Şuanda 136 konuk çevrimiçi
BugünBugün1640
DünDün3906
Bu haftaBu hafta1640
Bu ayBu ay76836
ToplamToplam5375493
Cesaret örgütlenen bir özelliktir PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazar, 01 Temmuz 2018 08:45


Alınabilecek bütün tedbirleri almadan tehlikeye girene cesur değil aptal denir. Cesaret alınan tedbirlerden sonra geriye kalan tehlikeyi göze almaktır. Bazı durumlarda geriye kalan bu tehlike büyük de olabilir, önemli olan tehlikeyi biraz da olsa azaltmak için yapılabilecek her şeyi yapmış olmaktır.

Cesaret önceden hazırlanabilen, örgütlenebilen bir özelliktir.

Cesaretin doğuştan gelmediği, hazırlanıp örgütlenebildiği yaklaşık 2500 yıl önce Atina ile Sparta kent devletleri karşılaştırması sonucu ortaya çıkar.

Spartalılar kara savaşında cesaretleriyle tanınırlar. Havasından mı soyundan mı, bu özellik nereden gelmektedir?

Erkekler çocukluktan başlayarak –bir oranda kadınlar da- sürekli askeri eğitim görürler. İyi askeri eğitim görmüş kişi ile yetersiz eğitim görmüş kişinin savaştaki cesaretleri farklı olacaktır. Ek olarak Sparta savaşçılar için normlar geliştirmiştir: Savaştan kaçmak, savaş alanını terk etmek, sonuna kadar savaşmamak bir Spartalı için utanç vericidir. Bu utanç sözde kalmaz, savaş sonrasında Sparta toplumunda savaşçıların sahip olduğu ayrıcalıkları kaybeder.

Eğer 300 adlı filmi izleriyseniz, Sparta Kralı Leonidas’ın milyonluk Pers ordusuna karşı direnirkenki sözlerini hatırlayabilirsiniz: Spartalı savaşı bırakmaz!

Ölecekleri kesindir, amaç gerideki orduya savunmaya hazırlanmak için zaman kazandırmaktır.

Daha basit bir örnek verilecek olursa şöyle denilebilir: üç kişiyle kavga durumunuz var. Normal olarak kavgadan kaçınırsınız, ama eğer karatede siyah kuşak iseniz davranışınız değişik olur.

Buradan CHP’nin seçim gecesindeki tutumuna gelirsek…

Sokaklarda silahlı gruplar dolaşmaya başlamıştı. Muharrem İnce bunlara karşı halkı sokağa çağırsaydı, ne olurdu?

Önemli bir kesim sokağa çıkmazdı, çıkanlar da ne yapacaklarını bilmedikleri için küçük silahlı gruplar tarafından dağıtılmaları zor olmazdı.

CHP’nin önceden hiçbir hazırlığı yoktu. Türkiye’de değil de İngiltere, Almanya ya da Fransa’da seçim yapıldığını sanıyorlardı… Erdoğan’ın iktidarı tehlikeye düşerse resmi ve resmi olmayan silahlı güçlerin işe karışacağı önceden biliniyordu. Bu nedenle silahlı grupların sokağa çıkması sürpriz değildir.

Ne yapacaksın, kendini nasıl savunacaksın, nerelerde toplanacaksın; bunlar bilinmeden sokağa çıkmak sonuç vermez ya da hemen dağılmayla sonuçlanacağından çağrıyı yapan da ağır eleştirilerle karşı karşıya kalırdı.

CHP resmi ve sivil güçlerle şu veya bu oranda çatışma yaşamış kesimlerle bağ kurmamaya özellikle dikkat etti. Bu kesim sokak mücadelesinde tecrübe kazanmıştır. Sokağa bağırıp çağırmak için çıkılmaz, saldırıyla karşılaşacaksınız ve o zaman ne yapacaksınız; bu konuda fikir ve biraz da deney sahibi olmanız gerekir.

“Onlar silahlı” belirlemesi pasifliğe gerekçe olamaz.

Ülkede silah bulmanın zor olmadığını herkes biliyor. Ek olarak çok sayıda ev eşyası silah olarak kullanılabilir: sandalye bacağı, bıçak, gaz tüpü, cam gibi…

Belirli bir sayıya sahipseniz ve kararlı duruş gösteriyorsanız, karşı taraf duraklar, bazen da geri çekilir. Başka ülkelerde bunun çok sayıda örneği bulunuyor.

