Şuanda 100 konuk çevrimiçi
BugünBugün4225
DünDün4139
Bu haftaBu hafta11809
Bu ayBu ay70370
ToplamToplam5252104
Vatandaş et yemesin mi? PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Salı, 29 Mayıs 2018 19:08


Türkiye’de et fiyatı Avrupa ülkelerinden daha yüksek düzeye ulaşmıştı. Hükümet hemen çare buldu ve değişik ülkelerden ucuz et ithal etmeye karar verdi. Ucuz et geldi, vatandaş ucuz et yemeye başladı ama altından başka şeyler çıktı.

Polonya’dan alınan etlerde “deli dana hastalığı” varmış…

İlgili bakanlık bunu kesin olarak yalanladı. Gerçi Polonya’da hastalıklı eti ihraç edenler hakkında soruşturma yapılıyordu ama –denildiğine göre- bize gelen etlerde hastalık bulunamamıştı.

Et yolda iyileşmişti herhalde!

Ucuz et” konusunda en başta sorulması gereken akla bile gelmediği için böyle yapılması normaldir denilebilir.

Bir veya birkaç ülke başkalarına neden ucuz et satsın?

Yüksek miktarda et üreten –mesela Arjantin- ülkeler bunu dünya piyasasındaki fiyatın altında satıyorsa, o ette sorun var demektir.

En başta epeyce eski olabilir…

İlgili bakanlık “deli dana belirlemesinin 2011’e ait olduğunu” söyledi ama siz ithal edilen etlerin daha yeni olduğunu mu sanıyorsunuz? 2011 hatta daha eski bir yılda kesim yapılmış olabilir.

Önemli olan vatandaş et yesin!

Et hastalıklı bile olsa bize bir şey olmaz…

12 Eylül’den hemen sonraki günlerde Kenan Evren Çernobil’deki nükleer reaktör kazasından sonra Rize’deki çaylara radyasyon bulaştığı iddiasına kesinlikle karşı çıkmış ve televizyonda elinde çay bardağıyla poz vermişti. “İşte çay içiyorum. Bana bir şey oluyor mu, olmuyor… Demek ki çayda radyasyon bulunmuyor.”

Radyasyon hemen öldürecek dozda değilse süründürür, ama kime anlatacaksın?

O bölgede çok sayıda sakat çocuk doğduğunda da “takdiri ilahi” dersiniz, olur biter!

Yediğimiz bütün sebzelerde kimyasal ilaç artıkları bulunuyor. Bu ilaçlar değişik böceklere karşı kullanılıyor ve toprakta yetişen sebzeye de geçiyor.

Sebzelerdeki kimyasal ilaç atıklarının belirli bir düzeyin üzerine çıkmaması gerekiyor ve Türkiye bu konuda rekor kırıyor. Tarım Bakanlığı’nın bu konudaki açıklamalarını izlediniz mi bilmem… Bilinçsiz kimyasal kullanımı sonucu sebze ve meyvelerde epeyce kimyasal kalıntısı bulunuyor. Bu konuda rekor yeşil biberde imiş…

Bu nedenle sebze aldığım zaman etikette yazılı olan geldiği ülkeye bakıyorum; İtalya, İspanya hatta Hollanda olabilir; Türkiye’den geleni almıyorum.

Diğer ülkelerden gelen sebzelerde kimyasal madde artıkları ve değişik hormonlar bulunmuyor mu? Bulunuyor tabii ama Türkiye’dekiler gibi rekor kırmıyorlar. Ya da bio ürün almak gerekiyor.

Türkiye’de kanser vakalarında önemli artış var ve bunun önde gelen nedenlerinden birisi aşırı kimyasallı besinlerdir. Bırakın sebze ve meyveyi damacana suları bile kirli… Piyasada satılan süt ve yoğurdun büyük bölümü de böyleymiş…

Memlekette gıda durumu böyle olunca hastalıklı ama ucuz et ithal edilmesine ve sanki marifet yapmış gibi de konuşulmasına şaşırmamak gerek…

Rusya Federasyonu Türk domatesini birkaç kere fazla kimyasal atık içerdiği için geri çevirdi.

Başka ürünler konusunda benzer durum Avrupa ülkelerine yapılan ihracatta da yaşandı. Her üründe kimyasal atıklar var ama Türk ürünlerinde üst sınır neredeyse bulunmuyor. Geri çevrilen bu ürünler de iç piyasaya sürülüyor.

Ucuz et, ucuz domates, biber vb.

“İthal edilen etler hastalıklı” diyenlere karşı da cevap hazır: “vatandaşın et yemesini istemiyorlar!”

Vatandaş yiyorsa, mesele yoktur…

Neden başka ülkelerde böyle olmuyor, derseniz, insanlar yiyip içtikleri şeyler konusunda daha duyarlılar, bu nedenle olmuyor denemez ama daha az oluyor.

Bırakın başkasını, insanlar kendi sağlıklarını düşünüyorlar.

Avrupa ülkelerinde yıllardan beri Türk rakısından zehirlenen duymadım… Türkiye’de ise biliyorsunuz, rakı niyetine etil alkol içip komaya girenler ve ölenler oldu.

Bu ölümlerin olduğu yıllarda Almanya’dan Türkiye’ye gidenlerin götürdüğü en iyi hediye bu ülkede yapılan Yeni Rakı idi. Fiyatı Türkiye’dekiyle aynıydı, sanırım şimdi daha ucuz oldu. Zehirlenme tehlikesi de yok üstelik…

AKP Türkiye tarımını mahvetti.

Tarım ülkesi olmak, geri ülke olmak anlamına gelmez.

Fransa da ağırlıkla tarım ülkesidir. Hollanda ve İspanya özellikle böyledir. İspanya’dan her gün yüzlerce klimalı kamyon Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine meyve ve sebze taşır. İspanyol gıdaları bence Hollanda’dan gelenlere göre daha iyidir.

Almanya süt ve süt ürünlerinde oldukça gelişmiş bir ülkedir. Dünyanın önde gelen sanayi ülkelerinden birisi olması tarımı boşlamayı gerektirmemiştir.

Almanya tahıl üretiminde de iyidir. Almanların ekmekleri dünya çapında tanınmıştır.

Almanya’dan kesin dönüş yapan bazı Türk işçileri ülkenin değişik yörelerinde Alman ekmek çeşitleri üreten fırınlar açtılar. Özellikle turistik yörelerde tabii…

Yiyecek üretiminde birçok konuda kendine yeten bir ülkede tarımı bile batırdınız ya…

Yapılan yollar, köprüler, AVM’ler bunun yerini dolduramaz…