Şuanda 32 konuk çevrimiçi
BugünBugün1663
DünDün2205
Bu haftaBu hafta1663
Bu ayBu ay36856
ToplamToplam8029407
Devrim sonrası tarih: Çin örneği PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Perşembe, 31 Aralık 2020 21:07


Devrim sonrası tarihten kaçmanın yollarından birisi kendini devrim öncesinin incelenmesiyle sınırlandırmaksa, diğeri de o tarihin belirli bir bölümü dikkate alıp, kalanı hakkında susmaktır.

Ekim devriminin nasıl hazırlandığı, devrim sonrasındaki yaklaşık 30 yıldaki gelişmeler hakkında okuyup tartışıp, tarihin kalan bölümü hakkında susanlar ya da bir şey bilmeyenlerin, 1989 sonrasında sosyalizmden kapitalizme geçişin –Romanya dışında- büyük çatışmalar yaşanmadan gerçekleşmesini hayretle karşılamaları, yıllardır kavrayamamaları normaldir. Tarih hakkındaki bilgi kopuktur. 1917 öncesinden başlar ve en fazla Stalin’in ölüm yılı 1953’e kadar gelir. Sonra ne olmuştur, bilinmez ve buradan SSCB’nin dağıldığı 1991’e atlanır ve doğal olarak ne olduğu anlaşılamaz.

Benzer durum Çin için geçerlidir. Komüntang ile yapılan iç savaşı kazanan Çin Komünist Partisi 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’ni ilan eder. Mao 27 yıl sonra yani 1976’da ölecektir.

Çin devrim tarihiyle ilgili olarak devrim öncesinin uzun halk savaşı yılları epeyce bilinir; ardından Mao dönemi biraz bilinir ve Mao’nun ölümünün ardından kısa süre sonra önceden sağcı olarak lanetlenen Deng Xiaoping’in genel sekreter olması, daha sonra tarımda kolektifleştirilmeden geriye dönülmesi ve benzeri diğer uygulamalar nasıl gündeme gelmiş ve halktan önemli tepki gelmeden nasıl uygulanmıştır, anlaşılamaz.

Devrim öncesiyle sonrası birbirinden özellikle farklı iki ayrı dönemdir. İlkinde iktidarı ele geçirmek esas iken, ikincisinde sosyalizmin inşası belirleyicidir. Devrim öncesinin başarıları, sonrasının başarılarının garantisi değildir ve bu konuda Mao iyi örnektir.

Mao’nun devrim sonrasındaki 27 yıllık hayatında iki büyük fiyasko vardır: İleriye Doğru Büyük Atılım (1958-1965) ve Kültür Devrimi (1965-1970)

Başlangıç ve bitiş tarihleri biraz öne ya da arkaya çekilebilir ama bu belirleyici değildir.

Çin’deki devrim sonrasındaki sosyalizm tarihinin SSCB’deki tarihten önemli farklılıklarından birisi kitle kampanyalarıdır. Çin’de partinin ve bazen de parti içindeki gruplardan birisinin açtığı kampanya sadece parti içinde yapılan toplantılarla, gazetelerde yayınlanan yazılarla sürmez, kitle harekete geçirilir. Çin’de sürekli kitle hareketliliği hatta kitle şiddeti vardır.

SSCB’de mesela Troçki’ye karşı kampanya esas olarak parti içinde yürütülürken, Çin’de mesela Lin Biao’ya karşı kampanyada kitle harekete geçirilir, lanetleme toplantıları ve gösterileri yapılır. Mao’nun “kitle çizgisi” kapsamında gördüğü bu kampanyalar yoğun olarak en fazla Kültür devrimi sırasında görülür.

Mao bu kampanyaların başlıca başlatıcısı olmasına karşın bu alanda tam bir tekeli yoktur.

