Şuanda 53 konuk çevrimiçi
BugünBugün2340
DünDün3888
Bu haftaBu hafta18531
Bu ayBu ay47628
ToplamToplam6917092
Suriyeliler mülteci midir? PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Perşembe, 13 Haziran 2019 15:39


“Mülteci krizi”, “Suriyeli mülteciler” gibi kavramlar, ülkemizde Suriyelilerin istenmemesiyle ilgili olarak sıkça konuşuluyor. Öncelikle bilinmesi gerekir ki ülkemizdeki Suriyelilerin hiç birisi mülteci değildir.

Mültecilik bir statüdür. Kişi politik iltica başvurusunda bulunur; kabul edilir ve mülteci olar ya da henüz incelenme sürecindedir, mülteci adayı olur.

Türkiye’ye OECD ülkeleri dışından gelenler için mültecilik hakkı yoktur. (30 OECD ülkesinin hangileri olduğunu internetten bulabilirsiniz. Büyük çoğunluğu Avrupa ülkesidir.) Suriye, Irak, Afganistan vb. ülkelerden gelenler Türkiye’de mültecilik başvurusu bile yapamazlar, böyle bir hakları yoktur.

Dolayısıyla Suriyelilerin hiç birisi mülteci değildir.

Suriyeliler “konuk” statüsünde kalıyorlar. İster beş yıl isterse daha uzun süre kalsınlar, statüleri aynı kalır ve ancak TC vatandaşı olmaları durumunda değişir.

Buradan çıkan sonuç, Suriyelilere karşı olanların mültecilere karşı olmadıklarıdır çünkü karşı oldukları kitle mülteci değildir.

Avrupa ülkelerinde herkesin açık bir statüsü vardır. Mültecidir veya durumu incelenmektedir. Belki kabul edilir belki “insani nedenler” gerekçesiyle geçici oturum verilir ama beş yıl ya da daha fazla süre konuk olamaz.

Bizdeki Suriyelilerin açık bir hukuki statüsü bulunsaydı, “istemiyoruz” demek de kolay olmazdı çünkü bir grubun hukuki statüsünü kaldırmak zorundasınızdır ki, bu da kolay değildir.

Bir başka “istemiyoruz” gerekçesi şöyledir: “askerlerimiz orada ölürken, bunlar burada keyif çatıyor!”

Orası denilen yer Suriye ya da başka bir ülkedir. Başka bir ülkeye ordu gönderildiği zaman çatışma ve kayıplar göze alınıyor demektir ve dolayısıyla bu gerekçe tutarsızdır.

Bir başka gerekçe yine cahillik göstergesidir: “ülkelerinde kalıp savunsaydılar…”

Neye karşı savunsaydılar, düşman kimdi de savunacaklardı?

Emperyalizm mi? Hangi emperyalizm?

Suriye’de yıllardır süren savaşta ölen ABD askeri ya yoktur ya da çok azdır.

Suriye Vietnam değildir, orada yarım milyon ABD askeri vardı ve savaşta 55.000 asker kaybettiler.

Suriye’deki karşıt askeri güçler esas olarak İslam Devleti (İD), El Nusra ve PYD’dir.

İD ağır silahlarını Irak ordusundan aldı.

ABD Irak’ı işgal ettikten sonra Baas Partisini ve orduyu feshetti. Saddam ordusunun çok sayıda subayı silahlarıyla birlikte boşta kaldı ve bunların önemli bölümü İD’ye katıldı hatta kurucusu oldu. İD’nin ilk adı Irak-Suriye İslam Devleti idi. İD Musul’u ele geçirerek çok sayıda ağır silah elde etti.

İD, Irak’ta Sünni ayaklanması sonucu kuruldu. ABD işgalinin ardından Irak nüfusunun azınlığını oluşturan Sünnileri kenara iten Şii Maliki hükümetinin uygulamalarına tepki olarak ortaya çıkan en önemli örgüttür.

Türkiye İD ile değişik alanlarda işbirliği yaptı ama oradan buradan toplanmış cihatçılardan oluşan bir orduya istediğiniz kadar destek sağlayın, önemli sonuç alamazsınız. Buna karşın İD, Suriye ordusunu perişan etti. İD’nin savaş uçakları bulunmamasına rağmen Suriye ordusuna önemli darbeler indirdi.

