Şuanda 45 konuk çevrimiçi
BugünBugün330
DünDün2308
Bu haftaBu hafta330
Bu ayBu ay71723
ToplamToplam7381233
Karanlığa kızma, bir mum yak! PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cuma, 24 Nisan 2020 18:30


Özellikle de muhalif insanlarımız çok konuşuyorlar; teşhir ediyorlar, protesto ediyorlar ama alternatif olarak ne yapacaklar, bu konuda fikirleri bulunmuyor. Bu olmadıktan sonra karşılıklı görüşmelerde, internet ortamında istediğiniz kadar protesto edebilirsiniz. Bir çeşit işbölümü ortaya çıkar; onlar yapar, siz protesto ederseniz. Onlar şu veya bu şekilde sonuç alır ama sizin sonuca ulaşma şansınız çok zayıftır.

Karşımızdakiler dini bir hayat tarzını her fırsatı her fırsatı kullanarak yerleştirmeye çalışıyorlar. Bunu oldukça bilinçli yaptıklarını belirtmek gerek. Günlük hayatı dini ritüellerle donatmadan bu hayat tarzını yerleştiremezsiniz.

Şeriat mı geliyor? Hayır, buraya yaklaşılıyor ama amaçlanan şeriat değildir, günlük hayatın dinselleştirilmesidir.

Bu ne demektir?

Her konuda her sorunda dine başvurmak demektir. Son olarak bunu korona konusunda görüyoruz. Her gece dualar okunuyor. Bunu yapanlar duanın virüse hiç etkisi olmadığını bilmiyor mu, biliyor. Amaç dua ile virüs kovmak değil, her konuda dine başvurmayı günlük hayatın ayrılmaz parçası haline getirmektir. Burada bilgisizlik ve hatta cahillik söz konusu değildir, tersine bilinçli çaba vardır.

Burada yerleştirilmek istenilen bir hayat tarzıdır. Dinin günlük hayatın içine yerleştirilmesiyle oluşacak bir hayat tarzı…

Buna karşı ne yapılabilir?

Alternatif hayat tarzını göstererek yaşamak gerekir. Daha doğrusu dinin günlük hayatta yer almadığı her hayat tarzı bu konuda alternatif sayılır.

İstedikleri hayat tarzını açık zorla yerleştiremezler, bunu onlar da biliyor; bunun yerine mahalle baskısı ve medya kullanılır.

Medyayı biz de kullanabiliriz ve alternatif hayat tarzını olabildiğince göstermek gerekir.

Ramazanda oruç tutmamak bunlardan bir tanesidir.

Oruç tutana saygı duymak gibi anlamsız sözler ediliyor. Ne demek saygı duymak? Ne bu inanca ne de bu inancın gereklerine saygı duymuyorum. Oruç tutana “neden tutuyorsun” diye soran bulunmuyor; isteyen tutar, istemeyen de tutmaz. O bize saygı duymuyor, biz neden duyacakmışız?

Dinciler tartışmayı pek severler ve başvurdukları tipik yöntem korku yaymaktır.

Geçtiğimiz yıllarda bir Türk bakkalına gitmiştim. Bakalı tanırdım, açık fikirli bir adamdı. Sakallının birisi dükkanda bakkala içki satmaması gerektiğini anlatıyordu. Rakı ile aram yoktur ama adama gıcık olsun diye raftan bir küçük aldım.

Sakallı tip, “cehenneme gideceksin” dedi.

“Ben de onu istiyorum zaten” dedim. Bu cevabı beklemiyordu, kalakaldı. Bakkal da gülüyordu.

“Yanacaksın” gibi eklemeler yapsaydı, “Benim yanmam seni neden ilgilendiriyor, belki ben yanmak istiyorum…” diyecektim.

Bu tutum karşındakini ciddiye almadığını göstermektir. Senin korkutmalarını ciddiye almıyorum. En büyük silahları ellerinden gidiverir.

Her konuda benzer örnek bulunabilir…

Karanlığa kızma, bir mum yak…

Yani alternatif göster, uymadığını göster, çekinmediğini göster…

Cehenneme mi gideceğim?

Ben de oraya gitmek istiyordum zaten…

Cennet meraklıları erkeklerse eğer oradaki hurileri düşünsünler…

Kadınların durumu hepten kötüdür.

Cennette her şey erkekler içindir.

Kadınlar da kocalarını 72 huriden nasıl kurtaracaklar, onu düşünsünler…

Cehennemde böyle sorunlar bulunmuyormuş!