Şuanda 157 konuk çevrimiçi
BugünBugün1039
DünDün1773
Bu haftaBu hafta11716
Bu ayBu ay4421
ToplamToplam9070387
Sosyalist resmi tarih PDF Yazdır e-Posta


Sosyalist ülkelerin tarihini yıllarca bu ülkelerin resmi yayınlarından öğrendik. SSBC tarihini bu ülke yayınevlerinin çıkardığı kitaplardan, diyelim Bulgaristan’ın tarihini Jivkov’dan ve Bulgaristan Komünist Partisi açıklamalarından, Çin’i Mao’dan, Arnavutluk’u Enver Hoca’nın yazılarından öğrendik.

Alternatif tarih için kaynak yoktu. Var olanlara güvenilmezdi, kapitalist ülkelerde yayınlanan ve uydurmalarla dolu kitaplar ve yazılardı.

Bu ülkeleri gidip görenler okuduklarıyla, sınırlı olarak da olsa gördüklerinin birbirine pek uymadığını fark ediyorlardı ama kaynak bulunmadığından daha ileriye gidemiyorlardı.

Okuduklarımız sosyalist ülkelerin resmi tarihiydi ve tümünü inandırıcı bulmasak bile kafalarımız bunlarla doluydu.

1989-1991 arasındaki iki yılda SSCB ile Bulgaristan, Romanya, Çekoslovakya, Macaristan, Polonya DAC, Yugoslavya, Arnavutluk’taki sosyalist iktidarların yıkılması, Çin’de yaşanan değişim ülkemiz sosyalist hareketinin değişik grupları için sarsıcı oldu. Eksikler mutlaka vardı, olabilirdi ama hızlı yıkılış beklenmiyordu. Daha da kötüsü ne olduğunu anlayabileceğimiz kaynaklar da yoktu.

Bir süre sonra değişik dillerde ilk araştırmalar yayınlanmaya başlandı.

Üç kişi İngilizce yazdıkları kısa bir araştırmada şöyle yapmışlardı:

Çekoslovakya, Polonya, Macaristan gibi ülkelerde 1989’dan beş yıl önce politikada, ekonomi yönetiminde ve kültürel alanda ön planda bulunan kişiler, beş yıl sonra ne yapıyordu?

Politik mücadelede ya da partide ön planda bulunanların önemli bölümü geriye düşerken, ekonomi yönetiminde bulunanların üçte ikisi yerini koruyordu.

Bu ülkelerde artık kapitalizm egemendi ve ekonomi yönetimini bilen kadro pek az kayıpla en iyi burjuvalaşan kesimi oluşturuyordu.

Reel sosyalist ülkelerde burjuvazi komünist partilerinden çıkmıştı ama bir bütün olarak değil… Rusçada nomenklatura adı verilen partinin değişik düzeydeki sorumluları birbirleriyle sert rekabet içinde burjuvalaşacaklardı.

Çok kişi burjuvazinin komünist partilerinden çıkmış olmasını yıllarca kabullenemedi ama başka çareleri yoktu, sonunda kabullendiler.

Birbirine bağlı üç soru sorulabilirdi: Ne oldu, neden oldu, nasıl oldu?

Sosyalist ülkelerin kapitalizmde gerçekleşen üçüncü sanayi devrimi –bilgisayarlaşma- karşısında çaresiz kalmaları, üretici güçlerin geliştirilmesinde kapitalizme yetişmek ve geçmek büyük iddialarını gerçekleştirememeleriyle birlikte komünist partilerinin kadroları gelmesi kaçınılmaz görünen yeni düzende –kapitalizm- konumlarını garantiye almaya yöneldiler. Bu ülkelerde kapitalizm yukardan aşağıya ve doğrudan tekelci aşamaya yönelerek gerçekleşecekti.

Bu dönüşüm nomenklatura içinde sert bir mücadeleyle birlikte yürümüştür.

Bu genel özellik bütün reel sosyalist ülkelerde kapitalizmin kısa sürede hakim duruma gelmesinde aynıdır.

Keza bu ülkelerin hiç birisinde önemli bir halk tepkisi de görüymemiş hatta halkın bir bölümü devlet malının yağmalanmasına katılmıştır.

Bu genel özelliğin somut ülkelerde nasıl gerçekleştiğini anlamak için ise, bu ülkelerin tarihlerinin incelenmesi gerekir.

