Şuanda 34 konuk çevrimiçi
BugünBugün927
DünDün1853
Bu haftaBu hafta10268
Bu ayBu ay10268
ToplamToplam8132581
Halk savaşı-sovyetik ayaklanma ikileminden çıkmak PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazartesi, 08 Şubat 2021 16:34


 

 

1970’li yıllarda ve biraz öncesinde bu ikilem THKP-C tarafından sürekli kullanılırdı. Devrim yolu için iki alternatif vardı: uzun süren halk savaşı ya da sovyetik ayaklanma. İlki için örnek olarak Çin veya Küba’daki savaş alınırken, ikincisi için ise –adından da belli olduğu gibi- Ekim devrimi örnekti.

Böyle bir ikilem artık yoktur. İkilemin iki tarafı da yoktur.

Önce sovyetik ayaklanmadan başlayalım; bu ne demekti?

Sovyetik ayaklanma kısa süren ve bir ya da birkaç kentte iktidarın ele geçirilmesiydi. Bu bir ya da birkaç kent ülkenin küçük bölümünü kapsasa bile iktidarın ele geçirilmesi açısından belirleyiciydi. Örnek olarak Ekim devrimi gösterilirdi: esas olarak tek kentte –Petograd- iktidarın ele geçirilmesi Çarlık ve burjuvazinin devrilmesi için yeterli olmuştu. Kentlerin sayısını Moskova ve Bakü’yü de ekleyerek artırsanız bile sonuçta esas aynıydı.

Bu anlayış artık geçerli değildir ve bunu sovyetik ayaklanmanın en somut örneğini ya da Ekim devrimini açarak açıklayalım.

Ekim devrimiyle esas olarak Petograd’daki ayaklanmayla burjuvazi devrilmişti ama bu durum devrimin ülkeye –dünyanın altıda birini kaplayan ülke- yayılması anlamına gelmiyordu. Bu yayılma ancak uzun süren –beş yıl- iç savaşın kazanılmasıyla mümkün olabildi.

Buradan iki önemli sonuç çıkar:

Birincisi; Ekim devrimi birkaç günlük değil, üç yıl süren bir devrimdir. İç savaş kazanılarak devrim ülkenin her yanında gerçekleşmeseydi, Petograd’da ele geçirilmesi anlam taşımazdı. Bu bağlamda Ekim devrimi iki yıl süren Küba devriminden uzundur. Küba’da özgün bir halk savaşı vardır ama süresi Ekim devriminden kısadır.

Devrimin büyük bir ülkeye nasıl yayılabildiğinin açıklaması için E.H. Carr’ın Bolşevik Devrimi kitabının ilk cildine bakabilirsiniz.

İkincisi; Rusya yarı feodal bir ülkeydi ve beş yıl süren iç savaşın temel mücadele alanı da iktidarın zaten ele geçirildiği birkaç büyük kent değil, kırlardı. Ekim devriminin ilk birkaç ayına değil de üç yıllık gerçekleşme sürecine bakılacak olursa, bu devrim için “kentler temel, kırsal alan tali” denilemez. İşçi sınıfı temel güçtür de denilemez.

En başta Petograd’da bile sosyalist devrimi gerçekleştirenler işçiler ve asker elbisesi içindeki köylülerdir. Yoksul köylüler değil, köylülerdir ya da küçük üreticilik sosyalist devrimin temel bileşenlerinden birisidir. Yarı feodal Rusya’da köylülük ordunun yoksul köylülerden oluşmasını sağlayacak kadar ayrışmamıştı. (Bkz. Geleceğe Dönüş kitabı)

Ekim devriminin üç yıllık sürecinin önemli bölümünde kırlar temel savaş alanı olduğuna göre köylülük de temel güçtür. İç savaşın sonucunu köylülerin kimin yanında yer alacağı belirlemiştir. Kızıl ordu ve Bolşevikler köylüler yanlarında yer aldığı için iç savaşı kazandılar.

Yukarda adı verilen kitapta Lenin’in bu konudaki belirlemelerini de okuyabilirsiniz. Temel savaş alanı kırlar ise yeni ayrışan köylülükte küçük ve orta köylülüğü kazanmak hayati öneme sahiptir.

