Şuanda 35 konuk çevrimiçi
BugünBugün199
DünDün1402
Bu haftaBu hafta14063
Bu ayBu ay41972
ToplamToplam8554420
damascus'un öküzünden korkan... PDF Yazdır e-Posta
Hasan Balcı tarafından yazıldı   
Salı, 15 Aralık 2009 06:37


Damascusun öküzünden korkan trene binmez.

 

BÜTÜN YAZIŞMALARIN ÖZETİ BU YAZININ İÇİNDEDİR.

 

Benim devrimci katillerinin akıbeti ve bu günkü durumları ile ilgili yazdıklarım bitmiştir. Bunu devrimcilerin katili istediği,Tehdit ettiği için değil, yazdıklarımın bittiği ve görevimin[1] tamamlandığı düşüncesi ile yazıyorum. THKP-C tarihselliğini bilmiyorum. Bir divan kurulursa bu tarihe Nebil rahuma yoldaş adına tanık olarak katılmayı arzu ediyorum. Devrimcilerin katilinin ipini çekecek çok insan vardır. Öldürülen devrimcilerin aileleri yakınları bu sayfaları,yazılanları mutlaka okuyorlardır. Örnek Gökhan saç’ın kızı benim bildiğim ve burada isimlerini yazmadığım ancak özel olarak görüştüklerim de var.

 

ÇETE SÜRÜSÜNE ANLADIĞI DİLDEN YANIT

Bu katil ve çete artığı sürüsü ismime, geçmişime yönelik yaptıkları her hakaretin karşılığını kendi üslupları ne ise o oranda alıyorlar alacaklardır. Kibar feyzo devrimciliğine gerek yok hiçbir zamanda böyle olmadım.

İşkencede anama avradıma küfür edenlere hangi tutumu aldımsa bunlara da aynı tutumu aldım, kim hangi dilden anlıyorsa o dilden cevap verilmiştir verilecektir. Küfürleri ettikleri çocuğum,  Nebil Rahuma yoldaşı arama çalışmasında bize destek olan arşivde araştırmaları yapan emek veren biridir. Mihrac ural daha çocuk yaşındaki olan kızıma  ağza alınmayacak küfürler  etmiştir.  Bütün bu  hakeretler karşısında Mihraç hariç hiçbirini muhatap almadım. Çünkü kötülüğün ve hakaretlerin başı Mihraç uraldır. Küfürleri ve organize yazıları yazdıran bizatihi kendisidir.Zaman zaman o kişilerin haberi olmadan onların isimlerini kullanarak ta yazılar göndermektedir. Tarih birgün mutlaka gereğini yapacaktır.  

 SOL İÇİ ŞİDDETİN TARİHİ 

Türkiye sosyalist hareketine sol içi şiddetin bulaşmasının en belirgin nedenlerinden biri Türkiye işçi partisi içerisinde ki Milli demokratik devrim ve sosyalist devrim tartışmalarıdır. Sol şiddetin teorik kaynağı burasıdır. Daha sonra bunun nasıl bir evreye ücüncü boyuta geçtiğini hepbirlikte gördük. Bu sayfalarda yazı yazmamızın asıl nedenlerinden biride sol içinde uygalanan şiddettir. Bu şiddetin mağdurlarından  Nebil rahuma yoldaşın tarihin derinliklerine itilen karanlığa salınan akibetini el birliği ile aydınlığa çıkardık. Onun nezdinde bu biçimde katledilen devrimci yoldaşlarımızın da onurlarını iade ettik, anılarını, devrimci, mücadeleci kimliklerini bu güne taşıdık. İşte ben bu evrede bu işlerin görevlisi oldum. Bunu devrimci dayanışmanın devrim ve sosyaliz mücadelesi şehitlerimize bir görev olarak kendime ad ettim. Bütün suçum budur. Bu yüzden hakaretler görmekteyim. Siyasal olarak hiçbir zaman bu arkadaşlar ile aynı cenah içinde olmadım.Tamami ile farklı bir örgütlenmenin sosyalizm ve devrim kurgusu farklı bir siyasal örgütlenmenin sempatizanı idim. Bu pisliklere bulaşmadığım için bu soytarılar bana kulplar, lakaplar takmaktadırlar.

