Şuanda 43 konuk çevrimiçi
BugünBugün1959
DünDün2673
Bu haftaBu hafta1959
Bu ayBu ay46396
ToplamToplam8301082
Rehine kurtarmak... PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazartesi, 15 Şubat 2021 15:18


Eskiden daha kolaydı. İnsanların bilgi düzeyi geriydi ve bilgi edinmek de zordu. İletişim de az gelişmişti. Bu durumda başarısızlığı kapatmak, dikkati başka tarafa çekmek daha kolay oluyordu.

Bu eski çoktan bitti ve bunu son “rehine kurtarma operasyonu”nda yeniden gördük.

Sürekli olarak başarılı olduğunu iddia eden ordu ve devlet, ilk kez, “başaramadık” demek zorunda kaldı. Konu kapanmadı ve kapanacak gibi de görünmüyor.

En başta, sağcısından solcusuna kadar herkes rehinelerin tutulduğu alanda yoğun bombardımanla onları kurtarmanın mümkün olmadığını düşünebiliyor. Bunu mutlaka TSK da biliyordur. Görülen odur ki, amaç başkaydı ama ulaşılamayınca operasyonunun amacı rehine kurtarmak olarak sunuldu.

Yıllardan beri değişik ülkelerde rehine kurtarma operasyonları yapılır. Bazıları başarılı olur bazıları başarısızdır ama kimse bombardımanla rehine kurtarmaya kalkmamıştır.

Helikopterle rehinelerin tutulduğu yerin yakınına asker indirmeyi yanlış hatırlamıyorsam 1980’de Tahran’daki ABD elçiliğinde rehin tutulan personeli kurtarmak için ABD denemiş ama başarılı olamamıştı.

Başarılı olamayabilirsiniz ama her durumda rehine kurtarmak sürpriz unsurunu barındırır.

Hangi yıldı hatırlamıyorum, Çeçen militanlar Rusya’da bir opera binasını basıp çok sayıda izleyiciyi rehin almıştı. Kadınlı erkekli militanlarda bombalı kemerler vardı. Açık bir operasyon durumunda rehinelerin tamamı ölürdü. Rusya şeytanın aklına gelmeyecek bir yol denedi: havalandırmadan içeriye kokusuz bayıltıcı gaz verildi. Herkes uyuyunca içeriye giren polis militanları öldürecekti. Bu arada kalbi yeterince güçlü olmayan 20-25 kadar izleyici de yeniden uyanamayacak yani ölecekti ama kalan rehineler kurtarılacaktı.

Kayıpsız bir operasyon değildi ama “Rus işi” denir ya, öyleydi.

Son operasyondaki başarısızlığı gerçek dışı bilgiler verilmesinden, herkese suçlamalar yöneltilmesinden de anlamak mümkündür.

“Sivil rehinelerin” öldürüldüğünden ve hemen ardından bunlardan bir bölümünün beş yıl önce kaçırıldığından söz ediliyor. Beş yıl önce MİT, Kuzey Irak’a önemli bir PKK yöneticisini kaçırmak için elemanlar göndermiş ama bunlardan bazıları tuzağa düşürülerek kaçırılmıştı. Hatırladığım kadarıyla en az iki kişiydi.

Zaten hakkında ne düşünürseniz düşünün bir örgütün önemi olmayan sivil vatandaşları yıllarca elinde tutmasının anlamı yoktur. Ya bırakır ya da infaz eder; elinde tutuyorsa demek ki bunlar pazarlık değeri taşıyacak önemde insanlardır.

Son haberlere göre TBMM’de konuyla ilgili bir oturum yapılacak ve zaten İyi Parti sözcüsü bile “yoğun bombardımanla rehine mi kurtarılırmış” diyerek doğru bir saptama yaptı.

Amaç başkaydı, ulaşılamadı, bunu kabullenmek yerine başka bir amaç ortaya atıldı.

Adamın birisi operasyon sürerken bir televizyon kanalında uzman havasıyla açıklamalar yapmış, sürpriz unsurundan ve başarıdan söz etmişti. Söylediklerinin ömrü iki gün bile sürmedi.

20-30 yıl öncesinde yaşamıyoruz…

Olanı başka türlü göstermek için eski yöntemler yetmiyor artık…

Yine inananlar olabilir tabii ama sayı eskisine göre oldukça azaldı.

Kendine “güvenlik uzmanı” gibi özellikler yakıştırmayanlar bile durumu analiz edebiliyorlar.