Şuanda 26 konuk çevrimiçi
BugünBugün1177
DünDün1954
Bu haftaBu hafta6268
Bu ayBu ay3131
ToplamToplam7469421
Minnesota ve "demokratik ulus" ABD PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cuma, 29 Mayıs 2020 05:47


ABD’de polisin bir siyahı öldürmesinin ardından olaylar çıktı. Bu ülkede polis siyahlara karşı sistematik olarak şiddet kullanır, bu şiddet bazı eyaletlerde az bazılarında fazladır ve biz bunların çok azını duyarız.

Demokratik ulus üzerine yazdığım birkaç yazıda bu konuda ABD’nin örnek gösterilmesini eleştirmiştim.

Demokratik ulus teorisine göre devlet ile ulus ayrıdır. Devlet bir dilin, dinin ve bir ulusun tarafını tutmaz; hepsine eşit uzaklıktadır. Bu ulus anlayışına klasik örnek olarak da ABD verilir. Bu ülkede devletin resmi dilinin bulunmadığı söylenir ama bu belirleme yanlıştır. ABD’de devletin dili vardır ve bu da eğitim dilidir. Açık olarak böyle yazılmış olması gerekmez ama pratikte vardır. Resmi dilin İngilizce olması başka dillerin öğrenilmesinin, günlük hayatta kullanılmasının ve bu dillerde yayın yapılmasının engellenmesi anlamına gelmez.

ABD’de herhangi bir dinin ayrıcalığı yoktur ama yine de bir Müslümanın üst düzeyde göreve gelmesi zordur. Trump’tan önceki Devlet Başkanı Obama birkaç kere Müslüman olmadığı konusunda güvence vermişti.

ABD’de İngilizceden sonra en çok konuşulan dil İspanyolcadır. Bu ülkede Latin Amerika’dan legal ve kaçak olarak gelmiş çok sayıda İspanyolca konuşan insan yaşamaktadır. Göçmen olarak oturma izinleri varsa devletle herhangi bir sorun yaşamazlar.

ABD’deki bu uygulama ırkçılığı ortadan kaldırmaz. Eskiden siyahlara saldıran ve özellikle güney eyaletlerinde örgütlü olan Ku Klux Klan vardı, yerini ordu ve özellikle de polis almıştır. Eskisinden farklı olarak şiddet uygulanan siyahlar değil, belirli siyahlardır. Bundan önceki Devlet Başkanı Obama da siyahtı. ABD’de siyahların küçük bir kesimi varlıklıdır ve polis şiddetiyle karşılaşmazlar.

İşsizliğin yaygın olduğu siyah nüfusun –bunların tamamı ABD vatandaşıdır- genel olarak dışlanmasından söz edilebilir. ABD hapishanelerindeki siyahların sayısal oranı, nüfus içindeki oranlarından farklıdır. Korona’da bu ülkede ölü sayısı yüz bini aşmış durumdadır ve siyahlarla ilgili durum değişmemiştir: ölüm oranları nüfuslarına göre fazladır.

Ve bu ülke “demokratik ulus”un tipik örneği sayılır.

Eskisine göre azalmış olmakla birlikte, siyahların küçük de olsa bir bölümünü hedef almamakla birlikte ırkçılığın açık olarak yaşandığı, devlet tarafından uygulandığı bir ülkedir ABD.

ABD’de bize göre ileri sayılabilecek uygulamalardan hareketle bu ülkede “demokratik ulus”un varlığından söz etmek yersizdir. Gerçeğin bir bölümünü alıp buradan genelleme yapmaktır. Yazılı kurallara ya da teoriye bakıp, bunların yıllardan beri nasıl uygulandığına bakmamaktır.

 

İşkence 12 Eylül Anayasasında da yasaktı…