Sol içi cinayetler ve katilleri teşhir ettiğimiz bir konferansta gençlerin önünde bu katilleri isimleri ile birer birer teşhir ettik.[2]  özelikle devrimcilerin katili Mihraç Ural tarihe katil olarak geçmiştir.

 

TEHDİTLER

Her türlü kazaya belaya hazırlıklıyım tıpkı 1980 de olduğu gibi; tetikteyim hain pusularda, kalleşlere karşı. Bu tür tehditlere de aşık mahsuninin şiiri ile cevap yazdım.[3]

 

              Şam da söylenilen bir söz vardır, ya da ben uydurdum.  Damascus[4] öküzünden korkan trene bakmaz.

 

SOYTARI TEORİSİ

 

Bu soytarı takımını teorik olarak hiçbir zaman ciddiye almadım. Çünkü teori adına ortalıkta hiçbir şey yok. Hatay’ı nasıl kurtarırız, nasıl gideriz suriyenin ileri bir vilayeti yaparız fıratın ötesi bilmem nerenin berisi saçmalığından başka ortalıkta teori –meori de yoktur. Türkiye sosyalist hareketi örgütlerinin bir çoğunun proğramını okuma şansı olanlardanım Hatay meselesi diye bir meseleyi birtek acilcilerin proğrama almaları hakikaten ilginç bir meseledir. Benim Hatay,Sivas, Ankara meselem yoktur. Benim meselem içinde Türkiye de olan bu coğrafya ile meselem var.bütün sosyalistlerin, komünistlerin meselesi de budur. Soyalistlerin ufku yerel değildir. Hatay sorunu varsa buda bu coğrafyanın alt üst olacağı bir devrimin meselesidir. Ona da senin gibi zibidiler değil o coğrafyanın mücadele eden  insanı karar verir. Hatay senin babanın mülkümü hataydan antakyadan iskenderundan, antakyadan, dörtyoldan bir tek acilcilermi sorumlu idi.bir tek sizin örgütlenmenizmi vardı burada. Samandağın mezarlıklarında yatan kaç yoldaşımın yattığını sen bilirmisin.

 

Antakya devrim şehitleri anma etkinliklerinde bu saçmalığa itiraz eden iki kişi idik. O arkadaşın ismini yazma gereği görmüyorum; tarihin birinci elden tanıklarından biri olan arkadaş isterse kendisi bunu yazabilir.

Mihrac Ural teorik olarak çapsız biridir. İnternetten başka insanlardan çaldığı bir çok yazıyı bizatihi tespit ettim. Teori yazmak için okumak lazım,yani beslemek lazım. Beynin yerine işkembeni beslersen her gün camiinin kapısına gider bu işkembeyi-kübradan boşaltırsan  seni kötü yaparlar. Seni rezil ederler seni İbrahim Tatlıses’ten daha meşhur ederler. Ortalık oğlanlığından daha beter olursun.  

Sağda solda oğlan arayacağına, Önüne gelen insanın da af buyur şamar oğlanı olursun.

Şu proğram konusunda yaptığın saçmalıkları,yalanları artık bırak çünkü proğram konusunda senin yalan söylediğin bir kez daha kanıtlandı. Sen yenisine bak yenisini yazabiliyormusun bu kapasiten varmı ? Yanında enginde yok İbrahim de proğram yazmak senin gibi dar kafalıların becerebileceği bir iş mi ?

Son yazının altında levent saminin imzası var. Buda yalan levent sami benimle böyle yazışmaz aramızda biribirimizi görmesek te tanımasakta levent ile bir hukuk vardır.Sen yalan söylüyorsun.

