Şuanda 202 konuk çevrimiçi
BugünBugün2127
DünDün3107
Bu haftaBu hafta5234
Bu ayBu ay93044
ToplamToplam7754407
12 Eylül paneli PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazar, 13 Eylül 2020 09:23


 

 

Doğan Özgüden, Eren Keskin, Ercan Kanar ve benim katıldığım, moderatörlüğünü İrfan Cüre’nin yaptığı panel bu akşam saat 20.00’de (Almanya saati) yayınlanacak. Paneli youtube üzerinden izleyebilirsiniz. Interkulturelledenkfabrik ismi verilince youtube sitesinde yayınlanan paneller yer alıyor. Bu saatte izleyemezseniz sonra da bakabilirsiniz.

Panelde 12 Eylül’ün günümüze etkileri konuşuldu. Her konuşmacı konuyu farklı yönden inceledi.

12 Eylül’ün 40. yıldönümüyle ilgili olarak yapılan bir protestoyu garip bulduğumu da belirtmeliyim: ABD’nin protesto edilmesi konusu… Darbeden sonra ABD desteğini açık olarak belirtmişti ama aradan 40 yıl geçti, bugün farklı bir zamandayız. Bunu görmeden, 40 yıl öncesinin bugüne yansımalarını ve nelerin değiştiğini belirtmeden böyle bir protesto pek anlamlı değildir.

Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminden beri ilk kez emperyalist bir ülkeyle (Fransa) açıkça takışıyor. Türkiye’nin hala “taşeron” konumunda olduğunu savunanlar, Fransa’ya karşı kimin taşeronluğunu yaptığı sorusuna cevap aramalıdır.

Fransa ile savaş çıkmaz, bunu taraflar da biliyor ama açık güç gösterisi yoluyla gücün kullanılması söz konusudur. Tıpkı Azerbaycan’da olduğu gibi… Türkiye’nin Azerbaycan ile birlikte Ermenistan’a saldırması –Rusya Federasyonu’nun varlığı nedeniyle- mümkün değildir ama bu durum ortak askeri tatbikatla güç gösterisini dışlamaz.

Gücü göstermek de onu bir çeşit kullanmaktır.

Osmanlı İmparatorluğu askeri feodal emperyalist bir devletti. Çarlık Rusya’sı da böyleydi; sanayileşme ve askeri yönden Osmanlı’dan güçlüydü ama sonuçta sermaye ihracı değil askeri feodal özelliği ağır basıyordu. Lenin’in Sosyalizm ve Savaş adı altında toplanan makalelerinde Çarlık Rusya’sında iki özelliğin birlikte bulunduğunu yazdığını belirtmiştim.

“Rusya’da yeni tipte bir kapitalist emperyalizm, İran, Mançurya ve Moğolistan’a karşı güdülen Çarlık politikasında kendini açıkça ortaya koymuştur; ama genellikle Rus emperyalizminde egemen unsur, militarizm ve feodalizmdir.”

Emperyalizm sermaye ihracıyla başlamaz, burada başlayan kapitalist –ya da modern- emperyalizmdir.

Osmanlı zayıf bir emperyalist ülkeydi ve Birinci Dünya Savaşı’na da Almanya’nın güdümünde girmişti ancak zayıf olmak emperyalist olmayı dışlamıyor. Kazanan tarafta yer alsaydı eğer, kaybettiği toprakları yeniden işgal edecekti, amacı buydu.

 

40 yıl öncesindeki farklılıkları görmeden, değerlendirmeden 12 Eylül’ü lanetlemek hiç anlamlı olmuyor.

Son Güncelleme: Pazar, 13 Eylül 2020 09:36