Şuanda 66 konuk çevrimiçi
BugünBugün1363
DünDün2273
Bu haftaBu hafta17114
Bu ayBu ay43836
ToplamToplam8228990
Aşıda patent olmamasıyla iş bitmiyor! PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Salı, 23 Mart 2021 22:36


Almanya’da Türkiye kökenli bir çift koronaya karşı etkili bir aşı geliştirdiler. Benzer aşı başka ülkelerde de geliştirildi. Rusya’da, Çin’de, ABD’de ve İngiltere-İsveç ortaklığı ile bazılarının yan etkileri tartışmalı aşılar geliştirildi. Sağlık konusunda, özellikle de böylesine önemli aşılar konusunda patent olmaması gerektiği, herkesin aşılardan serbestçe yararlanabilmesi savunuluyor.

Düşünce iyi olmakla birlikte uygulanması dikkate alınmadan savunulduğu için korona aşısında patent kaldırılacak bile olsa hayata geçirilmesi mümkün gözükmüyor.

Anladığım kadarıyla şöyle düşünülüyor: aşılar, onları bulan firmalar tarafından patentleniyor yani başka bir firma onu üretemiyor ya da üretmek için patent ücreti ödemek zorunda kalıyor. Bu ise aşının yaygın üretim ve kullanımını engelliyor.

Böyle değil!

İlk olarak, bu aşının üretilmesi masraflı bir iştir. Masraf sadece aşının bileşenlerinin bulunmasından ve bir araya getirilmesinden ibaret değildir. O bileşenler bulununcaya ve etkili olacak tarzda bir araya getirilinceye kadar yoğun çalışma yapılmış ve denemeler hayata geçirilmiştir.

Etkili bileşim bulunduktan sonra da bunun sayıca az olmayan insan üzerinde denenmesi ve sonuçlarının gözlenmesi gerekir. Bu da ayrı bir masraftır. Yan etkiler görülürse –ki kuvvetle muhtemeldir- bunların ortadan kaldırılması gerekir.

Bu aşamalar tamamlandıktan sonra ilgili sağlık kuruluşuna başvurulup, gerekli denetimler yapılıp izin alındıktan sonra seri üretime başlanabilir.

Böyle bir süreç tıp ve mikrobiyoloji alanlarında iyi eğitim görmüş elemanlardan oluşan ve en az orta büyüklükteki firmaları gerektirir. 15-20 kişiyle bu iş yürümez.

Tek kişinin ya da birkaç kişinin tıpta önemli buluş yapması eskidendi. Şimdi sadece tıp alanında değil başka alanlarda da önemli buluşlar ekip işidir ve uzun uğraşı sonucu ortaya çıkmaktadır.

Hemen anlaşılabileceği gibi sürecin masrafı hayli yüksektir.

Aşının satılmasıyla bu masraf fazlasıyla karşılanır çünkü büyük talep vardır.

Hükümetler –mesela Almanya hükümeti- bu aşıyı alıyor ama aşı olanlardan para alınmıyor. Almanya’da halen yeterli aşı yoktur.

Almanya hükümeti aşıyı bulan firmaya bir milyar Avro civarında kredi verdi. Bununla üretim kapasitesi genişletildi ve yeni bir üretim yeri daha kuruldu. Hükümet verdiğini mutlaka fazlasıyla geri alacaktır.

Almanya, İngiltere, Rusya ve Çin ürettikleri aşıları ihraç da ediyorlar. Mesela Türkiye yüksek miktarda Çin aşısı aldı. Başka ülkelerin durumunu bilmiyorum ama ihracat her yere yöneliktir ve bütün ülkeler de aşı almaktadır.

Fiyatları bilmiyorum ama fahiş olduklarını da sanmıyorum çünkü 1990’dan beri hızlanarak yaşanan ulaşım devrimiyle birlikte insanların hareketlenmesi arttı. Uzak mesafelere gitmek eskisinden hem daha hızlı hem de daha ucuzdur.

Bu şu anlama gelir: bir ülkede çıkan salgın bir hastalık hızla diğerlerine yayılabilir. Bu nedenle aşının bütün ülkelere uygun fiyatla satılması satanın kendisini koruması anlamına da gelmektedir.

Turizm neredeyse öldü, uluslararası fuarlar iptal edildi çünkü bu faaliyetler uluslar arası bulaşmayı hızlandırmaktadır.

Diyelim ki Alman aşısı üzerine patent konulmadı. Bunun anlamı isteyen herkesin bunu üretebilmesidir ama pratikteki anlamı böyle değildir.

Çin, Rusya, ABD ve benzeri ülkeler böyle bir aşıyı patentsiz kolayca üretebilir ama aynı kolaylık mesela bir Afrika ülkesi için geçerli değildir. Bu aşının üretimine uygun eğitim görmüş personelin yanı sıra uygun makineler ve hammaddeler de gerekiyor.

Bu aşı birkaç sıvıyı birleştirerek üretilmiyor.

Almanya’da üretilen aşı başlangıçta ancak eksi 70 derecede saklanabiliyordu. Normal sıcaklıkta iki gün dayanıyordu. Eksi 70 dereceye ulaşabilen depolar gibi alt yapı yatırımı kaç ülkede vardır?

Daha sonra aşıda yapılan yeni bir düzenlemeyle saklanma koşulları biraz iyileşti ama ayrıntısını bilmiyorum.

Buradan şu sonuç çıkar: önemli ilaçlarda patentin kaldırılması ancak genelde uygulanırsa anlam taşır. Aksi durumda bazı tekeller diğerlerinin bulduğunu araştırma masraflarına girmeden kullanabilecektir.

Diyelim korona aşısı için patent kaldırılsa bile, buradan her ülkenin bu aşıyı üretebileceği sonucu çıkmaz. Yeterli personel ve uygun üretim tesisi gereklidir ve bunlar basit işler değildir.

Aşıyı bulabilirsiniz ama seri üretim yapamayabilirsiniz.

Küba gibi tıpta ileri bir ülke bu aşıyı bulsaydı ancak kendisine kullanabilirdi. Seri üretim başka bir şeydir.

Türkiye’de konuyla ilgili değişik palavra haberler çıktı ama sonuçta aşı bulunamadı. Bulunsaydı bile seri üretim yapılabileceği çok şüpheliydi.

Koronaya yönelik farklı ve etkili bir aşı çeşidi başka bir ülkede de bulunabilir ama bulunması bir şeydir, seri üretim başka bir şeydir.

Önemli ilaçlarda patent bulunmaması ancak genel olarak uygulanabilirse –ki kapitalizm şartlarında mümkün görünmüyor- anlam taşır. Bu durumda bile, patent olmadığında bile, ilaç satılacaktır çünkü yüksek masrafla üretilmiştir.

Önceden de belirttiğim gibi uzun araştırma zamanı ve bunun için yapılan masraf, ilacın ya da aşının maliyetine dahildir.