50 yıl önce Ekim devrimi hakkında yapılan araştırmalar azdı ve ilk baskısı 1952’de İngilizce olarak yayınlanan Bolşevik Devrimi adlı üç ciltlik kitap Türkçeye çevrilmemişti (ancak 1998’de bu çeviri yayınlanabildi), daha klasikler bile Türkçede yeni yayınlanıyordu ve Mahir Çayan da İngilizce değil Fransızca biliyordu, o dönem bu devrimi ayrıntılı öğrenmiş olması beklenemez. O da çok kişi gibi devrimin ilk birkaç gününe bakmış ve buradan hareketle sovyetik ayaklanma-uzun süreli halk savaşı ikilemini ifada etmiştir.

Gelelim halk savaşına…

Bu savaş ya Çin’deki gibi kentlerden uzakta verilen bir savaştır ya da yine kentlerden uzakta ama dağlarda yürütülür. Che Guevara’nın halk savaşı anlayışında da alan esas olarak dağlardır.

Üç önemli teknolojik gelişme bu savaşın etkinliğini azaltmıştır.

İlk olarak; düşmanın silahlı kuvvetleri artık gece görebilmektedir. Bunu sağlayan elektronik donanımdır ve sadece savaş uçaklarıyla sınırlı değildir. Türkiye 1995 yılında İsrail ile yapılan askeri anlaşmanın ardından geceleyin görebilen bir orduya sahip olmuştur. (Bkz. Alt Emperyalizm ve Türkiye, bu kitap www.enginerkinerkitaplar.blogspot.com da pdf olarak bulunabilir).

İkincisi; İHA ya da insansız hava aracıdır. Bu hava aracı her alanı, ulaşılması zor olanlar dahil gözetlemek, fotoğraflamak için kullanılır. Türkiye 2000’li yıllarda bu aracı İsrail’den kiralardı. Bu aracın önemli sıkıntısı şöyleydi: hedefi görür ve merkeze haber verir, uçaklar kalkar ama onların hedefe varması en az yarım saati gerektirir ve bu arada hedef yer değiştirir.

Üçüncüsü; SİHA ya da silahlı insansız hava aracıdır. Bu araçta öncekindeki sıkıntı yoktur, hedef görüldüğü anda füze atılabilmektedir. Bu araçla birlikte “nokta operasyonu” denilen az sayıda kişiye yönelik suikastlar gündeme gelir. Hatırlayacak olursanız önemli İranlı komutan Kasım Süleymani de ABD tarafından böyle öldürülmüştü.

Bu hava araçları için Che’nin gerillasındaki gibi ulaşılması çok zor olan dağlık bölge yoktur. Dahası oraya askerden önce bu araç gitmektedir.

Bu teknik gelişmeler dağlarda gerilla savaşını ortadan kaldırmasa bile önemli oranda geriletmiştir.

Özellikle Latin Amerika ülkelerindeki gelişmeleri izliyorsanız burada yeni devrim modellerinin ortaya çıktığını görebilirsiniz. Bunlardan en önemlisi Venezüella ve Bolivya’da görülen ikili iktidardır. Bu ikili iktidar Ekim devrimi öncesindeki gibi kısa değil uzun sürelidir. Bir tarafta burjuvazinin diğer tarafta sosyalistlerin ya da böyle olduğunu iddia edenlerin iktidarı vardır ve sürekli çatışmalarına karşın birbirlerini yok edebilecek durumda değildirler. (Bu yazı sitede “ikili iktidar” olarak aranarak bulunabilir.) Ek olarak ABD bir tarafın yanında ağırlığını koymasına karşın başarılı olamamaktadır. Eskinin her şeyi yapabilecek ABD’si arka bahçe sayılan Latin Amerika’da bile artık yoktur.

Yazıyı uzatmamak için “şiddete dayanan devrimin yapı değiştirmesi” konusunu gelecek yazıya bırakıyorum. Dünyanın hiçbir ülkesinde yasalar çerçevesinde devrim olmaz; bir şekilde yönetime gelseniz bile –Allende örneğindeki gibi- kısa sürede devrilebilirsiniz. Şiddet silahla sınırlı değildir ve yasal partilerin bile yasal olmayan örgütlenmeleri vardır.

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 22 Şubat 2021 21:04