Maoizme asıl karakterini veren ve bir dönem değişik ülkelerde bazen oldukça fazla taraftar bulmasını sağlayan SSCB’deki reel sosyalizme alternatif aramasıdır. Bunun için denemeler yapar ama bu alanda fazlasıyla subjektiftir, bu nedenle denemeler fiyaskoyla sonuçlanacaktır.

Bu denemelerden ilki olan İleriye Doğru Büyük Atılım üzerinde duralım.

Çin ilk olarak SSCB’nin kalkınma modelini benimsemişti. Buna göre ağır sanayiye öncelik verilirken, tarımdan sanayiye sürekli kaynak aktarılacaktı. SSCB 1960’ların başlarına kadar Çin’e bu konuda önemli destek sağladı. Birkaç önemli ağır sanayi fabrikası kurdular, uzmanlar gönderdiler ama bu gelişme yolu kısa sürede tıkanacaktı. Çin’de nüfusun yaklaşık yüzde 80’i kırsal kesimdeydi ve ne tarım sanayiye kaynak aktarabilecek durumdaydı ve ne de sanayi kolektif tarım için makineleşmeyi sağlayabilecek üretim düzeyindeydi.

Kabaca bakıldığında SSCB de Çin de devrim öncesinde yarı feodal ülkelerdi. Çarlık Rusyası feodal-emperyalist bir ülke iken, Moskova ve Petograd’da önemli sanayi işletmelerine de sahipti. Çin ise yarı sömürge bir ülkeydi ve teknik kadro ile işçi sınıfı olarak sanayi konusundaki tecrübe ve birikimi oldukça zayıftı.

1950’li yılların sonlarında ÇKP içinde sert tartışmalar yaşandı ve Mao’nun istediği sosyalizmi inşa çizgisinde önemli değişiklikler yapıldı. Çin’in SSCB’yi “sosyal emperyalist” olarak nitelendirmeye başlaması bu değişiklikten sonradır.

Bu değişiklik bazı yönleriyle hiç de fena değildi.

Birincisi; ağır sanayiye öncelik vermek yerine, sanayi ve tarımsal üretimin artırılmasına paralel önem verilecekti.

İkincisi; sosyalist modernleşmenin hızlandırılmasıyla kitle seferberliği birlikte yürütülecekti. Nüfusun küçük bir bölümünün ÇKP üyesi olduğu düşünülürse, bu kitle çizgisi halkın önemli bölümünü sosyalist modernleşmenin değişen çizgisine katmayı amaçlıyordu.

Üçüncüsü; İleriye Doğru Büyük Atılım aynı zamanda “komün hareketi” olarak da bilinir. Buna göre ülkenin her yanında ve her alanda büyük komünler kurulacaktı. Bir alanda diyelim 5000 kişiyi barındıran bir komünde kitlenin seçimiyle işbaşına gelen yöneticiler sadece tarımdan değil sanayiden ve bölgede yapılan her şeyden sorumlu olacaktı. Kendilerine merkezi plan hedefleri tarafından belirlenen belirli üretim görevleri verilmişti. Bu hedeflere ulaşamamaları, üretim fazlasını ülke yönetimine iletememeleri anlamına geliyordu ve bu durumda ilgili büyük komünün tüketimi azalacaktı.

Komünün her alanında ortak yaşam ilkesi vardı. Bebekler doğumlarından kısa süre sonra büyük yerlerdeki bakıcılara verilecek, yaşlılar ilgili yurtlarda birlikte kalacaktı. Yemekler birlikte yenilecek ve kolektif yaşam çerçevesinde bireyin kitle içinde erimesi, onun tarafından yönlendirilmesi her alanda gerçekleşecekti.

Dördüncüsü; İleriye Doğru Büyük Atılım’ın önemli yönlerinden bir tanesi de özellikle sanayide ileri ve geri teknolojilerin birlikte kullanılmasıydı. Mesela çelik üretimi sadece modern fabrikalarda yapılmayacak, her köyde fırınlar kurulacaktı.

