Şuanda 70 konuk çevrimiçi
BugünBugün457
DünDün3331
Bu haftaBu hafta13149
Bu ayBu ay41948
ToplamToplam5823539
Parlamentoya umut bağlayan mı var? PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Salı, 05 Haziran 2018 18:48


Seçimlerde tutum konusunda tartışma anlayışımız tek kelimeyle harika!

İlgisiz konuları birbirine bağlayıp buradan istediğin gibi sonuç çıkarmak fikir ileri sürmek olmuyor…

Sosyalistler arasında bu parlamentoya umut bağlayan bulunduğunu sanmıyorum…

Parlamentonun şimdiki işlevi eskisinden geridedir ve seçim sonucu ne olursa olsun eskisine dönüleceği bile şüphelidir. Bu ülkede parlamentonun en işlerli olduğu dönemde bile neyi ne kadar yapabildiği bellidir.

Seçimde HDP’nin desteklenmesini istemekle bu parlamentoya umut bağlamanın ilgisi yoktur.

Soru şudur: HDP barajı aşıp TBMM’ne girerse ve bu durumda AKP’nin de içinde bulunduğu Cumhur İttifakı tek başına çoğunluk sağlayamazsa, kitle mücadelesinin gelişmesi konusunda yeni imkanlar doğar mı doğmaz mı?

Hangi imkan ne oranda doğar bilemeyiz ama durumun şimdikinden daha iyi olacağı söylenebilir.

Erdoğan’ın başkan seçilmesi ve TBMM’de de AKP’nin ana gövdesini oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın yüzde 50 üzerinde oy almasıyla; HDP’nin Meclis’e girmesi ve Erdoğan seçilecek olsa bile Meclis’te çoğunluk tarafından desteklenmemesi aynı şeyler değildir.

Bu açık gerçeği görebilmek için Lenin’den alıntı yapmaya gerek yoktur.

Seçime katılan tek gerçek muhalefet partisi HDP’nin yüzde 10 baraj sorunu bulunuyor. Ülke genelinde kitle hareketinin ne durumda olduğu buradan anlaşılabilir.

HDP yüzde 20 desteğe sahip olsaydı farklı bir politika izlenebilirdi. O zaman bile içinde bulunulan duruma bakmak ve hangi tutumun gelecek için daha fazla imkan yaratacağını hesaplamak gerekirdi.

Politika böyle yapılır…

Kendi başına seçimi boykot etmenin de seçime katılmanın da savunulması doğru olmaz. Hangi koşullarda ve ne için şu veya bu tutum alınıyor? Önemli olan budur.

Çıkarımıza olan şartların oluşması için hangisi gerekliyse o tutum alınır.

HDP yıllarca TBMM’de grup düzeyinde temsil edildi ve fazla bir şey yapamadı, yaptırtmadılar. Bazılarının milletvekilliği düşürüldü, önceki genel başkan Demirtaş hapsedildi, başka milletvekilleri de hapse girdi.

Buradan çıkarılması gereken sonuç, “HDP Meclis’e girmesin”  değildir. Mevcut durumda giremezse durum daha da kötü olacaktır.

Meclis dışında hızla gelişen bir kitle hareketi var da biz mi bilmiyoruz?

Şimdiki durumda yok…

Düzen partileri arasında çatışmanın şiddetlenmesi, hiç birisinin çoğunluk sağlayamaması bizim için iyidir ve HDP’nin barajı aşarak Meclis’e girmesi bunun için gereklidir.