Şuanda 56 konuk çevrimiçi
BugünBugün2314
DünDün3888
Bu haftaBu hafta18505
Bu ayBu ay47602
ToplamToplam6917066
Suriyeliler ve ırkçılığın bileşenleri PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cuma, 14 Haziran 2019 11:49


Değişik arkadaşlar Suriyelilere karşı yükselen ırkçılığı hayat şartlarının zorlaşmasına bağlıyorlar ya da ekonomik zorlukları ırkçılığın yükselmesinde belirleyici faktör olarak görüyorlar. Bu anlayışa göre burjuvazi toplumdaki tepkiyi yabancıya yöneltir ve bu sık kullanılan bir yöntemdir.

Bu anlayışın doğru olmadığını söyleyeceğim.

Ekonomik kriz ırkçılığı tetikleyebilir ve yükselen tepkinin yabancıya yönelmesi teşvik edilebilir ama belirleyici neden genellikle burada değildir.

Dünyanın değişik ülkelerinde yapılan araştırmalarda ekonomik krizle ırkçılığın yükselmesi arasında doğrudan bağlantı bulunamadı.

Günümüzden örneklersek; Fransa’da ırkçı Ulusal Cephe (FN) Avrupa Parlamentosu (AP) seçiminde birinci parti oldu. Buna karşın yıllardan beri ciddi ekonomik sorunlar yaşayan ve hatta Avrupa Birliği (AB) parası Avrodan çıkmayı bile düşünen İtalya’da bu düzeyde ırkçılık yoktur. Keza ekonomik olarak iyi durumda bulunmayan İspanya’da da bu düzeyde yoktur.

Almanya’da ırkçılık 30 yıl öncesine göre artmadı tersine azaldı. Halbuki ekonomik koşullar 30 yıl öncesinden iyi değildir hatta kötüdür. Diyeceksiniz ki AfD (Almanya İçin Alternatif) partisi yükseliyor, tamam ama karşıtları da yükseliyor. Kurulduğundan beri göçmenlere sosyalistlerden daha yakın olan Yeşiller SPD’yi geçti ve Hıristiyan Demokratlar’a yetişiyor.

Ekonomik koşulların kötüleşmesiyle ırkçılığın yükselmesi birbiriyle ilgilidir ama aralarında doğrudan bağlantı kurulamaz.

Bizde yükselen Suriyeli düşmanlığının önemli nedenlerinden birisi Türklerin Araplardan hoşlanmamasıdır. Bunun iki nedeni vardır:

Birincisi: “Birinci Dünya Savaşı’nda Araplar bizi arkadan vurdu” anlayışıdır. Çok sayıda Arap aşireti savaşta Osmanlı’nın rakiplerinden birisi olan İngilizlerin yanında yer alır.

Bunda anormal bir şey bulunmuyor; bağımsız olmak istiyorlardı ama yapamadılar. Osmanlı’dan kurtuldular, İngiltere ve Fransa’nın sömürgesi oldular.

İkinci neden ise küçücük İsrail’in nüfusu ve ordusu kendisinden çok fazla olan Arap ülkelerini perişan etmesidir. ABD’nin İsrail’i desteklemesi herhangi bir açıklama getirmez. İsrail ile özellikle Mısır ve Suriye arasındaki savaşlarda ölen ABD askeri duymadık. ABD bu ülkeye sadece silah verir, o kadar…

SSCB de zamanında elindeki modern silahları değişik ülkelere vermişti. Bu silahları en iyi kullanan Vietkong, en kötü kullanan Arap ordularıdır.

ABD 500.000 askerle işgal ettiği Güney Vietnam’da sadece asker değil çok sayıda savaş uçağı da kaybeder. Bunun bir bölümü uçaksavar ateşi nedeniyledir.

SSCB Vietnamlı pilotları eğitir ve Vietkong’a (Kuzey Vietnam’a da) 200 kadar Mig avcı uçağı verir. ABD hava savaşları nedeniyle çok sayıda uçak kaybedecektir.

SSCB aynı uçakları özellikle en önemli Arap ülkesi Mısır’a da verir. Verir de ne olur, İsrail savaş uçakları bunların havalanmasına fırsat vermeden büyük bölümünü yerde imha eder.

1967’deki 6 gün savaşında İsrail’den kalkan savaş uçakları Akdeniz’i çok alçaktan uçarak geçer ve böylece radarlara yakalanmadan Mısır’a iyice yaklaşırlar. Ardından hıza yükselip havalanmaya fırsat bulamayan Mısır savaş uçaklarını yerde imha ederler.

