Şuanda 37 konuk çevrimiçi
Bolivya'da ikili iktidar PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Perşembe, 10 Aralık 2020 22:55


Bundan önceki yazılarda –Venezuela’da uzun ikili iktidar ve İkili iktidarı yeniden düşünmek- bu iki ülkedeki ikili iktidar örnekleri üzerinde durmuş ve Bolivya hakkında fazla bilgim olmadığını belirtmiştim. Aynı bölgenin iki ülkesi olmakla birlikte iç yapıları ve ikili iktidarlar farklı görünüyordu. Biraz öğrenmeye çalıştım ve hayretler içinde kaldım.

Morales 2006’dan beri devlet başkanı ve sürekli yeniden seçilerek konumunu korumuş… Son yıllarda seçmeniyle bazı sorunları çıkmış. Bunlardan önde geleni de Morales’in sürekli olarak yeniden aday olmak ve başkan kalmak istemesi… Bu istek itirazlara yol açmış. Morales’e karşı darbe de görece zayıfladığı bu dönemde yapılıyor, Morales ülkeden gitmek zorunda kalmasına rağmen darbe başarılı olamıyor ve geri çekiliyor.

Morales aynı zamanda Sosyalizm İçin Hareket Partisi’nin başkanı ve ülke tarihinde yerli halktan çıkan ilk başkan. Latin Amerika ülkelerinde yerli halk eşitsiz dağılmış durumdadır, bazı ülkelerde çoktur bazılarında azdır. Bu halk İspanyol ve Brezilya’da Portekiz sömürgecileri gelmeden önce kıtada yaşayan halktır. Sömürgecilerin ardından Avrupa’dan kıtaya göç yaşanmıştır.

Bunları biliyordum, Morales’in bazı ulusallaştırmalar yaptığını da biliyordum.

Bolivya’nın nüfusu 12 milyon ve bu nüfus içinde yerli halkın oranı da yüzde 62.

İnanılmaz bir rakam; yerli halk azınlık değil çoğunluk…

Bolivya yerli halkın nüfusun en büyük oranını oluşturduğu Latin Amerika ülkesidir.

Bu durumda sorulması gereken, halkın çoğunluğunu oluşturan bir kesimden başkan adayının neden bu kadar geç seçilebildiğidir?

Yerli halk madenlerde, tarımda (özellikle koka üretimi) ve diğer alanlarda çalışıyor.

Venezuela’da da yerli halk var ama oranları yüksek değildir. Chavez bu halkın kültürel haklarının tanınmasını sağladı.

Bolivya için bu hakların anayasaya geçirilmesi büyük önem taşımaktaydı ve bu işlem 2008’de yapılıyor.

20 Ekim 2008’de başkent La Paz’ın kuruluşunun 460. yılında ülkenin her yanından gelen büyük bir yerli kitlesi başkente yürüyor. O gün Parlamento’da anayasa değişikliği görüşülüyor ve yerli halkla ilgili haklar içeren maddeler kabul ediliyor.

İleride bu konuda daha ayrıntılı bilgi verebilir miyim bilmiyorum çünkü bunun için Bolivya’nın tarihiyle ilgili iki kitabı okumam gerekecek ve kendimi de çok dağıtmak istemiyorum. Yazdığım kitaba dönmem gerek…

Konuya devam edersek…

Bu And dağları devletinde aşağılanma ve ırkçılığın sonuna gelindiği ilan ediliyor. Demek ki yıllar boyunca nüfusun beyaz azınlığı yerli çoğunluğu aşağılamış…

Bunun nasıl yapıldığının Bolivya’ya özgü yöntemleri vardır ama genel yöntem bellidir: çoğunluğu bölerek bir bölümünü yanına çekmek… Bu aynı zamanda sömürgeci ülkelerin kendi nüfuslarından çok fazla sömürgeleri yönetmek için kullandıkları bir yöntemdir. Bolivya’da aynı yöntemin ülke içinde kullanıldığı söylenebilir.

Bir başka hayret verici konu, ne Bolivya Komünist Partisi’nin ve ne de bu ülkede gerilla savaşı yürüten Che ve ardından Inti Peredo’nun bu kesime özel ilgi göstermemesidir.

BKP’yi anlamak mümkündür, soruna salt sınıfsal temelde bakmış, yerlilerin dil, kültür, kimlik gibi sorunlarını önemsememiştir.

Che için de garip bir durum bulunmuyor çünkü önceki bir yazıda da belirttiğim gibi Che sürekli olarak halkını tanımadığı ülkelerde gerilla savaşına katılmıştır.

Küba’ya çıkmadan önce Che’nin tanıdığı Kübalı sayısı 80 kişiydi ve kendisi devrimden sonra bu halkı tanıdığını söyler.

Kongo’da gerilla savaşı örgütlemek için gittiğinde bu halkı tanımıyordu, başarılı da olamadı.

Keza Bolivya halkını tanıdığı da söylenemez. Asıl amacı ülkesi Arjantin’de gerillayı başlatmaktı ama Arjantin Komünist Partisi’nin karşı çıkması ve bu ülkeye önden gönderilen birkaç kişinin yakalanması üzerine Bolivya’ya karar verir.

Che’den sonra gerillayı sürdürenler, Inti Peredo ve ardından Monica Ertl da ülkedeki bu büyük soruna dikkat etmezler.

Nazilerin önde gelen kadrolarından bazıları savaşın kaybedilmesinin ardından Latin Amerika ülkelerine kaçarlar ve özellikle tercih ettikleri ve iyi karşılandıkları ülke Bolivya’dır. Nedeni belli; ordu ve polisin daha etkin örgütlenmesi için Nazilere ihtiyaç vardı. Her durumda ülkeye gelen beyazlar iyi karşılanacaklardı.

Bolivya’da öyle bir ikili iktidar var ki, bir tarafı nüfusun çoğunluğu destekliyor. Yerliler son dönem yaşanan sorunlar ne olursa olsun doğal olarak Morales’in partisini destekleyeceklerdir.

Bolivya 1825’te bağımsızlığını kazanmış ve beyaz azınlık yaklaşık 180 yıl zayıflayarak da olsa konumunu sürdürmüş ve halen de güçlüdür.

Bunun nasıl yapılabildiğini öğrenmek için Bolivya tarihinin bilinmesi gerekiyor ve yukarda açıkladığım nedenle bu tarihi daha ayrıntılı öğrenmek istemiyorum. En azından şimdilik…