesatçıdır ama biraz para karşılığında ülke vatandaşını satmakta tereddüt etmez.

Almanya yönetimine Leopar tanklarının modernize edilmesi karşılıklarından birisi de  “istediğiniz her bilgiyi veririz” olsa gerektir. Bu anlaşmalar gizlidir, bilinmez. Bilinen yapılmış olduğudur ama nelerin karşılığında yapılmıştır ancak tahmin edilebilir.

Avrupa ülkelerinde yapılacak seçim çalışmasında “vatandaşı satma” yönünün öne çıkarılmasında yarar vardır. Ne zaman ve nasıl satılacakları ihtiyaca bağlıdır.