Suriye’de de benzer olaylar az değildir. Beşar Esad’ın babası Hafız Esad’ın ölümcül hasta olduğunu ilk olarak İsrail açıkladı. Bunu da laboratuar belgeleriyle kanıtladı.

Sonradan anlaşıldı ki İsrail Esad’ın doktorunu satın almıştı.

İsrail bu yöntemi çok kullanır. Para verir satın alırsın, yetmiyorsa işin içine bir de kadın (sarışın olması tercih edilir) sokulur; bununla filanca olmasa da falanca önemli kişiyi satın alabilirsiniz.

Suriyelilere karşı yükselen ırkçılığın temelinde Araplara duyulan nefretin de payı vardır ve hiç de küçük değildir.

“Ülkelerinde kalıp vatanlarını savunsaydılar” söylemi tutarsızdır çünkü bırakın halkı Suriye ordusunda ülkesini savunacak çap olsaydı bunu en başta İsrail’e karşı göstermesi gerekirdi.

1980’li yılların ortalarıydı ve İsrail ikide bir Suriye’ye yönelik hava saldırısı gerçekleştiriyordu. SSCB bu ülkeye yeni hava savunma sistemi verdi ve bu sistemin roketleri İsrail uçaklarını engelleyecekti. Pratikte böyle olmadı, İsrail rahatça saldırdı, bombaladı. SSCB roketlerinin işe yaramadığı konuşuldu ama gerçek sonra ortaya çıktı: İsrail gerekli kişileri satın alarak hava savunma sistemindeki şifreleri ele geçirmiş ve sinyal göndererek roketleri kilitlemişti. Ateşleme düğmesine basılıyor ama roket kıpırdamıyordu çünkü kilitlenmişti.

Halkı istenildiği gibi kullanılan bit yığın olarak görmemek gerekir. Bazı halklarda ırkçılık hiç az değildir ve bunun tarihsel nedenleri vardır. Burada ırkçılıkla mücadele etmek en başta bu nedenlerin bulunmasını gerektirir. Her şeyi burjuvaziye bağlarsanız, bunu yapamazsınız.

Eski Demokratik Almanya Cumhuriyeti (DAC) bölgesinde AfD birinci parti durumuna geldi, ülkenin batısında da var ama bu derecede değildir. AfD bu bölgede ırkçılık için güçlü bir zemin buldu. Bunun tarihsel nedenlerini 68’den Ne Kaldı? kitabında açıklamıştım.

Almanya Nazi geçmişinden, bu geçmişin kültüründen 68 hareketi sonrasında kurtuldu ve DAC bunu yaşamadı. Yeşiller 68 hareketinin ürünüdür.

“Almanya burjuvazisi göçmenleri hedef göstererek kitlelerin bilincini karartıyor” gibi klasik söylemle hiçbir şey açıklayamayız.

Kendimizi kandırırız, o kadar…

Almanya üç yıl önce 900.000 Suriyeliyi birkaç ay içinde ülkeye aldığı zaman Hıristiyan demokrat iktidarın politikasını savunanların başında Sanayi İşverenleri Birliği’nin başkanı geliyordu. Ülkede büyük teknisyen açığı bulunduğunu ve Suriyelilerin kısa sürede eğitilerek bu açığı kapatabileceklerini savunuyordu.

Bekledikleri gibi olmadı çünkü Suriyelilerin büyük bölümü Almanca öğrenmekte başarı gösteremedi ama zamanında savunulan buydu.

Şunu da önemle eklemek gerekir: Türkiye Suriyeli göçmenlerden büyük para kazandı ve halen de kazanıyor.

Halep ve civarındaki Suriyeli zenginler tekstil atölyelerini söküp getirdiler, Antep ve Kilis’te kurdular.

AB’den Suriyeliler için yüksek ödenek alınıyor. Türkiye bu insanlar için ek masraf yapmıyor, tersine para kazanıyor.

Ülkede en ucuza ve en kötü şartlarda çalışan eskiden Kürtlerdi, şimdi Suriyeliler oldu.

Türkiye Suriye’nin bir bölümünü ilhak etmiş durumdadır. Ne kadar asker ne kadar küçük üs var, bilmiyoruz.

Türkiye orada Suriye’yi değil kendini savunuyor, güneye doğru genişlemesini savunuyor.

Suriyeliler ülkesini savunmuyor, Türk ordusu savunuyor, bunun için askerler ölüyor; deniliyor ama böyle bir şey yoktur!

Suriyelilere karşı gösterilen tepkilerle ilgili durumun arka perdesi böyledir…