Şuanda 18 konuk çevrimiçi
BugünBugün399
DünDün1814
Bu haftaBu hafta11174
Bu ayBu ay7884
ToplamToplam7931662
12 Eylül - 40 yıl önce ve bugün PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Salı, 08 Eylül 2020 23:44


Hamburg Interkulturelle Denkfabrik’te Doğan Özgüden, Eren Keskin, Ercan Kanar ve benim katıldığım bir panel yapıldı. Moderatör İrfan Cüre idi. İlk üç katılımcı panele görüntülü olarak bulundukları yerden bağlanırken ben stüdyoda idim. Bu panelin gerekli montajı yapıldıktan sonra 12 Eylül günü youtube üzerinden yayınlanacak. Bağlantısını buradan ileteceğim.

Panelde 12 Eylül’ü nasıl yaşadık konusu üzerinde durulmadı. Aradan 40 yıl geçtikten sonra bunu yeniden konuşmanın anlamı bulunmuyor. Bunun yerine 40. yılında 12 Eylül ile 40 yıl önceki değişik yönlerden karşılaştırıldı. Bu bağlamda verimli bir panel oldu.

Kalanını görüntülü olarak izleyebileceğiniz için üzerinde durduğum tek konuyu belirtmekle yetineceğim: 40 yıl önce ülke bu derecede saldırgan ve yayılmacı değildi. Yayılmacılık Kuzey Kıbrıs ile sınırlıydı. Bugün ise “5,5 savaş” birden veriliyor. Burada savaş denildiğinde sadece silahlı çatışmayı anlamamak gerekir. Tatbikatlar, güç yığılması ya da güç gösterisi de savaşın bir çeşididir. Gücü göstermek de onu bir çeşit kullanmaktır.

Azerbaycan’da yapılan budur. Bu ülkede yıllardan beri Türk ordusunun subay ve erleri bulunmakta ve Ermenistan ile savaşta yer almaktadır, sadece bu açık değildir. Bu kez Azerbaycan ile birlikte büyük bir askeri tatbikat yapılmaktadır. Gözdağı verilen Ermenistan’dır. Burada Rusya Federasyonu’nun varlığı nedeniyle açık çatışma çıkmaz ama açık bir güç gösterisi vardır.

Benzer durum Doğu Akdeniz için de geçerlidir. Türkiye Yunanistan ve gerektiğinde Fransa’ya meydan okumaktadır. Burada da açık çatışma çıkma ihtimali zayıf olmakla birlikte gerginlik ve güç gösterisi vardır.

Irak, Suriye ve Libya’da ise işgal ve savaş vardır.

Türkiye dünyanın en yayılmacı ülkesi durumundadır.

40 yıl önce iki nedenle böyle değildi.

İlk olarak, bunu yapabilecek askeri güç yoktu. İkinci olarak ise SSCB’nin varlığı nedeniyle Suriye ve Irak’a girmek mümkün değildi. Bu iki ülke ile SSCB arasında anlaşmalar vardı.

Türkiye’nin silah sanayisi kurması, eskisinden daha yoğun silahlanması, eskiden zayıf olan deniz gücünü artırması –denildiğine göre gelecek yıl küçük bir uçak gemisi de donanmaya katılacaktır- saldırganlık ve yayılmacılığı hızla artırdı.

 

40 yıl önceki 12 Eylül ile bugün arasındaki önemli farklılıklardan birisi budur.