Şuanda 41 konuk çevrimiçi
BugünBugün1356
DünDün2393
Bu haftaBu hafta3749
Bu ayBu ay74881
ToplamToplam7834289
Milliyetçilik ve asimilasyon PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazartesi, 05 Ekim 2020 17:56


Milliyetçilik her ülkede aynıdır denilemez. Milliyetçilikler arasında önemli farklılık bulunabilir. Mesela Alman milliyetçiliği dışlayıcıdır. Kişinin en az üç kuşak öncesinden beri Alman anne ve babadan doğmuş olmasını ister. (Bu tür milliyetçilikte bile farklılıklar vardır, bazıları işi kafatasçılığa kadar götürür.)

Türk milliyetçiliği ise içselleştiricidir. Önemli olan kişinin kökeni değil kendisini Türk hissetmesidir. Anne ve babasının hangi halktan olduğu önemli değildir. Kişi kendisini Türk hissediyorsa, (şart olmasa bile önemlidir) Müslüman ise ve Türkçe de biliyorsa, gerisi önemli değildir. Bu bağlamda başka halktan gelen bir insan Türk milliyetçiliğine önemli hizmette bulunabilir.

Yıllarca Türk milliyetçilerinin önemli kitapları arasında yer alan Türkçülüğün Esasları’nın yazarı Ziya Gökalp Diyarbakır doğumlu bir Kürttür. Alman milliyetçiliğinde böyle bir şey düşünülemez ama Türk milliyetçiliği için sorun değildir.

“Osmanlı sultanlarının şu kadar yüzdesinin annesi Türk değildi” diyenlere gülmek gerekiyor. Asimilasyonu hiç anlamamışlar. Önemli olan o annenin kendisini ne olarak hissettiğidir, hangi halktan geldiği değildir. Kaldı ki çocuğu da sıkı bir asimilasyon eğitimiyle büyütülecek ve Osmanlı olacaktır. Annesi kim olursa olsun öyle olacaktır.

İmparatorluklarda çapraz evlilikler yaygındı. Fransız krallarının kaç tanesinin annesi Fransızdı acaba? Benzeri Ruslar ve Almanlar için de söylenebilir.

Çarlık Rusyasının büyük devlet kadınlarından olan Katherina Alman asıllıdır; böyle olunca Alman mı olmuş oluyor? Döneminde Almanlara yakın olmuş ve çok sayıda Alman Rusya’ya göç etmiştir ama kadın sonuçta Rustur.

Lenin’in annesi de Alman asıllıdır ve ne çıkar bundan?

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurulmasına bakılacak olursa, başka halklardan insanlar vardır. Bu durum “TC’nin kuruluşunda bile başka halkların önemli payı vardır” sonucuna yol açıyorsa, bakış açınıza göre bununla övünebilirsiniz de… Kendilerini Türk hissetmişler ve devletin kuruluşunda çalışmışlardır. Kökenlerinin ne önemi vardır?

Çok sayıda Kürt, Çerkez, Arnavut TC devletinin kuruluşunda Türklerin yanı sıra önemli rol oynamıştır. Buradan iki sonuç çıkarılabilir.

Bir anlayışa göre, Türkler tarihte pek bir şey becerememiştir, sürekli başka halklar onların adına yapmıştır.

Başka bir anlayışa göre ise Türk milliyetçiliği kapsayıcıdır, bu nedenle de çekim gücü fazladır ve başka halklardan yetenekli insanları kendine çekip asimile etmenin ne zararı vardır?

Osmanlı ordusunun vurucu gücü Yeniçeriler devşirme çocuklardan oluşuyordu. Özellikle Balkan ülkelerinde 10 yaş civarındaki erkek çocukları toplanır, Müslüman yapılır, sıkı bir eğitimle asimile edilirdi. Bunlardan yetenekli olanlar saray hizmetine verilir ve Osmanlı bürokrasisinde yükselirler, diğerleri ise Yeniçeri olurdu.

Bazı Hıristiyan aileler çocuklarını vermek istemezken bazıları sevinerek verirdi çünkü çocuğun geleceği garantilenmiş oluyordu.

Devşirme asker toplama anlayışı Selçuklular zamanında Anadolu’da da vardı.

Bir anlayışa göre “Bunların arasında Osmanlı yok” denilebilir, başka bir anlayışa göre ise “önemli olan neye hizmet ettikleridir, nereden geldikleri değil” de denilebilir.

Türklerde de durum aynen böyledir.

“Filanca kişi aslında Kürttür” belirlemesinin gerçekte anlamı yoktur, önemli olan kişinin kendisini ne olarak hissettiği ve neye hizmet ettiğidir.

Türkler bu asimilasyonu hem baskı kullanarak ve hem de başka araçlarla yaparlar. Sadece baskı temelinde asimilasyon olmaz, çekicilik de gerekir.

Çok sayıda Suriyeli TC vatandaşı olduğunda Türk kimliğini ne kadar gönüllü kabullendiklerini göreceksiniz. Bunun yanında tabii sünni Müslümanlık da olacaktır.

Sonuç olarak kişinin annesine bakarak milliyet tespiti yapana milliyetçi denmez çünkü Türk milliyetçiliğinde köken önemli değildir. Bu tespiti yapanlar milliyetçilerden bile geridedir.