Şuanda 73 konuk çevrimiçi
BugünBugün2432
DünDün3275
Bu haftaBu hafta8814
Bu ayBu ay96624
ToplamToplam7757987
İbrahim Yalçın ve corona PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazar, 12 Nisan 2020 18:12


Diyeceksiniz ne ilgisi var; şöyle bir ilgi var: dört yıl önce 13 Nisan’da İbrahim hayatını kaybetmeseydi eğer, aynısı bugünlerde gerçekleşirdi. Corona virüsü biliyorsunuz akciğer üzerinden bedeni tahrip ediyor. İbrahim 40 yıldan fazla süre günde en az bir paket sigara içtiğine göre ciğerlerinin sağlam olması mümkün değildi. Virüsü almakla hastalanmak aynı şey değil ama akciğer iyi değilse hasta olduğunuz gibi kötü hasta oluyorsunuz. Üstüne üstelik İbrahim bağlasan evde durmazdı. Fransa’da coronadan ölümler çok, Paris de hastalığın merkezlerinden birisi olduğuna göre akciğeriniz kötüyse kurtulmanız zordur.

Neyse keşke dört yıl daha yaşasaydı da…

Mutlu öldü. İbrahim’in mutlu ölmesinde önemli fonksiyonumun olması bana da mutluluk verdi. “Sürekli not alıyordum ama kitap yazacak durumda değildim, bu site beni yazar yaptı” belirlemesi kendisine aittir.

Sosyalist hareketin değişik öbeklerinden insanlar bana “Bu tiple uğraşmaya değmez” demişti ama ilk adımlardan sonra sitenin Lazkiyeli Muhabarat’ın dışında çok sayıda yan ürünü olduğunu ve bunların hiç de önemsiz olmadığını görüyordum. İbrahim’in yazarlığı ve kitabı Ey Hayat bu ürünlerden birisidir. Cahit Çelik’in “60 yaşından sonra meşhur oldum” dediği Miro Masalı da bu ürünlerden birisidir. (Bkz. www.ibrahimyalcin-paris.blogspot.com )

Neyse, her ölüm yıldönümünde İbrahim’e rapor gibi bir şey yazarım.

Bu sefer yazacak pek bir şey yok. TDAS’ın Tarihi kitap olarak çıktı, en önemli haber budur. Lazkiyeli Muhabarat her yıl bir-iki kere ölür, çevreye de “Ben öldüm, haberiniz olsun” diye duyururdu. Bu yıl öldüğünü duymadım, kimse ciddiye almıyor, ondan herhalde. Reklam için de başka yol bulamadı anlaşılan…

1987 yılında Paris’e geldiğinde sana söylemiştim: bunlar politik insanlar değil… Hangi görüşten olursa olsun politik insanların belirli özellikleri bulunur, bunlar öyle değil… Politiklikleri pis işleri örgüt adı altında yürütmelerinden geliyor. En güzel örneğini benden iyi biliyorsun, Paris’teki MK üyesi Salih… Birkaç ay önce Türkiye’den gelen bir arkadaş anlattı; her tarafa “Ben ona karşıyım, ilgim yok” dermiş. Doğrusu bizi de çok ilgilendiriyordu. Bu iş çoktan bitti, ne tarafta olduğunun da önemi kalmadı.

Bunları geçelim…

Sen yaşarken 40 Yıl Sonra TDAS yayınlanmıştı, ardından yayınlanan Mülteciler Göçmenler kitabı sen sağken eline ulaşabildi mi, bilmiyorum. Bunun ardından beş kitap daha çıktı: Geleceğe Dönüş (bu kitap ikinci TDAS’tır deniliyor, ben söylemiyorum), Che Guevara Kısa Uzun Bir Hayat (bu kitap Che ile ilgili olarak Türkçedeki ilk telif kitaptır), 68’den Ne Kaldı?, Küresel İç Savaş ve Türkiye (2000’de yayınlanan Alt Empeyalizm ve Türkiye’nin devamı) ve son olarak TDAS’ın Tarihi. Yılın sonuna doğru kapitalizmden sosyalizme dönüş konulu kitap gelecek… Bu konuda yazdım ama somut örnekler –Bulgaristan ve Romanya- temelinde incelememiştim. Sosyalizm sonrası kapitalizmde burjuvazi komünist partisinin üst ya da üste yakın kademelerinden çıktı. Bunu kaç kere yazdım ama genel teorinin yanı sıra olaylar ve isimlerle anlatmamıştım.

İlerde fırsat bulabilirsim benzer konuyu Çin için de araştırmak istiyorum. Burada konu daha büyük ve karışık tabii…

En azından bir ismin güncellenerek yaşadığından emin olabilirsin. 40-45 yıl öncesini sürekli anlatarak isim yaşatmak bize yakışmazdı zaten…

Senin çocuklarından birisi Fransa’da üniversitede fizik bölümünde okuyordu. Benim kız da, Ömür, fizik bölümünü bitirdi, kısa süre sonra yüksek lisansı bitiriyor.

 

Başka da haber yok…