 

Ciddiye alma meselesi

 

Evet bu zibidiyi hiçbir zaman ciddiye almadım, ben değil Türkiye’den bir tane Allahın kulu da almıyor. Sağa sola ağlayarak yazdıkları rica minnet sığındıkları internet sitelerinden ve yine yalvara yalvara yazdırdıkları yazılardan yazarlardan başka bunları kim ciddiye alır. Yener orkunoğlu bunları nasıl ciddiye alır, faiz cebiroğlu, Nurettin kurtuluş, sevra kurtuluş, pırıl pırıl edebiyat kokan murat altunöz, kemal doğan ve diğer insanlar bu çapsız adamı nasıl ciddiye alırlar, doğrusu buna şaşırıyorum. Benim gibi herkes şaşırıyor. Mehmet yavuz ve onun benzerlerine şaşırmıyorum hatta ve son olarak yazı yazan Mihraç uralın internet kırıklarından biri  bizlere akıl veriyor, sözümona devrimci katilini aklama çabası gayretinde.Uzun bir yazı göndermiş ,titreyip kendimize gelelim niyetine.

Dikkat ederseniz insan olarak bana hakaret ederken aidiyetinden  onur duyduğum 12 eylül faşist mahkemelerinde açıktan savunduğum ,geçmişim örgütüm partim Türkiye komünist partisi /birlik siyasi hareketim suçmuş gibi sırtıma bir yafta gibi yapıştırılıyor. Bu adamların bizden önce düşman oldukları şeyin ne olduğunu bu satırları okuyan insanlar anlamışlardır. Türkiye halk kurtuluş partisi-cephesi acilciler isimi ile bile bir sanal internet sayfası oluşturamayan beceriksizler bizim ardından gittiğimiz meseleyi de kavrayamazlar, işlerine gelmez. Bu soytarılar THKP-C acilin de düşmanıdırlar. TKEP’ yaptıkları düşmanlıklarının bilinçaltında bu vardır.

 

Türkiye kürdistanındakileri seslenirken sözde Türkiye kürdistanın da mücadele edenlere sahip çıkarken Apoculuk yaparken, kendi coğrafyasındaki Kürtlere düşmandır. Çünkü onun iplerini ellerinde tutanlar Suriye kürdistanına düşmandırlar. Suriye kürdistanı cümlesini bile kuramazlar. Göreceksiniz kaçak göçek yarım ağızda olsa hemen bir Suriye Kürtleri ile ilgili bir yazıyı sipariş edeceklerdir. Bekleyin bu yazı çıktığının ertesi günü yarım yamala içinde iman inan olmayan reklam haber niteliğinde bir makale kaleme alınacaktır. Ertesi günü muhabarat sorgu karagahlarında sorgulanmayı itilmeyi kakılmayı  göze ala ala.

Dikkat eden okurlar göreceklerdir ki bu serseri takımından üç beş kişiden başka kimse devrimci katilinin saçmalıklarına, yalanlarına ortak olmamaktadırlar. Antakyadan , samandağından hemen hemen hiçbir insan bu ahlaksızlıkların ortağı olmamaktadırlar. Samandağında bir arkadaşım[5] bunların rezilliklerinin herkesçe bilindiği ve bunları bu civarda kimsenin ciddiye almadığını özellikle yazmıştı. Acilcileri benim karşımda program yalanı ile mahcup eden bu soytarıya yalancıya kim saygı duyar. Koskoca acilciler örgütünü fıratın berisi ötesi manivela zımbırtısına indirgeyip bölgeci ,urubacı  yapan kimdir.

 

Göreceksiniz benim sayemde çeteden bozma bir örgüt ve bu örgüte program tüzük yazılacaktır. “yazdırılacaktır” yine benim sayemde derme çatma bir konferansı da toplayacaktır. Bu konferansa adam bulamayacağını bilen bu zibidi konferansımızı herkese açacağız diyor. Muhtemelen kongreyi de açacaktır. Neden açmasın ki artık gizli bir şey kalmadı. Elindeki arşive herkes girip çıkıyor istediği gibi kullanıyor. Gelin isteyen herkese vereyim diyor. Yayımladıklarına baktığımızda ya şantaj mektupları, kendi ihanetlerinin resmiyeti olan belgeler. İddia ediyorum konferans ve kongre arasındaki farkı ve ciddiyeti bu adamlar bilmiyorlardır. Yarın bir yazı yazacaklar tkp/b bilmem nesi hasan balcı alsana kongre ciddiyetimiz deyip ka-lu beladan Apo’nun katılmadığı kongreden konuşmalar  ve gürültülü belgeleri de buralarda yayımlayacaklardır.

