Şuanda 378 konuk çevrimiçi
BugünBugün570
DünDün2863
Bu haftaBu hafta3433
Bu ayBu ay31980
ToplamToplam5637255
Hayallerimiz ve umutlarımız için oylar HDP'ye PDF Yazdır e-Posta
Cabir Hasan tarafından yazıldı   
Pazartesi, 28 Mayıs 2018 17:05


Ayağı kırılmış yaralı olan bir kimse ölüyü çekemez. Herkesin bildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 77. Maddesi'ne göre: Milletvekili seçimleri 4 yılda bir yapılıyor. Bu süre dolmadan gidilen seçimlere ise erken seçim deniliyor. Genel anlamda her ne kadar böyle olsa bile erken seçime gidilmenin nedenleri vardır.

Yasa ile belirlenmiş tarihinde değil de daha önce yapılmasına karar verilen genel seçim, hükümetlerin neden oldukları sosyal siyasal ekonomik kriz sonucunda artık kitleler tarafından istenmemeleri, halkın nezdinde güvenlerini yitirdikleri, güçlerini kaybettikleri ve kan kaybına uğradıklarında yaşanan bu süreci Demokrasinin D’sini yaşamamış bizim gibi ülkelerde bunu kapatmak ve iktidarda kalmak için diktatörlük rejimleri eliyle savaşlarla kendilerine karşı gördükleri barış ve demokrasi güçlerine karşı şiddet ve yasaklar uygulayarak ve binlercesini zindanlara atarak bunu gerçekleştirmeye çalışır. nitekim Ülkemizde olanda bundan başkası değildir.

Dünyanın her kıtasında Irkçı ve milliyetçi parti anlayışları her ne kadar bir birine düşman gibi süreçlerde kendilerini gösterseler bile sonuç itibarıyla ortak noktaları her zaman aynıdır. Barış ve demokrasi düşmanlıklarıdır. 58. Hükümetin yaşadığı kapitalizmin olmasa olmazı ekonomik sosyal ve siyasal krizin getirdiği çıkmazın karşısında halkın tepkisi karşısında ırkçı milliyetçi Koalisyon hükümetine karşı tepkisi sonucu 2002 seçimlerine katılan AKP 'nin sunduğu vadeler bir çoğuna cazip gelmişti. Özellikle bulunduğu vaadlerin içinde barış demokrasi anlayış konusundaki söylemleri ve programında açıkladığı gibi.

AKP Diktatörlüğünün iktidara gelmek için halka vadettikleri maddelerden bir kısmı şöyle:

(…)"demokrasi, millete hizmet için yapılan bir siyasi yarış ve hoşgörü rejimidir. Bu rejimde, kimsenin diğerlerine göre daha üstün hak ve imtiyazı yoktur. Farklı inanç ve kültürleri ülkemiz için bir zenginlik kabul eden partimiz, değişik dil, din, soy ve sosyal statüden insanın kanunların eşit koruyuculuğu altında özgürce yaşamasını ve siyasete katılmasını gerekli görür. Ak parti, demokratik rejimin işleyişine, sistem dışı her türlü müdahaleye karşıdır. Partimiz, siyasi alanın daralmasına, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına, bürokrasinin siyasetin yerine ikame edilmesine, kamuda göreve alınmada eşitsizliklere, eğitim hakkının sınırlanmasına neden olan düzenlemeler ve uygulamaları değiştirecektir.

Demokratik rejimlerde, siyasi iktidarların ve bürokratik yapıların temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasına müdahale edemeyeceğini; uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin eksiksiz olarak hayata geçirilmesini savunan partimiz, • temel hak ve özgürlükleri ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde, özellikle Kopenhag kriterlerinde belirtilen seviyeye yükseltmek için anayasa ve yasalarda gerekli değişikliği yapacaktır. • temel hak ve özgürlüklerin, sadece anayasal ve yasal güvenceye alınması ile yetinmeyip, fiilen uygulanması ve siyasal kültürümüzün yerleşik bir boyutu olarak güçlenmesi yönünde çaba sarf edecektir. • devletin, yasal ve kurumsal düzenlemeleri ile kaynaklarını, temel hak ve özgürlüklerin yerleştirilmesi ve geliştirilmesi yönünde etkin bir şekilde kullanacaktır. •

