Şuanda 47 konuk çevrimiçi
BugünBugün1215
DünDün2014
Bu haftaBu hafta11118
Bu ayBu ay39027
ToplamToplam8551475
nebil rahuma gerçeği ve... PDF Yazdır e-Posta
İbrahim Yalçın tarafından yazıldı   
Cumartesi, 19 Aralık 2009 09:15


NEBİL RAHUMA GERÇEĞİ VE

MEHMET YAVUZ’UN AHLAKSIZLIĞI...

Kimse kusura bakmasın. Çok düşündüm ve en uygun başlık diye bunda karar kıldım. ‘’ahlaksız’’ dedim. Bunların, Nebil konusunda yazılanlar, ahlaksızlık sınırını da aştı.

Mehmet Yavuz, Mihrac Ural denilen muhbir vatandaşı, ‘’belki kurtarabilirim’’ umuduyla, her gün yeni bir takla atıyor.Adam,tam bir ‘’sirk cambazı’’, daldan dala atlıyor. Bir önceki yazdıgını,bir sonraki yazdıklarıyla kendisi yalanlıyor ve her seferinde de, ‘’BULDUM’’ diye Mihrac Ural’a koşuyor(!)  Ama olmuyor. Mızrak bir türlü çuvala sıgmıyor. Bir önceki çelişkiyi düzeltmek için, başka senaryolar uydurmak isterken işler daha da çetrefilleşiyor ve aydınlatmak adına yola çıktıgını söyleyen zat, ahlaksızlık sınırını zorlamaya başlıyor ve aşıyor da...

Son bir kaç gündür yazdıkları saçmalıklar, bu sınırın aşıldıgını gösteren önemli kanıtlardır.

Erkan Ulaşan,’’gerçegin karartılması’’olarak değerlendirdiği Nebil Rahuma Yakalanması ile ilgili, Mehmet Yavuz yazılarını, haklı olarak eleştirirken, kibarlık yapıyor, öfkesini belli etmemeye çalışıyor. Ben Erkan kadar sabredemiyorum...

Mihrac ve M.Yavuz ikilisi ne yazıyorlar?

1.)     M.Ural, 10 mart 1978 de yakalandı. Nebil’in ilk yakalanışı ise,13mart 1978. Demek ki, Mihrac Nebil Rahuma’yı yakalatmadı. Demek ki, Mihrac tarafından Nebil’e pusula gitmedi.Çünkü. Nebil, Mihrac’tan önce yakalandı(!)

 

Cevap veriyorum. Bu dogru değil, Çok küçük, ama çok önemli bir ‘’atlama’’var.  Mihrac Ural, 10 Mart 1978 de yakalandı  (resmi olarak bu tarih verildi) kabul. Ama, Nebil Rahuma 13 mart 1978 de YAKALANMADI. Nebil bu tarihte TUTUKLANDI. Mihrac Ural,’’yakalandım ve 21 gün işkence(!) de kaldım’’ diye anlatıyor.

 

 Nebil tutuklanmadan kaç gün evvel yakalandı? Kaç gün, işkenceden kaldı? ve 13 mart 1978 de tutuklandı.  Bundan bahsetmiyorlar.

 

Kaldı ki, Mihrac Ural’ın, yakalandım dedigi tarih’in bir öncesi var. Bundan önce BURSA’ya gelişi var, Bursa’da adım adım takip edilme olayı var.  Bunlar BELGELİDİR.

 

Mihrac Ural’ın, Bursa emniyetinde dosya’sı olmalı

               Mihrac Ural, Ankara’dan önce Bursa’dan yakalandı da                   

               bırakıldı mı? Bilinmiyor.

 

Mustafa Burgaz, Ankara’da Mihrac Ural ile yakalandıgı zaman, emniyette duyuyor. Bursa’da, Mihrac Ural’ın adım adım takip edildigini ve resimlendiğini bizzat duydugunu söylüyor. Bunları açıklığa kavuşturacağız, belgeleyecegiz.