 Konumuza dönecek olursak.

 Devrimci insan, kâini alemde edindiği mal, mülk, ganimet ile değil bu dünya için, insanlık için, inandığı değerler için ürettikleri ile övünmelidir. Edinilen her mülki ganimetin altında ikinci bir insanın mutlak emeğinin sömürüsü vardır.

Devrimci katilinin üzerinde oturduğu saltanatta ise devrimci insanların kanı vardır. Emeği vardır. Gözyaşı vardır, zindan vardır, eylem vardır. Haydar Kılıç’ın  devrim ve sosyalizm mücadelesinde Mihraç ural tarafından katledilen Gökhan saç için yazdığı makale durumun tam özetidir.

 Eyyyyyyy Türkiye sosyalistleri bu yazdıklarımızı iyi okuyun ve bunları belge olarak mutlaka arşivlerinize ekleyin.

Biri birimizi iyi tanımamız lazım. Eline kalemi klavyeyi geçiren yeni solcu çömezler hiçbir ilke tanımaksızın hatıra binaen yazılar  yazmaktadırlar. şükür ki bunların sayısı iki - üçü geçmez. Bu insanlara zaman zaman çağırı yaptığımızda kimi ses vermiyor bu soytarılara desteği kesiyor kimileri ise tam gaz saldırıya geçiyor.

 

Benim bir arkadaş grubumun[6] olmasına karşın Mihraç Ural isimli devrimci katiline bu arkadaşlarımı bulaştırmadım. Bu tür pisliklerden devrimcileri uzak tutmak onların pisliklerinin bu tertemiz insanlara bulaşmasına mani olmak lazım.  

 

Sevgili dostlar uzaydan gelmedim. Bu coğrafyada en az sizin kadar acıları, işkenceleri yokluğu, ihaneti her türlü zorluğu görmüş; devrimci kimliği ortada olan otuz küsur yıllık devrimci mücadele geçmişimde hiçbir insanın hakaretine, polis, mit gibi abuk subuk suçlamalarını muhatap olmamış biriyim. Hiçbir yoldaşıma, arkadaşıma, evine çoluğuna çocuğuna, parasına puluna ırzına namusuna hiçbir yanlış işim hareketim olmamıştır. Olamaz da çünkü eğitimimiz sağlamdır. Eğitimimizde devrimci komünist ahlak vardır. Böyle yetiştirildik. Hep düzgün insanlar ile arkadaş oldum.   

 

Mihraç ural tarafından kandırılan insanlara bir kez daha seslenmek istiyorum:

Bu çapsız, niteliksiz hiçbir insani özelliği olmayan insanın yanında durmayın, onun rica minnet size yazdırmaya çalıştığı şeylere alet olmayın. Devrimci insan sorgulayan insandır. Sorgulayın sorgularken çemberin dışına çıkmayın. Bu tarihsel hesaplaşmada benim tutumum devrimci komünist bir tutumdur. Benim sahip çıktığım ayaklar altına alınan Türkiye halk kurtuluş partisi-cephesi acilciler siyasi hareketinin onurudur. Devrim ve sosyalizm mücadelesine kattıklarıdır. Kişilerin gelip geçicicidir ortak tarihimiz devrim tarihimiz mücadele tarihimiz kalıcıdır.