Toplumumuzda kısır çekişmelere yol açan, din, mezhep, cinsiyet, etnik ayırımcılık konularındaki tartışmalı uygulamaların temelinde, hak ve özgürlükler konusundaki eksiklikler yatmaktadır. demokrasimizi evrensel düzeye taşıyacak “insan haklarına dayanan” devlet anlayışının yerleşmesiyle bu kısır çekişmeler sona erecektir. •

Temel hak ve özgürlükler konusunda, toplumun değişik kesimlerinin sorunlarına ve taleplerine karşı duyarlı olacak, bu alanda çifte standartlara, kısır çekişmelere ve siyasi istismarlara izin vermeyecektir. • işkence, kayıp, göz altında ölüm, faili meçhul cinayet gibi demokratik hukuk devletinde kabul edilemez insan hakları ihlallerinin üzerine ciddiyetle gidecektir. •

Temel hak ve özgürlükler alanındaki eksikliklerin giderilmesi için, diğer siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri arasında mutabakat ve işbirliği imkanlarını arayacaktır. •

temel hak ve özgürlüklerin kağıt üzerinde kalmaması için sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirecek, bu süreçte ortaya çıkacak kaynakların toplumun tüm kesimlerine daha adil dağıtılmasını sağlayacaktır. •

Yaşama ve mülkiyet hakkını, düşünce, ifade, inanç, teşebbüs ve örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan hükümler, evrensel hukuk ve özgürlük anlayışı dikkate alınarak yeniden düzenleyecektir. " demokrasi ve sivil toplum "partimiz, farklı görüş ve kesimleri temsil eden sivil toplum örgütlerine eşit mesafede duracak, sivil toplum örgütleri arasında diyalogu ve işbirliğini destekleyecektir ak parti, çoğulcu demokrasi ve rekabetçi piyasa anlayışının bir gereği olarak, modern toplumlarda doğru bilgi edinme ve denetim görevi yürüten medyanın çoğulcu ve rekabetçi bir yapıda gelişmesini savunur. kamusal bir hizmetin farklı taraflarını oluşturan siyaset ile medya ilişkisinin, karşılıklı saygıya dayalı bir diyalog içinde yürütülmesinden yanadır. kamu yönetiminde tepeden inmeci ve tek yönlü anlayışlar terk edilecek, yönetişimci bir anlayışla devlet-toplum diyaloguna ve eğitim, sağlık, çevre gibi sosyal boyutu olan hizmetlerde işbirliğine dayanan modeller geliştirilecektir. devlet, piyasa ve toplum birbirlerinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. bunların oluşturacağı sinerji ile sürdürülebilir ve hızlı bir kalkınma sağlanacaktır. " hukuk ve adalet reformu " demokratik ülkelerde, hukukun evrensel ilkelerine saygı, hak arama yollarının açık tutulması, kanun önünde eşitlik, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması, idarenin hukuka bağlılığının sağlanması temel değerlerdir. bu değerlerin hayata geçirilmesiyle otoriteyi meşrulaştırıcı bir güç olan hukuk devleti anlayışı yerleşir. partimiz hukuku, korkutmanın ve cezalandırmanın değil, adaleti sağlamanın aracı olarak

görmektedir. partimiz hukukun üstünlüğüne dayalı yönetim anlayışının teminatı olacaktır hazırlanacak yeni anayasa, kısa, öz ve açık olacak, yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkiler açık, net ve anlaşılabilir bir şekilde belirlenecek, temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçişi sağlamak için referandum yolu yaygınlaştırılacak, “idarenin hiçbir eylem ve işlemi yargı denetimi dışında bırakılmayacak”tır. (…)

Zira Yalanlarını kapatmak, şirin gözükmek için, bazı uygulamalarını da ihmal etmezler.

