Şuanda 63 konuk çevrimiçi
BugünBugün1460
DünDün2273
Bu haftaBu hafta17211
Bu ayBu ay43933
ToplamToplam8229087
İyi ve ucuz kitaplar PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Perşembe, 25 Mart 2021 00:00


 

 

Böyle kitaplardan kastettiğim yıllar önce yayınlanmış, önemli, kalın ve pahalı kitaplardır. Bunlar yıllar sonra karton baskısı yapılarak (ciltli olmayan baskı anlamına gelir) oldukça ucuz fiyattan satılırlar.

Mesela Almancada Leibniz’in Toplu Yapıtları vardı. Sayfa sayısını toplamadım ama sanırım 5000 sayfa vardır. Ciltli baskıları 99 Avroya satıldı bir dönem… Almanya nobelinin adı Leibniz Ödülü’dür. Hannover’lidir ve oradaki üniversite adını taşır. Goethe de Frankfurtludur ve bu kentteki üniversite de aynı adı taşır.

Yakın zamanda bu şekilde iki kitaba rastladım.

Birisini aldım: Churchill’in İkinci Dünya Savaşı adlı kitabı. Büyük boy 1140 sayfa ve Almanca çevirisini aldım. Fiyatı 25 Avro ve bu hacimdeki kitap bu kadar ucuzsa mutlaka İngiltere tarafından finanse edilmiş demektir. Yayınevi tanınmış olduğu için (Fischer Verlag) çeviri iyi demektir.

Kitapla ilgili değişik değerlendirmeleri daha önce okumuştum. Genel yaklaşım şöyleydi: kitap İkinci Dünya Savaşı’nın önemli devlet adamlarından birisinin bakış açısını, olayları değerlendirmesini yansıtmakla birlikte, bu savaşı anlamak isteyenlerin okuması gereklidir.

İkincisini ise yıllar önce bir kitapçıda görmüştüm: Newton’un Principia’sının İngilizcesi. Newton bu temel kitabını Latince yazmış, kitap İngilizceye çevrilmiş. Tam adı: Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri. (Mathematical Principles of Natural Philosopy)

Yıllar önce bu kitabı büyük bir kitapçıda görmüştüm ve epeyce hoşuma gitmişti ama fiyatı çok yüksekti. 600 sayfa kadardı. Alamadım.

Bugün tesadüfen aynı kitabın birkaç yıl önce çıkmış karton baskısının 20 Avroya satıldığını gördüm. İnanamadım, içine baktım; sayfa sayısı aynı.

Kitap klasik fiziğin temelidir ve yapılan değerlendirmelerde aynı cümle vardır: matematiği seviyorsanız okuyun.

Okurum… Biraz sürer tabii…

Hemen ısmarladım. Birkaç günde geliyor ve posta parası da yok…

Demek ki İngiltere, tarihindeki önemli kitapları herkes alıp okusun diye ucuz satılmasını sağlıyor. Sübvansiyon olmadan bu fiyata mümkün değildir.

Newton ile Leibniz aynı yıllarda yaşamıştır ve birisi İngiltere’nin diğeri Almanya’nın gelmiş geçmiş en gelişmiş beyni olarak bilinir. Yıllardan beri üzerinde anlaşmaya varılamayan konu, türevi hangisinin bulduğudur. İkisi farklı yollardan neredeyse zamandaş olarak buluyorlar.

Stephan Hawking’in Newton’un yanına gömülmesi ve mezar taşına da uzayda kara deliklerin varlığını gösteren formülünün yazılması ancak bilim toplumlarında mümkündür. Üniversiteye başladığım yıllarda böyle şeylerden çok etkilenirdim. Mesela kuduz aşısını bulan Pasteur’un kuduz mikrobunun sindirim yoluyla geçmediğini kanıtlamak için (mide asidi öldürür) kuduz bir hayvanın salyasını içmesi bazılarını iğrendirebilir ama benim için müthiş bir olaydı.

Bilim insanı budur işte…

Newton’un, bu insanlığın gelmiş geçmiş en zeki bilim insanı kabul edilen Newton’un şu sözünü de çok severdim:

“Daha uzakları görebildiysem eğer, bu, devlerin omuzlarına çıkmış olmam nedeniyledir.”

Devlerden kastettiği Galile ve Kepler’dir.