 Komünist bir hareketin üçüncü sınıf bir çeteye dönüştürülmesine müdahale etmektir. Bu uğurda savaşmış devrim şehitlerine ve akıbetlerine sahip çıkmaktır. Sorgulamaktır. Devrimcileri katleden sonra bunların üzerinden hiçbir şey olmamış gibi yalan söyleyen bir çete reisinin karşısına dikilmektir. Belgeleri ile ortaya koyduğumuz aydınlattığımız bu tarihin en belirgin, somut örneği Nebil Rahuma yoldaşımızdır. Bu sadece acilcilerin kendini bir zamanlar acilcilerin saflarında ifade edenlerin sorunu değil Türkiye sosyalistlerinin komünistlerinin sorunudur. Çünkü Nebil Rahuma komünist bir militandır. Bu komünistlerin ardından Fatiha surelerini okuyan ve kendi günahlarını da bu dualarının arkasına gizleyen katilleri, birer birer tespit ettik teşhir ettik ifşa ettik. Şimdi sıra bunları ve pisliklerini devrimci harekete bulaştırmamaları için tecrit etmeye gelmiştir. Bir görev aranıyorsa bir görevli aranıyorsa bu yapılanlar orta oğlanlığı ise ben görevli ve ortalık oğlanlığına gönüllüyüm talibim.

15 yaşından beri sokaktayım. Bir biçimi ile öğretmenim sokaktır. Benim gibi sokak çocuklarından çok şey öğrendim. Cezaevleri işkenceler, ihanetler, ikiyüzlülükler döneklikler, para pul hırsı kariyerizm, bütün bunları alt altta getirdiğinizde bu gün 47 yaşındayım hayatın karşısında çok küçük bir insanım ama ona dair çok şey öğrendiğimi düşünüyorum.

Cezaevlerinde bütün devrimcilerin arkadaşı idim. Orada yapılacak eylemlerin, direnişlerin hep tam ortasında idim. Bulunduğum tutukevi ve cazevlerindeki tünel, firar işlerinde hep ekibin içinde idim. Bilmeyenler için yazayım. Bir koğuş düşünün bu koğuşta otuz tutsak var. Buradaki tünel, firar işini iki ya da üç kişi bilir. Hep o iki ve üç kişinin içinde oldum. Devrimciler, yiğitler hiçbir zaman beni yanlarından ayırmadılar. Güvendiler. Bu yaşıma kadar devrimci mücadeleye hiçbir zaman zarar verecek bir girişim içinde olmadım. Teslim olmadım. Elimden geldiğince bu ateşin koruna odun taşıdım. Ekmeğimi, aşımı taşıdım, paylaştım. İnsanların isimlerini bile ağızlarına almaya korktukları insanları, korudum, sakladım, tabutlarının altlarına iskele oldum. Hala da olmaya devam ediyorum. Bu coğrafyada bir komüniste eziyet, haksızlık yapıyorsa oraya yetişmeye özen gösteriyorum. İşte bizim görevimiz budur. Bunun görevlisiyiz.

Bu girizgâhı şunun için yazma gereğini duydum: Mihraç ural elindeki insanlara yazı yazdıramadığından dışarıdan chatleştiği, mektuplaştığı insanlara mektup yazdırmaktadır. Bu insanlar bizi tanımadıkları halde mihrac ural isimli devrimcilerin katiline kanmaktadırlar. Bu arkadaşlara süreci okumalarını öneriyorum. Konu ile ilgili bilgili insanlara mektup yazmalarını kafalarının takıldıkları yerlerde soru sormalarını öneriyorum. Nebil rahuma ile ilgili soruların sorulacağı adres onu pazarlayan Mehmet yavuz değil bizatihi Nebil rahuma için gözyaşı döken çocukluk arkadaşı  Erkan Ulaşan arkadaştır. Acil tarihi ile ilgili soruların sorulacağı bilginin alınacağı adres ise o hareketin kurucusu ve fikri önderi Engin Erkinerdir. Özellikle 1980 sonrası acil hareketi ile ilgili ve bütün acil tarihi şehitleri ile ilgili bilginin belgenin adresi de İbrahim Yalçındır. Bu arkadaşların safına geçin onlar ile birlikte karşı tarafa muhalif olun demiyorum. Namuslu bir devrimci gibi ne sormanız gerekiyorsa onu sorun.