Demokrasinin D sini yaşamamış. Bir ülke olmamız itibarıyla bu vaadler bir çoğumuza cazip geldiği gibi bir çoklarımız desteklemiştir. İşte kendi programlarında Halka sundukları böylesi bir program sonucu halkların bu yalan söylem ve vaadlerine karşılık halkların desteğini almayı başarmış bir AKP diktası iktidara gelmiştir. Unutulmaması gereken şey her diktanın amacına varmak için büyük bir tabana ihtiyacı ilk dönemde bulmaya yaratmaya çalışır. Bunu yapmak içinde büyük vaadlerle gelir. Zira kafada ve zihinde Hitlerleşmek, amaç olunca, kuşkusuz yalan vaadler ve propagandayla ve kimi zaman halkın önünde yalanlarını kapatmak, şirin gözükmek için, bazı uygulamalarını da ihmal etmezler.

Ben AKP nin diktatörlük hakimiyetini kurmak için yalan programındaki vadettiği maddeleri tek tek tartışmayacağı zaten programında söyledikleriyle yaptıkları açık açık ve net bir şekilde aklı salim herkesin yalanlarını görebilecek bir şekilde yaptıklarıyla ortadadır Ne demişti? "Demokrasi, millete hizmet için yapılan bir siyasi yarış ve hoşgörü rejimidir. Bu rejimde, kimsenin diğerlerine göre daha üstün hak ve imtiyazı yoktur.

Şimdi soruyoruz: Hoşgörü kimsenin kimseden üstünlüğü olmadığı için mi? Tüm saldırılarını HDP’sine karşı saldırılarını yapıyorsun? Millete hizmet için mi? halkın seçtiği halkın vekillerini hiçbir gerekçe göstermeden cezaevlerine atıyor tutukluyorsun. Hoşgörü siyasi yarış dediğin halkın vekilleri cezaevinde tutarak mı buna hoş görü siyasi yarış diyorsun? Devam edelim yaşama ve mülkiyet hakkını, düşünce, ifade, inanç, teşebbüs ve örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan hükümler, evrensel hukuk ve özgürlük anlayışı dikkate alınarak yeniden düzenleyecektir Bu söylediğiniz Düşüncelerinden dolayı zindanlara attığınız barış ve demokrasi güçlerini içeri atarak mı tüm barış ve demokrasi kurum ve kuruluşları kapatarak mı düzenliyorsunuz?

Bu birkaç tanesi şimdi ben üstte de belirtiğim gibi beyinde Hitlerleşme olunca artık diktanın halklara karşı yapmayacağı şey yok. Artık halk size inanmıyor takke düştü kel çoktan gözüktü. Dolaysıyla 2015 7 haziranda seçimlerine ilk defa HDP parti olarak katılmasıyla Diktatörün gövdesini yıkmadı belki amma ayağını kırdı ve iyileşmesi mümkün olmayan bir yara açtı diktanın üzerine de. Bu gün HDP ye sadece AKP karşı değil. Tüm milliyetçi ırkçı barış ve demokrasi düşmanlarının tek bir cephede olmaları ve bütün bunlara karşı halkların demokratik partisi HDP bir tarafta bu bir rastlantı değildi. Bu demokrasi güçlerinin ve diğer taraftan ırkçılığın su yüzüne şeffaf bir şekilde çıkmasıdır.

Böylesi Devlet endeksli partilerin bir araya gelmesi bir daha söylüyorum bir rastlantı değildir. Ortak olan anti Kürt, anti Alevi Demokrasi düşmanı olan anlayışlarından meydana gelen ortak noktalarıdır.

Her konuda HDP’nin yanında olmaktan kaçan CHP sözüm olan ''halkçı'' gibi gözüken Kemal Kılıçdaroğlu CHP'si (…)CHP'nin liderinden yöneticilerine yeni partisiyle siyasi hayatında başarılar dilediği Meral Akşener, geçmişten bugüne düzen siyasetinde kriz ve tıkanma dönemlerinde yıldızı parlayan bir siyasetçi. Sermaye düzeninin ihtiyaçlarına bağlı olarak farklı tarihlerde farklı siyasi söylemlerle öne çıkan bir figür olan Akşener’in siyasi kimliğini zeminini ise hep ırkçılık, gericilik ve piyasacılık belirledi.