Bu Atılım’a büyük umut bağlanmıştı, o kadar ki, sadece üretici güçlerin gelişmesi yönünden değil, kitle bilincinin gelişmesinden hareketle gelecek 20 yıl içinde komünizme geçileceğinden söz ediliyordu.

Kruşçev biraz daha insaflı davranmış ve “bu nesil komünizmi görecektir” demişti. ÇKP de revizyonist olarak suçladığı Kruşçev’den herhalde aşağı kalacak değildi.

Kampanya 1960’ların ilk yarısında büyük ekonomik ve toplumsal krizle sonuçlanacaktı.

Sanayi üretimi yüzde yüze yakın oranda artmıştı ama ilkel kuruluşlarda üretilen çok miktarda çelik hiçbir işe yaramıyordu. Bu durumda çok çelik üretmiş olmasının anlamı kalmıyordu.

Bakıcıların denetimine verilen çok sayıda bebek ve çocuklar arasında hastalanma oranı yüksekti. Nedeni, bakıcıların onlara kendi çocukları olmadığı için yeterli dikkati göstermemesiydi. Aileler çocuklarını geri almaya başladılar.

Yaşlılar yurdunda kalan yaşlıların bir bölümü de aynı gerekçeyle ailelerinin yanına dönecekti.

En ilginç gelişme toplumsal düzenin bozulmasıydı.

Büyük komün yönetimleri alanlarıyla ilgili üretim planlarını kendileri yapacaktı ve bu anlayış merkezi planlamanın sorumluluklarını bölgelere yayarak iyi bir adım atıyordu ama gelişmeler farklı olacaktı.

Öncelikle komünler arasındaki koordinasyon fazlasıyla kötüydü. SSCB’de daha gelişmiş örnekleri görülen büyük bir üretim biriminin faaliyetiyle ona bağlı kuruluşların faaliyetinin uyum içinde olmaması konusu Çin’de daha alt düzeyde yaşanıyordu. Mesela bir bölgede fazla üretilen bir ürünün başkasına nakli için gerekli demiryolu olmaması gibi…

Daha ilginç başka bir gelişme ise büyük komün yönetimlerinin merkezi kararlara uymamaya başlamasıydı. Kendilerine göre hakları vardı çünkü komünizme geçiliyordu. Bu ise devletin giderek sönmesi, yukardan gelen taleplerin bağlayıcılığının kaybolması demekti. Komünizm komünlerin kendini yönetmesi idiyse, üst otorite olarak devlete ne gerek vardı?

Sonuç olarak İleriye Doğru Büyük Atılım ya da öteki adıyla büyük komünler kampanyası, sosyalist modernleşmeyle birlikte kitlesel temelde kolektif bilincin yaygınlaştırılmasını amaçlıyordu. Fazlasıyla subjektifti, aşırı aceleciydi, kitle çizgisinin ve kampanyalarının önemli olduğunu ama yeterli maddi temel dikkate alınmadan yapıldığında başarılı olunamayacağını dikkate almıyordu.

ÇKP ile SBKP arasındaki önemli farklılıklardan bir tanesi de parti içi grupların varlığı ve çatışmaları konusunda ilkinin daha esnek politika izlemesidir. ÇKP’de yürütülen politikaya itiraz eden kanatlar –şimdi bile- sürekli bulunmuştur.

2020 yılını bitirip 2021’e girerken Çin’de sosyalizmin tarihini okumak fena olmuyor doğrusu…

Burada konuyu Çince bilen, sosyalizm politikasıyla ilgili önemli parti merkez ve parti içindeki grupların kararlarını Çinceden çevirerek aktarabilen ve politik bilim eğitimi görmüş yazarlardan okumak önemlidir. Ben de bu alanda tanınmış bir isim olan Jürgen Domes’in “Mao Dönemi” adlı 1971’de yayınlanmış Almanca kitabını okuyorum.

Yayınlanma yılına dikkatinizi çekerim!