Böyle özel baskılar çıktığı zaman kaçırmamak gerekiyor. Almancaları kaçırmıyorum. Mesela Gramsci’nin Toplu Eserleri’ni 10 cilt yine 99 Avroya almıştım.

Bir de Almancada yıllardan beri başka dillerde benzeri bulunmayan bir kitap dizisi çıkıyor: Marksizmin Tarihsel Eleştirel Sözlüğü. Çok sayıda ülkeden alanında otorite olan insanların yazdığı ve şimdiye kadar 10 cildi yayınlanmış bir sözlük. Marksizmdeki her kavramın çıkışı ve tarihsel gelişme içinde gösterdiği değişme ve hakkındaki tartışmalar konuyu bilen kişiler tarafından anlatılıyor.  Büyük boy her biri 1000 sayfa kadar olan 10 cilt… Sonuncusunun fiyatı 108 Avro idi. Abone olduğum için biraz daha ucuza alıyorum ama fiyat yine de yüksek… Neyse ki yılda bir yayınlanıyor, ender olarak iki cilt…

Marksist değilim ama müthiş bir hazine, okunması gerekir. M harfine gelmiş, epeyce gelmiş ama daha var…

Son cildin başında “Marx’ı güncelle, günceli Marx ile birlikte okumak” ifadesi bulunuyor. Hiç itirazım yok. Yıllardır aynısını yapmaya çalışıyorum ve güncelin Marx’ın bazı temel belirlemelerine hiç uymadığını görüyorum.

İşçi sınıfı insanlığı kurtarabilecek bir sınıf değildir. 20. yüzyıl tarihi bu sınıfın böyle bir özelliği olmadığını göstermiştir, dediniz mi, marksizm orada biter.

Sözlüğü yayınlayan heyetin başındaki Wolfgang Fritz Haug’un “çoğulcu marksizm” gibi benimsemediğim bir kavramı bulunuyor.

Yıllar önce Frankfut’ta “indeterminate communismus” (belirsiz komünizm) başlığı altında birkaç gün süren ve dünyadan tanınmış isimlerin katıldığı bir konferans yapılmıştı. Negri de gelmişti. Teorik bir konunun bu kadar ajitatif anlatıldığını görmemiştim. İtalyanca da buna uygun bir dil… Almancaya çevrilince ajitasyon kalmıyordu tabii ama orijinal dilin müziğini ve içindeki ajitasyonu anlamasanız bile hissediyordunuz.

Bu toplantıda kendisini marksist olarak tanımlayan Almanya’daki tanınmış isimlerden birisi (adını yanlış hatırlayabilirim diye yazmıyorum, çok sayıda yazısını okuduğum kişilerden birisiydi) işçi sınıfıyla ilgili olarak yukarda belirttiğim açıklamayı yapmıştı.

İşçi sınıfında kendini ve insanlığı kurtaracak bir özellik görmüyorsanız nasıl marksist olunur, anlamamıştım.

Böyle insanlarla çalışılır çünkü Almancadaki deyimle Betonköpfe (taş kafa) değiller, dünyayı anlıyorlar, değişimleri izliyorlar ve yorumluyorlar.

Hayatımda yaptığım akıllıca işlerden iki tanesi, dünya çapında geçerli iki dili, harika düzeyde olmasa bile teorik bir kitabı anlayabilecek kadar öğrenmek oldu.

Yazıyı prof. lakaplı bir tipin Arapça ile ilgili belirlemesiyle bitireyim.

Demiş ki bu zat: Arapça kutsal bir dildir.

Haydi canım sen de!

Bir dil insanlığın kültür birikimini içerebildiği oranda kutsaldır. Hangi dilde olursa olsun önemli bir yapıt kısa sürede İngilizce veya Fransızca veya Almancaya çevriliyor ise (bazen üçüne de çevrilir), kutsal dil diye bunlara denir.

Arapçada bunu bulamazsınız.

Çeviri konusunda Türkçe son on yılda diyelim büyük gelişme gösterdi. Mesela Foucault’nun neredeyse bütün kitapları çevrilmiş ama daha çevrilmemiş o kadar çok ve önemli yapıt var ki…

Düşünsenize Latinceden Türkçeye çeviri daha yeni başlıyor…

 

Gelişme iyi ama yol daha çok uzun…

Son Güncelleme: Perşembe, 25 Mart 2021 00:16