Şuanda 156 konuk çevrimiçi
BugünBugün1328
DünDün3148
Bu haftaBu hafta17933
Bu ayBu ay46480
ToplamToplam5651755
Bütünsel tarih ve bugüne uzantısı PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cumartesi, 28 Temmuz 2018 22:17


Sosyalist ülkelerin tarihleri konusunda epeyce bilgim bulunuyor ama yine de bazı kitapları okuyunca “vay be” demekten kendimi alamıyorum.

Ulrich Schmid’in “Technologien der Seele” (Ruhların Teknolojisi) kitabını okuyorum. Kitabın alt başlığı ise, “Bugünkü Rusya Kültüründe Gerçek”.

Kitap tahmin edilebileceği gibi Foucault ile başlıyor: söylem aracılığıyla gerçeğin üretilmesi ve bunun ardından Foucault’nun “Pastoralmacht” dediği “insan ruhunun yönetilmesi” konusuna geçiyor, ardından 1991 sonrası Rusya’sından çok sayıda örnek veriliyor.

2014 yılında İçişleri Bakanlığı’na bağlı özel operasyon yapmakla görevli bir birim kuruluyor. Birimin adı Felix Dzierzynski. SSCB döneminde ÇEKA’nın kurucusu isimdir. Bu örgüt çok sayıda infaza imza atmıştır. Ne kadarı haklıydı ne kadarı değildi, burada konumuz bu değildir.

Geçmişle yaşayan bir marksistin –bizde çoktur- buradan çıkaracağı sonuç, SSCB dönemine duyulan özlemdir. Buna Rus halkındaki Stalin sevgisini de eklerseniz, vardığınız sonuçtan kesin emin olursunuz.

Gerçekte ise burada bambaşka bir bakış tarzı söz konusudur. Rusya kurulduğundan beri geçen 500 yılda sürekli olarak imparatorluk oldu; SSCB bunun özel bir dönemidir.

Putin’in Duma’da ve başka yerlerde yaptığı çok sayıda konuşmada ve son yılların Rus basınında ve edebiyatında bu tür belirlemeler fazlasıyla yer alıyor. Buna göre Rusya tarihi bir bütündür: Çarlık dönemi, sosyalist dönem, ardından Yeltsin ve Putin dönemleri…

Böyle bir değerlendirme olabileceğini hiç düşünmemiştim ama bu değerlendirme bugünkü Rusya’yı anlamak için önemlidir. Buna “imparatorluk bilinci” de diyebilirsiniz.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında üç imparatorluktan ikisi dağıldı: Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan imparatorluğu… Geniş bir alana yayılan Çarlık Rusyası sınırlarını büyük oranda koruyarak SSCB’ye dönüştü. 1991’de çözülerek parçalandı ve bünyesinden çok sayıda devlet ortaya çıktı: Rusya Federasyonu, Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Beyaz Rusya, Ukrayna, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Moğolistan, Estonya, Letonya, Litvanya… On üç isim aklıma geldi ama birkaç tane daha olacaktı…

Rusya Federasyonu Putin döneminde izlediği saldırgan politikayla Gürcistan’ın bir bölümünü ve Kırım’ı yeniden sınırları içine alacaktı.

Putin’e takılan ad nedir, biliyor musunuz?

Rusya’nın toprağını toplayan adam…

Putin 2014 seçimini Kırım’ın ilhakıyla kazanıyor. Yüzde 60 civarında olan desteği kısa sürede yüzde 85’e fırlıyor. Rusya halkı yayılmacılığı destekliyor ve zaten bunu da yayılmacılık olarak görmüyor; “orası zaten bizimdi” olarak değerlendiriyor.

Anlayış bizdeki duruma ne kadar uyuyor değil mi?

Ek olarak açık bir Ruslaştırma politikası var. Çok sayıda halkı barındıran Rusya Federasyonu’nun bir arada kalmasında Rusça belirleyici önemde görülüyor. Bu da Çarlık Rusyası ve ardından SSCB döneminden alınmış bir özelliktir.

SSCB döneminde açıklaması vardı; özellikle Orta Asya halklarının önemli bölümü eğitimsizdi ve kendi dillerinin yanı sıra özellikle Rusça öğrenmelerine önem verildi. Rusça yerel dillerle karşılaştırılamayacak kadar gelişmiş bir dildi.

Putin şöyle diyor: “Dünya Cengiz Aytmatov’u Rusça sayesinde tanıdı.”

Aytmatov eserlerini Rusça yazdığı için tanındı, Kırgız Türkçesiyle yazsaydı kesinlikle tanınamazdı.

Rusya’da yönetimin hakim görüşü 500 yıllık tarihin bütün olarak ele alınmasıdır. Bu görüş sanatçıların yanı sıra halkta da önemli destek bulmuş durumdadır.

Putin konuşmalarında sürekli olarak Büyük Petro’ya, Korkunç İvan’a, Çariçe Katerina’ya atıf yapıyor. Bir süre sonra Stalin’e de yapmaya başlarsa şaşmamak gerekir. Stalin Rusya’yı dünya çapında güç yapan sembol bir isimdir. Stalin’in bu yönü öne çıkarılıyor, sosyalist olması değil…

Geçmişe takılmış olarak yaşıyorsanız, buradan Rusya Federasyonu’nda SSCB’ye özlem duyulduğu sonucuna varabilirsiniz ama ilgisi yoktur.

Önceden de istiyordum, ilgili kitapların hepsini almıştım, araya başka işler girince geriye itmiştim ama Rusya’nın 500 yıllık tarihini ana hatlarıyla öğrenmek gerekecek…

Bu anlayıştan 600 yıllık Osmanlı ve 100 yıllık Cumhuriyet’i birleştirmeye geçebilirsiniz. Bunlar tabii ki ayrı rejimler ama sandığımız kadar da ayrı değiller…

 

Rusya 500 yıllık tarihindeki apayrı üç dönemin ortak özelliğini “imparatorluk bilinci” temelinde birleştirebiliyor ve bu da halk tarafından benimseniyorsa; anlayın artık derim…