Şuanda 67 konuk çevrimiçi
BugünBugün1063
DünDün1773
Bu haftaBu hafta11740
Bu ayBu ay4445
ToplamToplam9070411
Arnavutluk ve ışık hızıyla değişim! PDF Yazdır e-Posta


Enver Hoca Mao’nun sağlığında Nixon’un Pekin’i ziyareti üzerine kıyamet koparmış ve ardından Arnavutluk Emek Partisi(AEP) revizyonist Çin yönetimiyle ilişkisini kesmişti.

Arnavutluk tarihini biraz öğrendiğinizde Enver Hoca ve AEP’nin çıkarlarına göre teori belirlediklerini görebilirsiniz. Arnavutluk küçük bir ülkedir ve AEP iktidarının başlangıcında ekonomik yönden özellikle az gelişmiştir. Ülkenin beş yıllık gelişme planları yapabilmesi ve hızlı sanayileşebilmesi için dış krediye ihtiyacı vardır.

Ek olarak Arnavutluk ile Tito Yugoslavya’sının arası açıktır. Yugoslavya Arnavutluk’u bünyesine katmak istemektedir.

Stalin döneminde Arnavutluk SSCB’den kredi alır ve Sovyet uzmanlar da ilk büyük yatırım planlarını yapmak için ülkeye gelirler.

Yugoslavya’nın COMECON’dan çıkarılması Arnavutluk’un özellikle işine gelir.

Kruşçev’in ilk uygulamalarından birisi Tito yönetimiyle arayı düzeltmek için Yugoslavya’yı ziyaret etmektir. Enver Hoca buna fena halde kızar. Ek olarak SSCB’nin ekonomik yardımları da eski düzeyde değildir.

Bu sırada SSCB-Çin çatışması başlar ve AEP safını Çin’in yanında belirler. Çin’den yüklü karşılıksız kredi alacaktır.

Çin Komünist Partisi ise AEP’den beklediğini bulamayınca ekonomik yardımı kısacaktır. ÇKP, AEP üzerinden Balkanlarda SSCB etkisindeki komünist partileri içinde yayılmayı hedefliyordu ama yapamayacaktı.

AEP bu arada ülkedeki temel yatırımları hayata geçirmiştir ve “tam bağımsızlığını” ilan etmenin de zamanı gelmiştir.

Arnavutluk hiç dış borcu bulunmayan, kendi içine kapalı, “kendine yeten” bir döneme girer.

Enver Hoca 1985’te ölür. 1990’da bir yıl önce diğer Balkan ve Orta Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Arnavutluk’ta da rejim değişir ama diğer ülkelerin aksine bu değişme neredeyse “ışık hızıyla” olacaktır. İki yıl içinde Arnavutluk ABD’nin Balkanlardaki temel müttefiki durumuna gelecek, ABD ek olarak Kosova’da üs kuracaktır.

Arnavutluk tarihiyle ilgili okuduğum bir kitapta ülkede işyerine devamsızlık ve gevşek çalışma sonucu her yıl milyonlarca iş saatinin kaybolduğu açıklanıyordu.

Arnavutluk bu bağlamda Bulgaristan ve diğer reel sosyalist ülkelerden farklı değildir.

İşçilerin işyerindeki davranışları ve düşük emek verimliliği konusu Sosyalizmden Kapitalizme Geçiş – Bulgaristan Romanya Örnekleri kitabında incelenmiştir. Bu kitap www.enginerkinerkitaplar.blogspot.com adresinde bulunabilir.

Arnavutluk “sosyal emperyalist” olarak gördüğü ülkelerden pek de farklı değildir.

Birkaç ayırıcı özelliği vardır.

Birincisi; küçük bir ülkedir ve bu durum onu sürekli dış destek aramaya itecektir.

İkincisi; akrabalık bağlarının güçlü olması, büyük aile, klanlaşma sosyalizm döneminde de sürmüştür. Kan davası geleneği zayıflamakla birlikte ortadan kalkmıştır denilemez.

Üçüncüsü; böyle bir temel, çeteleşmenin kolayca gelişmesine neden olur. Benzeri daha az oranda Bulgaristan’da da vardır.

1990’lı yıllarda çeteler arasında şiddetlenen savaş bizde bir kesimce “halk ayaklanması” olarak yorumlanacaktır.

Arnavutluk’un tek tarihsel kahramanı vardır: Osmanlıya karşı mücadelenin sembolü olan Skanderbeg. Enver Hoca da kendisini Skanderbeg’in izleyicisi olarak sunardı…

Arnavutluk ile ilgili kitap sayısı birden çoğaldı. Bir bölümüne sadece bakmanız gerekir, bazıları ise önemli kitaplar.

Mesela bir tanesi Arnavutluk tarihini politik/etnolojik yöntemle inceliyor. Bu yöntemin önemini yukarda adı geçen kitapta açıklamıştım. Ülkenin kültürel gelenekleri ve bu bağlamda büyük aile yapısı, aşiretleşme, kan davası gibi konular politik iktidarın şekillenmesinde ve işleyişinde önemlidir.

Bulgaristan örneğinde fabrika işçilerinin merkez komitesinde alınan bazı kararları nasıl işlemez duruma getirdiklerini ayrıntılı olarak açıklamıştım. Karşı çıkmıyorlar ama istenildiği gibi yapmıyorlar ve sonunda kararı alanlar bunun sulandırılmasına razı olmak durumunda kalıyorlar.

Karar almakla, bu kararın hayata geçirilmesi birbirinden farklıdır. Reel sosyalist ülkelerde özellikle ekonomik kararlar konusunda alınanla yapılan arasında önemli fark vardır.

Arnavutluk’ta sosyalist rejimin neredeyse ışık hızıyla çözülmesi, çok oldukları iddia edilen sınıf bilinçli işçilerin ve genel olarak halkın buna karşı çıkmaması, tersine değişime katılıp en büyük kazancı sağlamaya çalışması yaklaşık olarak “sosyal emperyalist” olmakla suçlanan diğer ülkelerdeki gibidir.

Keşke 1970’li ve 1980’li yıllarda AEP’nin dünyadaki en büyük savunucusu olan bizdeki bir siyaset bu ışık hızıyla çözülmenin analizini yapmış olsaydı da, biz de öğrenmiş olsaydık…