ABD’nin İD’ye ağır silahlar verdiğini duymadık ama YPG’ye veriyor, askeri eğitim de sağlıyor.

Suriye tarihi hakkında biraz bilginiz varsa, bu ülkedeki sünni ayaklanmalarının yeni olmadığını bilirsiniz. 1982’de Hama ayaklanması yaklaşık 40.000 kişi öldürülerek bastırıldı. Hama şimdiki ayaklanmanın da merkezlerinden birisiydi.

Suriye ordusunun halkına karşı savaşmaktan başka becerisi yoktur. Hafız Esat’ın uzun iktidar yıllarında başka kime karşı savaşmış ve ne yapmış? Küçük İsrail ile bile baş edemez…

Suriye bugün İran ordusunun işgali altındadır. İran ve Lübnan Hizbullah’ının asker ve Rusya Federasyonu’nun hava desteği olmasaydı, Suriye ordusu çoktan çözülmüştü.

Türkiye’ye gelen Suriyeliler ülkelerinde kalıp kime karşı savaşacaktı?

Ne hükümetin ne de karşıtlarının yanında yer almak istemeyince, iki taraf arasında sıkışınca kaçmaktan başka çareleri kalmadı.

Suriyelilerle Avrupa ülkelerindeki mültecilerin arasındaki fark sadece statülerinden kaynaklanmıyor. Bizdeki Suriyelilerin dönecek yerleri bulunmuyor. Dönsün de nereye dönsün; ev mi kaldı, köy mü kaldı, kasaba mı kaldı, şehir mi kaldı? Yıkılmış yerlerin fotoğraflarını görmüşsünüzdür. Şam ve Lazkiye dışında yıkılmayan yer neredeyse kalmadı; bu durumda nereye dönecekler?

Birkaç gün bayramlaşmak için gitmek ayrıdır, temelli dönmek apayrıdır.

Ek olarak, vatandaşına karşı savaşmakta yılların birikimine sahip olan Suriye yönetimi gidenlerin bazılarının küçük mal mülküne zaten el koymuş durumdadır. Bayram ziyaretine gelenler belirli yerlere gidemezler, yoksa geri dönemezler. Almanya gazetelerinde bu konuda geniş söyleşiler yayınlandı. Söyleşi yapılan Suriyelilerin talepleri değişik olmakla birlikte bir konuda neredeyse ortaklar: Türkiye’de kalmak istemiyoruz ama başka çaremiz yok.

Avrupa ülkelerine gidemezler, Türkiye bu insanları tutmak için Avrupa Birliği’nden epeyce para alıyor. Suriye’ye dönemezler, dönecek yer bulunmuyor.

Durum budur…

Bu insanların konumuyla ve çaresizlikleriyle Avrupa ülkelerindeki Türkiyelilerin durumu karşılaştırılamaz.

Türkiye dışında yaklaşık 5 (veya 6) milyon TC vatandaşı ya da Türkiye kökenli kişi yapıyor. Bu sayı sürekli artıyor, imkan bulsa çok sayıda insan ülkeyi terk etmeye hazır durumdadır.

Almanya Türkiye’den gelen meslek sahibi kişilere yeni kolaylıklar sağlamaya karar verdi.

Suriyeliler geriye dönecek olsaydı eğer, bu gidiş durur muydu sanıyorsunuz?

Doktorlar, mühendisler, öğretmenler, öğretim üyeleri gidiyor…

Sanki bu gidenler Avrupa ülkelerindeki hayatın zor olduğunu bilmiyorlarmış gibi, bunlara “hayal kurarak gitmeyin” deniliyor. Hepsi nelerle karşılaşacaklarını biliyorlar. Yeni bir hayat kurmak zorunda kalacaklar ve bunu göze alarak gidiyorlar.

Demek ki orada yaşadıkları, Avrupa ülkelerinde göze aldıkları zorluklardan daha ağır basıyor…

Başka türlü olsaydı, gitmezlerdi.

Bizdeki asıl sorun budur, Suriyeliler değil…