Direnmeye niyeti olan bunun için hazırlanır. Direnmek direniş söylemiyle olmaz, önceden hazırlanmakla olur. Hazırlığınızda yetersizlikler mutlaka olacaktır, belki bazı kayıplar da yaşanacaktır ama karşı tarafın geriletilmesi ve hatta kazanılması da az ihtimal değildir.

Muharrem İnce parti örgütünün böyle bir hazırlığı temelinde daha cesur davranabilirdi. Önce silahlı gruplara karşı güvenlik güçleri görevlerini yapmaya çağrılır, ardından da “parti örgütü, üyelerimiz ve halkımızla sonuna kadar direneceğiz” denilirdi.

Güvenlik güçlerine çağrı yapılması onlara güvenilmesinden değil, tereddüde düşmeleri içindir. Yasal çerçevede yasadışı silahlı gruplara karşı müdahale çağrısı yapılıyor…

Eğer böyle bir hazırlık yapılmış olsaydı, derin devletin bir kesiminin müdahalesi de farklı olurdu. Bu hazırlıktan mutlaka haberleri olurdu, karşı tarafın direneceğini ve bunun için de hazırlandığını bilirlerdi ve büyük ihtimalle anlaşma yolu ararlardı. Dünyanın gözü önünde yüzlerce kişiye ateş açmak kolay iş değildir. Az sayıda insan olsa neyse ama direnmeye kararlı ve ne yapacağını da az çok bilen kalabalığa karşı aynı yöntemi uygulayamazsınız.

Ne olurdu, bilinmez, belki yine kaybedilirdi ama geleceğe büyük bir mücadele mirası bırakılarak kaybedilirdi.

Cesaretin şartlarını hazırlamazsanız, cesur olamazsınız ya da yaptığınız sonuçsuz cahil cesareti olur.

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye bağıran gençler silahlı gruplara karşı sokağa çıkacak olsalardı, ne yapacakları konusunda hiç fikirleri bulunmuyordu. Bu durumda bırakın başarıyı karşı tarafı geriletmek bile mümkün değildir.

Teoride ve pratikte öğrenmek yerine hiçbir şey yapmamak için başkalarından fikir almakla yetinecek olanlar, “Peki ne yapılabilirdi?” diye bir soru soracaktır. Diğer ülkelerde ne yapılacağının çok sayıda örneği yaşandı. Ülkenin en büyük muhalefet partisinin bunları öğrenmesi gerekirdi. Bu örneklerin aynısı tekrarlanmaz ama öğreticidirler.

1989 yılında Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nde gerçekleşen benzer bir olayı aktarayım. Bu konu ayrıntılı olarak 1989 Berlin Duvarı kitabında vardır.

Leipzig kentinde partiye –SED- karşı her pazartesi yapılan gösteriler vardır. Polis bunlara saldırmakta ve insanları tutuklamaktadır. Buna karşı büyük bir gösteri planlanır. SED Genel Sekreteri Eric Honecker göstericilere ateş açılması emrini verir. Gösteriyi düzenleyecek olanlar buna rağmen geri adım atmazlar.

Leipzig çevresindeki askeri birliklerin komutanı muhtemel bir katliama karışmamak için yıllık izne ayrılır. Ardından SED Politik Bürosu toplanır ve Eric Honecker’i görevden alır. Toplantıda “Aklını mı kaçırdın Eric, binlerce kişiyi öldüremeyiz” denilir.

Gösteri büyük bir katılımla gerçekleşir. Göstericiler büyük bir güvenlik örgütü kurarlar ve bu kişiler herhangi bir provokasyona karşı askerlerle birlikte çalışırlar. Gösteri olaysız biter.

Aynısı başka bir ülkede tabii ki olmaz…

Önemli bir hazırlığa dayanan kararlı duruş olmadan da bir şey olmaz…

İnsanları, örgütleri, liderleri cesur davranmaya çağırmadan önce gösterilmesi istenilen o cesaretin hazırlığı ne oranda yapılmıştır; buna dikkat edilmesi gerekir.