Hepiniz okuduğunuz gibi bu tarihsel hesaplaşma, yüzleşmeyi siyasa aidiyetine bakmadan, devrim ,sosyalizm düşmanlarının ve devrimci katillerinin  haricinde bütün insanların ortak tartışma ve müdahale alanı haline getirdik. Bütün bunlardan etekleri tutuşan devrimcilerin katili mihraç ural bu çembere katılan bizim sesimize ses veren bütün insanlara  ağza alınmayacak hakaretler ile saldırmıştır. Gözlerin korkutacak onları yıldıracak, pasifize edecek bütün niyet budur.

NEBİL RAHUMA …

  Nebil Rahuma benim çalışmalarımdan sadece biridir.o çalışmayı Avrupa’daki arkadaşların ve buradaki arkadaşların inanç , güven desteği ile nasıl sonuçlandırdığımızı bütün devrimci kamuoyu biliyor. Sevgili dostlar bu çalışma hala devam ediyor. Arşivde yaptığım çalışmalarda 1981 senesinde  taktirinden sual olunmayan yüce devletimizin yurt dışındaki yoldaşlarımıza yaptığı çağırı listesinde Nebil Rahuma’nın isminin olduğunu gördüm.

 

Arkadaşların verdiği kestirme tarih ve yakalanma kayıtlarından Nebil Rahuma yoldaşımızın kamulaştırma eylem haberlerine de ulaştık, harbiye, merter, Selimiye banka soygunlarının haber ve kayıtlarına ulaştık.

 

Nebil Rahuma pazarlamacılığı yapanların böylesi bir çalışması var mı ?  bu işleri bilen dostlar biz de biliyor bu pazarlamacıları da biliyorlar. Hepinize ortak bir soru  soruyorum. Peki hala biz bu araştırmayı tarihe yönelik çalışmayı neden yapıyoruz. Bu geleneğin bir parçası olmadığım halde neden hala devrim ve sosyalizm mücadelesi yiğitlerinin ardından gidiyoruz, çalışma yapıyoruz zamanımızın önemli bir bölümünü bu işlere harcarken onca hakarete maruz kalıyoruz, düşünsenize kırk küsur senedir eğmediğimiz boynumuzu bir tek satırda ajandır, görevlidir, ortalık oğlanıdır gibi hakaretler ile eğmeye çalışıyorlar.  

Sevgili dostlar karşımızdaki güruhun niyeti gayet açıktır.

Her şeyi bilip aman bana yaş değmesin diyen insanlara açık ve net olarak şunu söylemek istiyorum.  

Otuz sene sustuğunuz için sorumlusunuz. Bu çetenin otuz yıldır yaptıklarını bildiğiniz halde buna bir dönemler ortak olduğunuz için tarih önünde sorumlusunuz. Bugün burada bunların özeleştirisi anlamına gelebilecek yazılar da bu sorumluluğumuzu hafifletmez.

 

Herkes kendine şu soruyu sorsun. Bu adama bu örgüt nasıl teslim edildi. Üç beş kelimeden bir cümle kuma becerisi olmayan bu yazı hırsızının “kendi yazmış gibi “  namussuz devrimci katillerine seslerinizi birleştirin ve yükseltin. susmak onaylamak ve ortak olmaktır. Devrim ve sosyalizm mücadelesi yiğitlerine en azında böylesi bir borcumuzun tarihe böylesine bir sorumluluğumuzun olduğu düşüncesindeyim.  

Tarihe el birliği ile el koymak böyle birşeydir. ve bu duruş komündür.

Uzun bir yazı oldu sabrınız için teşekkür ederim.

 

 

[1] Engin Erkiner sitesinde neyin görevlisi olduğuma dair yazıyı okuyabilirsiniz makale başlığı : İtiraf ediyorum ben görevliyim tarih  24.eylül 2009

 

[2] Sosyalist demokrasi gençliğinin mahalle biriminin  düzenlediği bir toplantıdır.

[3] Acilciler örgüt programı yalanı  11 aralık 2009  “ aşık mahsuni  şiir- beni vuracakmış bak ite hele”

[4] Damascus: Suriye başkenti

 [5] Selahattin ozudogru.

[6] Arkadaş grubum Nebil rahuma yoldaşı arama çalışmasında bana tam destek olmuşlardır.