Mesela bazı ülkelerde nomenklatura içi çatışmalar kısa süreli iç savaş –Romanya- ya da mafya gruplarının çatışması –Bulgaristan, Arnavutluk- şeklinde görülmüştür.

Bu tarihleri incelemek için artık sayısı gittikçe artan kaynaklar bulunuyor.

En fazla kaynak DAC hakkında vardı ve bunlara dayanarak 1989 Berlin Duvarı kitabını yazmıştım (2005).

Sonra başka ülkeler hakkında yapılan araştırmalar artmaya başladı. Bu alanda İngilizce de önemli olmakla birlikte Almanca daha öndedir. Almanya’nın eskiden beri Doğu Avrupa ve Balkan ülkeleriyle yakın ilişkisi vardır. İkinci Dünya Savaşı sırasında bunları işgal de etmiştir.

Bazı öğretim üyeleri ülkenin dilini –diyelim Bulgarca- öğreniyor. Bu dilde yapılmış ve 1989 öncesiyle sonrasını inceleyen kitaplardan hareketle ve Bulgaristan’da da bir dönem yaşayarak geniş bir araştırma hazırlıyor. Bu dilde yazılmış bazı önemli araştırmalar Almancaya çevriliyor. Mesela komünist partisi üst kadroları ve bunların yakınlarıyla, ülkedeki kapitalist şirketlerin yönetimlerindeki kişilerin karşılaştırılması gibi…

Benzer araştırmalar daha az oranda Romanya için de vardır.

Bulgaristan’da sosyalizm tarihini Jivkov’un toplu eserlerinden değil, bu araştırmalardan öğrenmek gerekiyor.

Konuyla ilgili olarak geçen yıl sonlarında Sosyalizmden Kapitalizme Geçiş – Bulgaristan ve Romanya Örnekleri kitabını yayınlamıştım.

İki kitabı da www.enginerkinerkitaplar.blogspot.com adresinde bulabilirsiniz.

Sosyalist ülkelerde “böyle devam edersek geleceğimiz yoktur” belirlemesini 1960’lı yıllarda yapanlar vardı. Bu tartışmayı Che Guevara Kısa Uzun Bir Hayat kitabında anlattım. Bu görüşte olanlardan birisi Che idi. Kitap aynı adreste bulunabilir.

Konuyla yaklaşık 25 yıldır uğraşıyorum. Ne oldu, neden oldu, nasıl oldu sorularını cevaplandırmaya çalışırken derdim komünist partileri ve yöneticileri için hatalar listesi çıkarmak değildi.

Bu soruların cevaplarını, efsanelere pirim vermeden doğru dürüst bilmek zorundayız ki sosyalizm teorisinin değiştirilmesinde tarihsel tecrübeye, yaşanmışlıklara dayanan somut adımlar atabilelim.

Bu konuda ilk adımı DAC’de iktidar partisi olan SED’nin genel sekreteri Walter Ulbricht 1970 yılında atmaya çalışmıştı: sosyalizm, komünizmin ilk aşaması değil, uzun sürecek ayrı bir toplumsal sistemdir.

SBKP’nin de müdahalesiyle pasif bir göreve atanacak, yerini Honecker alacaktı.

Dünya devrimi olmadı ve olacak gibi de görünmüyor.

Sosyalist bir ülke, ister tek ülkede isterse SSCB gibi geniş bir bölgede kurulmuş olsun, güçlü bir kapitalizmle birlikte nasıl yaşayabilir?

İsterseniz adına sosyalist ülke demeyin, sosyalist iktidarın kurulduğu bir ülke deyin; soru değişmez. Sorudan kaçma çabasıyla da çözüm üretilmez.

Cevapla ilgili saptamaların bir bölümünü Geleceğe Dönüş kitabında anlatmıştım. (aynı adreste bulunabilir)

Şimdi sırada Arnavutluk ve Yugoslavya bulunuyor.

Bu iki ülkede de reel sosyalizmin çözülerek ortadan kalkması ve kapitalizmin hakim olmasında yukarda anlatılan genel gelişme çizgisi geçerlidir.

Bu genel çizgi özelde farklılıklar göstermektedir.

Şimdi sırada bunun anlatılması bulunuyor.