Şuanda 29 konuk çevrimiçi
BugünBugün1217
DünDün2393
Bu haftaBu hafta3610
Bu ayBu ay74742
ToplamToplam7834150
Ermenistan'ı desteklemek zorunda mıyız? Hayır! PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Çarşamba, 07 Ekim 2020 18:08


Ülkede sosyalist örgütlenme çok zayıf, bunu hepimiz biliyoruz. Her ülkenin sosyalist hareketi benzer durumdan geçmiştir. Bizde daha kötü olan sosyalist tutumun da kayboluyor olmasıdır.

Bunun son örneğini Azerbaycan-Ermenistan savaşında görüyoruz. Çok sayıda sosyalist Ermenistan’ı destekliyor.

Önemli nedenlerden birisi Ermenilerin “mazlum halk” olarak görülmesidir.

Ermeniler 1915’te büyük soykırım yaşadılar ve Anadolu’dan sürüldüler.

Bununla Azerbaycan-Ermenistan savaşının ilişkisi nedir?

Mazlum halk arıyorsanız, Yahudilerden iyisini bulamazsınız. Tarihin en büyük soykırımını yaşadılar. Tek ülkede değil, kıta çapında yaşadılar. Nazizm işgal ettiği her ülkede Yahudileri öldürdü: Fransa’da, Doğu Avrupa ülkelerinde ve SSCB’de…

Bu durumda mazlum halk Yahudilerin devleti İsrail’in Filistinlilere yaptığını mazur mu görmek gerekiyor?

Şüphesiz böyle yapılmaması gerekiyor ve yapılmıyor da…

Demek ki Ermenilerin soykırım kurbanı olmalarından hareketle Ermenistan desteklenemez.

İkinci önemli neden, Türkiye’nin Azerbaycan’ı aktif olarak destekliyor olmasıdır.

Sosyalistler Türkiye’nin karşısında olanı desteklemek zorunda mıdır?

Bu anlayışla Ortadoğu’nun diktatörlerinden Esad’ı destekleyenler de bulunuyor.

Zamanında ABD ile savaştığı için Saddam’ı da desteklemişlerdi.

Ermenistan da Azerbaycan gibi bir burjuva devletidir. İlericilikle ilgisi yoktur.

Kimin önce saldırdığı önemli değildir çünkü bu çatışma yıllardan beri sürmektedir.

1992’de de Ermenistan saldırmıştı.

Hem Azerbaycan ve hem de Ermenistan Dağlık Karabağ’daki Kürtleri sürmüşlerdir.

Gücü yeten diğerini bastırıyor, Ermenistan ya da Azerbaycan; değişmiyor.

Daha da kötüsü nedir biliyor musunuz?

Sosyalistlik adına Türkiye’yi durdurmak için ABD’den, Rusya’dan, Avrupa Birliği’nden medet ummak…

“Rusya neden Ermenistan’ı korumuyor, Türkiye’yi durdurmuyor?” diye sorulabiliyor.

Rusya müdahale ederse, çıkarı için edecektir. ABD olaya karışırsa yine çıkarı için karışacaktır.

Türkiye’yi durdursun da kim durdurursa durdursun, noktasına gelenler, hiç de iyi bir yere gelmemiştir.

Şunu unutmamak gerekir: hiçbir halkın geçmişi temiz değildir. Ne Türklerin, ne Kürtlerin, ne Ermenilerin, ne Arapların ve ne de başkasının… Herkes katliam yaptı, bazıları soykırım da yaptı…

Hangi halktan olursanız olun, önce bu tarihi kabul edeceksiniz.

Herkesin tarihi kirlidir, bazılarınınki çok kirlidir.

O tarihi aşabilmek için önce bunun kabul edilmesi gerekir.

Bu kabul etme fikir mücadelesiyle olmaz, ülkenin durumuna göre daha sert mücadeleler gündeme gelir.

Yakın geçmişiyle en iyi hesaplaşabilen halk olarak Almanlar görülür. Eksikleri olabilir ama Nazi geçmişi açık olarak kabul etmişlerdir. Tarihin gördüğü en büyük soykırımı yapanların bile bunu kabul etmesi yaklaşık 50 yıl sürmüş ve değişik gerilimlerden geçilmiştir.

Almanya tarihinin baştan yazılmasını sağlayan da bu ülkedeki 1968 hareketi oldu. Bu hareket sadece Nazi dönemini değil, ondan önceki Weimar Cumhuriyeti’ni de savunmadı (bizdeki 68 hareketinin Kemalizmi savunmasının tersi bir durum).

Batı Almanya ve Türkiye’deki 68 hareketlerinin karşılaştırması için bkz. 68’den Ne Kaldı?

Geçmişin değerlendirilmesiyle ilgili genel kural şöyledir: geçmiş bütün yönleriyle ortaya çıkarılır ve kapatılır.

İsrail gibi ülkeler uğradıkları soykırım neredeyse bütün yönleriyle ortaya çıkarılmış olmasına rağmen bunu sürekli olarak kullanırlar ve kendilerine yönelik eleştirileri “anti semitizm” olarak görürler.

Tekrar Azerbaycan-Ermenistan savaşına dönecek olursak…

Sosyalistlerin yapması gereken bu savaşın taraflarının çıkarlarını açıklamaktır: Savaşan her iki ülkenin, Rusya’nın, Türkiye’nin, ABD’nin, İran ve İsrail’in çıkarlarını açıklamaktır. Bu savaş sanıldığı gibi basit bir savaş değildir. Öyle olsaydı, 1992’deki gibi biraz çatışma olur, bir taraf ötekinden biraz toprak alır ve konu bir süreliğine kapanırdı. O yıllarda Rusya müdahale edebilecek durumda da değildi. Şimdi müdahale etmeyip de bekliyorsa, farklı bir durum var demektir.

Ek olarak şunun da düşünülmesi gerekir: ne Türkiye ve ne de başka bir ülke Rusya gibi büyük bir gücün yanı başındaki bir savaşa müdahil olurken gerekli yoklamaları ve anlaşmaları yapmadan işe girişmez.

Şimdiye kadar öğrendiklerimizin gösterdiği kadarıyla Azerbaycan-Ermenistan savaşı birden başlamadı, Türkiye ve Azerbaycan bu savaşa hazırlandı. Bunun da Rusya ile görüşülmeden yapıldığına inanmak zordur.

Sosyalistlerin yapması gereken güç ve çıkar ilişkilerini, Türkiye’nin yayılmacılığını ve bunun arkasındaki itici güçleri analiz etmektir.

Şu andaki gücümüz bu savaşın durdurulmasına yetmez, burası açıktır.

Taraflardan birisini tutmamız da gerekmez…