Şuanda 75 konuk çevrimiçi
BugünBugün1318
DünDün3148
Bu haftaBu hafta17923
Bu ayBu ay46470
ToplamToplam5651745
İsrail ve Türk askeri modernleşmesi PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cumartesi, 19 Mayıs 2018 18:33


İsrail son 20-25 yılda Türkiye için büyük önem taşıyan bir ülkeydi. Önem azalmış olmakla birlikte ortadan kalktığı söylenemez. Bu nedenle İsrail’e kızılır, bağırıp çağırılır ama iki devlet arasındaki ilişkiyi esastan bozacak adım atılamaz.

Nedir bu önem?

İsrail, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin modernize edilmesinde önemli rol oynamış bir ülkedir.

Türkiye 1990’da yapılan ilk Irak savaşına Cumhurbaşkanı Özal ısrarla istemesine rağmen katılmadı. Genelkurmay’da katılmama yönünde eğilim ağır basıyordu, nedeni ise rezil olma korkusuydu.

TSK geceleri göremiyordu. Uçakları ve kara birlikleri elektronik araçlarla donatılmamıştı. TSK için karanlık basınca savaş büyük oranda sona eriyordu.

1995 yılında İsrail ile ekonomik ve askeri işbirliği anlaşması imzalandı. Bu anlaşmanın kapsamı tam olarak açıklanmadı, ancak yapılanlar görülebildiği oranda kapsamı hakkında bilgi sahibi olunabiliyor.

İsrail Türk savaş uçaklarını elektronik aygıtlarla donatmaya başladı. Bir bölüm subay İsrail’e giderek elektronik hava savaşı konusunda eğitim görecekti. Türkiye daha sonra değişik ülkelerden gece görüşü olan helikopterler de almaya başlayacaktı.

İsrail hava sahası uzun mesafeli eğitim uçuşlarında dar olduğu için Konya ovasında eğitim yapmaları sağlandı.

Ordunun kullandığı ilk insansız hava aracı İsrail malıdır ve Heron adını taşır. Bu uçak silahsızdı, sadece fotoğraflıyor ve gördüğünü merkeze bildiriyordu, ateş edemiyordu.

Türkiye hemen Heron’u kendisi üretmeye çalıştı. Gazetelerde deneme uçuşu yaparken düşen Heron haberleri yer aldı.

İsrail Türkiye’deki silah sanayisinin gelişmesine ivme kattı. Daha sonra bu ülkeye aynı oranda ihtiyaç kalmadı ama elektronik konusunda işbirliğinin daha geri düzeyde de olsa sürdüğü söylenebilir.

İsrail, Yunanistan ile anlaştı ve bu ülkenin savaş uçakları eğitim için İsrail-Rodos arasındaki hava sahasını kullanmaya başladılar. İsrail-Rodos arası İsrail-İran arası kadardır.

Türkiye’nin Abdullah Öcalan konusunda Suriye’yi 1990’lı yılların sonlarında açıkça tehdit etmeye başlaması, silahlı kuvvetlerin modernizasyonundan sonradır.

Alt Emperyalizm ve Türkiye kitabında bu konuda değişik yetkililerin görüşlerine yer vermiştim. “Türkiye ancak 2,5 düşmanla aynı anda savaşabilecek güce erişince” Suriye’yi tehdide yönelmişti. Suriye ile savaş çıktığında Yunanistan’ın da işin içine karışması bekleniyordu, içerde de PKK vardı. 1990’lı yılların ortalarında Türkiye 2,5 düşmanla aynı anda savaşabilecek durumda değildi. Bu konuma ulaşır ulaşmaz tutumunu değiştirecekti.

Türkiye’nin bölgeye yönelik politikasındaki önemli farklılıklardan bir tanesi, 1990-2000 arasında özellikle 1995’ten başlayarak İsrail ile çok iyi ilişki geliştirilmesidir. Bu ilişki 2002’de iktidar olan AKP döneminde de bir süre devam eder, ardından bozulur.

İsrail ile ilişkinin gayet iyi olduğu dönemde Arap ülkelerinin tepkisi Türkiye’nin umurunda değildi. “Bugüne kadar Araplarla iyi geçindik de ne oldu?” deniliyordu. Daha sonra İslam dünyasının liderliği hedefiyle birlikte İsrail ile ilişki kötüleşti.

Filistin Türkiye’nin umurunda değildir. Filistin konusunda İsrail’e sert tepki gösterilmesi, Arap ülkeleriyle ilişkiler için önemlidir. Filistin Arap ülkelerinin de pek umurunda değildir. Politikayı konuşulanla değil de yapılanla değerlendireceksek eğer, bütün Arap ülkeleri bugüne kadar Filistin’i değişik oranlarda kendi amaçları için kullanmıştır.

Suudi Arabistan ve Saddam döneminde Irak, bir dönem Filistin Kurtuluş Örgütü’ne yüksek miktarda para verdiler. Para önemli ama sadece parayla bu iş olmuyor; bitiyor, yeniden muhtaç oluyorsunuz.

İsrail ve Türkiye’nin anlaştıkları ve anlaşamadıkları konular bulunuyor.

Birincisi: İsrail Ortadoğu’da hangi gruptan olursa olsun Kürtleri destekleyen, bağımsız Kürt devletinin kurulmasına onay veren tek ülkedir. Türkiye buna kesinlikle karşıdır.

İkincisi: İsrail de Türkiye de İran’ın bölgede güçlenmesine karşıdır.

Üçüncüsü: Suriye konusunda iki devlet arasında bazı konularda görüş birliği bazı konularda keskin ayrılık vardır. İki ülke de Esad’ı istemiyor. İsrail Suriye Kürtlerinin statü sahibi olmasını memnuniyetle karşılarken Türkiye kesinlikle istemiyor. Bu konuda da Türkiye ile Suriye anlaşıyor.

İsrail şu sıra ağırlıkla Yunanistan ile işbirliği yapıyor mesela Akdeniz’de birlikte petrol arıyorlar. Bu aramaya Kıbrıs Rum Yönetimi de katılıyor.

İlişkiler bu şekilde ne kadar sürer, bilinmez.

Burası Ortadoğu…