1990'larda siyasete başlayan, devletin işini çetelerle gördüğü, faili meçhuller ve katliamlarla anılan bir dönemde DYP'den milletvekili oldu. Susurluk günlerinde çete bakiyesini temizlemek ve yaşanan rezaletin üstünü örtmek üzere İçişleri Bakanlığı'na getirildi. Dönemin Başbakanı Çiller ile özel kuvvetler üniforması içinde verdiği fotoğraflar hâlâ hatırlarda.

28 Şubat'ta dönemin ruhuna uygun olarak makamından bir yandan tarikat tehlikesine işaret ederken, bir yandan da askerlere karşı bazı çıkışlar yaptı.

Daha sonra yolu AKP’yle de kesişti. AKP kurulmadan hemen önce Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına katıldı, AKP'ye katılan ilk DYP'li oldu. Umduğunu bulamamış olacak ki, partinin kuruluşundan kısa bir süre sonra AKP'den ayrıldı. Sonraki yıllarda MHP'de siyaset yaptı ve o dönemde ülkücü geçmişini hatırladı. Aynı yıllar, cemaatle arasının oldukça iyi olduğu ve diğer pek çok düzen siyasetçisinin yaptığı gibi Fethullah Gülen'den övgüyle söz ettiği yıllardı.(..)

Şimdi CHP gerçekten barış ve demokrasi yanlısı olan ve halkların tüm renklerini kucaklayan HDP’nin yan yana gözükmemesi için elinden geldiğince Uzak kalmaya çalışması yeni bir şey değil elbette HDP ye karşı duvar seti kurmaya çalışanların yanında olmayı tercih ederek HDP’yi saf dışı bırakarak AKP’ nin HDP ye karşı olan tutumundan hiçbir fark yoktur. Zira barıştan yana olanların yanında olmaktansa katillerin yanında olmayı tercih etmiştir bu onun Kemalist ırkçı anlayışının tek dil tek din tek dil ırkçı anlayışının olmasa olmaz anlayışıdır dolaysıyla bunun üzerinde fazla durmayacağım.

7 haziranda ayağını kırdığımız dikta sürecinde Faşist MHP 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP’nin her dediğine hayır çeken MHP bu gün AKP'nin her dediğine EVET demesi MHP’nin her dediğini AKP 'nin evet demesi ölüme yüz tutmuş zihniyet ve bedenin ayakta kalmasının verdiği can çekişidir. Yalnız bunu da bilmek gerekir ki ölü ölüyü asla çekemez ve unutmayalım ki Faşist Osmanlı Türk anlayışının hakim olacağı Türkiye için pimi çekilmiş bir bombaya benzeyecektir”. Bir Afrika atasözü der ki: “Örümcek ağları bir araya geldiğinde bir aslanı bile tutabilir.” İşte bizler bir araya gelip HDP çatısının altında barışın katil canavarını örümcek ağı olup durdurabiliriz. Onun için oylarımız halkın evladı olan Selo cana diyoruz onun için oylarımız HDP ye diyoruz çünkü HDP biziz biz onlarız.

AKP 'nin ayağını kırdık 7 haziranda bu sefer gövdesini de yıkabiliriz yeter ki insanlık sorumluluğumuzu yerine getirelim bu artık devrimcilikten çok bir insanlık görevi ve onurudur. Unutmayın ki HDP’nin başarısızlığı hayallerinizin umutlarınızın yıkılması demektir. Hep birlikte umutlarımızı ve hayallerimizi yıkmaya çalışanlara karşı durdurmak ve yıkmak için imkanımız var, gücümüz var. HAYALERİMİZ VE UMUTLARIMIZ İÇİN OYLARIMIZ HDP’YE

Yazımı Üstat Lenin’den bir alıntıyla noktalamak istiyorum;

“Baylar korkunuzu, telaşınızı anlıyoruz. Bugün otlandığınız toprakları, fabrikaları madenleri korumak için her türlü vahşete hazırsınız. Ama bilmelisiniz ki, korkunun ecele faydası yoktur ve hiç bir vahşet bizi haklı davamızdan caydıramayacaktır. Sizi, kendi yarattığınız sosyal-siyasal çelişmeler içinde, döktüğünüz ve dökeceğiniz kanlar içerisinde boğacağız...”