Şuanda 27 konuk çevrimiçi
BugünBugün786
DünDün2554
Bu haftaBu hafta9747
Bu ayBu ay6457
ToplamToplam7930235
CHP ve başka ne bekleniyordu? PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazartesi, 14 Eylül 2020 07:50


Bugüne kadar CHP ile ilgili yazı yazmadım, nedenini de açıklamıştım: CHP her önemli politikada iktidarın yanında yer alan bir düzen partisidir, bu partinin “sol” kesimi olarak gösterilen bölümü de bir bölüm solcuyu buraya çekebilmek için böyle görünür. Bu konuda başarısız oldukları da söylenemez.

Türkiye dünyanın en yayılmacı ülkesidir ve bu politika CHP tarafından –bu partinin “sol” denilen kesimi dahil- desteklenmiştir. Bu durumda Akdeniz’de sondaj çalışmalarının –bence geçici olarak- durdurulmasına CHP’nin tepki göstermesine neden şaşırılıyor?

Politikanın zikzakları vardır ve bunlara bakarak analiz yapmak yerine bunların altındaki sürekliliği görmeye çalışmak gerekir. Türkiye yayılmacı bir ülkedir. Deniz kuvvetlerine büyük yatırım yaptı, yapmayı da sürdürüyor; bu gücünü bir şekilde kullanacaktır. Sürekliliği görmek, bunu görmektir, yoksa filan gemi hangi körfeze çekildi, burada mı kalacak tartışmasına girmek değildir.

CHP “Akdeniz’de ödün gibi değerlendirilecek davranışlara girmeyelim” diyerek yönetimi eleştirirken bunu yeni taraftar kazanmak amacıyla yapıyor. Yayılmacılık her dönemde halktan destek görmüştür ve CHP’nin son durumda yaptığı da daha yayılmacı görünerek bu desteğin bir bölümünü kendi yönünde kanalize etmeye çalışmaktır.

Tarih böyle “sol” partileri ya da bu partiler içindeki “sol” gurupları yeterince gördü.

Birinci Dünya Savaşı sırasında dünyanın en güçlü sosyal demokrat partisi –o yıllarda komünistler sosyal demokrat adını taşırdı- Almanya’da idi. Meclis’te güçlüydü, sendikalar elindeydi ve burjuvazinin savaş politikasını –Luxemburg ve Liebknecht’in dışında- destekledi. Gerçekte zamanın komünistleri savaşı destekledi demek daha doğru olur. SPD yalnız kalmadı, Bolşevikler ve küçük birkaç grup dışında Avrupa ülkelerinin bütün komünistleri burjuvazinin vatan savunması anlayışının yanında yer aldılar.

Rusya’da Menşevikler de solcuydu ama bu durum savaşta burjuvaziyle birlikte davranmayı engellemiyordu. Onlar da bu tutumlarıyla daha fazla taraftar kazanmayı planlıyorlardı mutlaka…

Cezayir kurtuluş savaşının son yıllarında Fransa hükümeti bu sömürgeye yeni bir genel vali atar. Birleşmiş Milletler bu ülkede dökülen kanın durdurulması çağrısı yapmıştır ve bu vali şöyle der: “Kan dökülmesini durdurmanın en iyi yolu artık dökülecek kanın kalmamış olmasıdır.”

Fransız Komünist Partisi Meclis’teki oylamada hükümetin politikasını destekler ve bu valinin atanmasını onaylar. Fransa, Cezayir ulusal kurtuluşçularına daha şiddetli saldıracak ama sonuç alamayacaktır.

FKP tutumunu şöyle savunur: “Halk böyle istiyordu.”

Doğrudur. Frantz Fanon’un yazılarında da belirtildiği gibi Cezayir talihsiz bir sömürgedir çünkü Fransa’nın parçası olarak görülmektedir. Cezayir’in bağımsızlığı, Fransa’nın bölünmesi demektir ve sadece iktidar ve muhalefet değil, halkın büyük bölümü de –işçiler dahil- buna karşıdır.

Ne olursa olsun halk desteğini kazanmayı temel aldığınızda şovenizm dahil her yöne gidebilirsiniz. Önemli olan halkı politik prensiplerinize kazanmaktır ve bunu da ondaki gerici ve hatta şoven istekleri destekleyerek yapamazsınız.

Bunun faturası uzun yıllar muhalefette kalmak hatta barajı aşamayıp Meclis’e girememek olabilir, varsın olsun.

Aynı görüşte değilseniz, CHP’nin çizgisini düzeltmek istiyorsanız, bu amacınıza Facebook sayfalarında esip gürleyerek ulaşamazsınız. Üye olun, düzeltmek için çalışın. CHP’nin –başka örneklerde de görüldüğü gibi- sizi asimile edeceğinden şüphem bulunmuyor. En fazla yapacağınız “sol” gibi görünüp CHP dışındaki solun bir kesimini buraya çekmeye çalışmak olacaktır.

Sanmıyorum ama gün olur da CHP iktidara gelirse AKP’den çok farklı bir dış politika uygulayacağını, yayılmacılıktan vazgeçeceğini de sanmayın. Türkiye’nin yayılmacılığı, silah sanayisi kurması, yoğun silahlanması “hükümetler üstü” politikadır. Burjuvaziyle militarizmin iç içe geçmesinin en önemli görünümüdür.

Bu politika şöyle ya da böyle yürütülebilir ama CHP, İyi Parti ve benzerleri bu politikanın yanındadır. Arada eleştirileri olabilir ve bunları ortak çizginin zikzakları olarak görmek ve takılmamak gerekir.

CHP budur. Her örnekte gösteriyor ama anlamak istemeyenler de anlamıyor.