 

2.)    Mehmet Yavuz, hep senaryo üretiyor. Bilmediği konularda, ısmarlama yazı yazmaya kalkan herkes gibi,her seferinde çuvallıyor.Baltayı taşa vuruyor. ‘’Kılavuzu Mihrac oldugu için, burnu bir türlü boktan çıkmıyor. M.Yavuz’un yazdıklarını dikkatle okuyunuz. İlk yazılarında, Objektif olmaya çalışıyor ve dogruları yazıyor. ‘’Nebil, Şirinevlerde bir dükkanda yakalandı’’ diye yazıyor. A.E.Özyürek’le konuşurken, aynı şeyi tekrarlıyor ve şirinevlerde Bir dükkanda yakalandıgı gerçegini yazıyor.

3.)    Sonra ne oldu da, bu gerçekten vazgeçildi ve Nebil’in yakalanması bir başka semte ( Şirinevler’den Zeytinbunu’na) ve dükkan’dan  eve taşındı(!).

Nedeni çok basit. O dükkan’da Mihrac Ural’ın ‘’PARMAK İZLERİ VARDI’’ da ondan.

Nebil Rahuma’ya yapılan ihanetin adresi bu dükkandır. Mihrac Ural, Nebil’e yazdıgı pusula’da, bu dükkana gitmesini ve orada, para, silah ve dökünanlar oldugunu, onları almasını istemiştir. Nebil Rahuma, bu dükkana (elektirikci dükkanı olmalı) adımını atar atmaz pusuya düşmüş (düşürülmüş) ve yakalanmıştır. Mihrac ve M.Yavuz ikilisinin, önce Dükkan da yakalandıgını söylerken, son zamanlarda, ‘’ ev’de,  küçük çaplı bir çatışma sonucu yakalandı’’diye yalan yazmaya başlamaları sebepsiz değildir. Neden böyle yapıyorlar?  Mihrac Ural’ın, o dükkandaki ‘’parmak izi’’ni karartmak istiyorlar da onun için... Öte taraftan, Nebil’in ilk yakalanmasında çatışma falan olmamıştır. Yalan yazıyorlar.

Kafadan atıyorlar. Bilmedikleri için uyduruyorlar. ‘’Kör görmez uydururmuş’’ya, bunlarınki de o hesap.

4.)    Mehmet Yavuz, bir ara çok iddialı bir yazı yazdı. ‘’Nebil Rahuma’nın yakalanmaları konusunda, İbrahim Yalçın’ı teşhir edecegim(!)’’ dedi. Çok korktum(!) Eyvah dedim. Mehmetcik memet beni yakaladı(!) sandım. Elim yüreğimde beklerken,çok ilginç ve yepyeni bir iddia(!) ile karşılaştık.

Meger, Nebil Rahuma’yı Mihrac Ural degil’de, Samsun’da kuyumcu soygunu eyleminde yakalanan A.B yakalatmış(mış)

‘’...A.B , İstanbul aksaray’da Dev Has-iş sendikasında yakalanır,Nebil’in kaldıgı ev bu kişi tarafından verilir’’(!)

Çok güzel, bu durumda Mihrac Ural kurtulmuş ve bizler’de, yalancı durumuna düşmüş oluyoruz. Mihrac Ural’a attıgımız ‘’çamur’’dan dolayı özür(!) borcumuz olmalı öyle mi?

 

Yazının başlıgını ‘’AHLAKSIZ’’ koyarken bu kelimeyi rastgele seçmemiştim. Bilerek ve özenle seçmiştim.

 

İsmet İnönü’nün dedigi gibi, ‘’Bu memlekette, namussuzlar  kadar namusluların da konuşması gerek’’ Ben bu sözü degiştiriyorum. ‘’..Bu örgütte, bir elin beş parmagını geçmeyecek sayıda, ahlaksız,üçkagıtcı ve tetikci çıkmıştır. Yüzlerce ahlaklı ve namuslu Acilci, bu soytarıları tükrükleriyle bogacak kadar güçlüdür. Bunlar konuşmalılar’’  diyorum.

 

Ben, Erkan Ulaşan kadar sakin (!) olamıyorum ve duygularımı dışa vuruyorum. M.yavuz’un, bir ahlaksız adam olduğunu  bu nedenle yazıyorum.

Ahlaksız oldugunu iddia ediyorum ve israr ediyorum, çünkü;

 

a.)    İstanbul’da ‘’Dev Has-İş’’ diye bir sendika ile Acilcilerin hiçbir alakası yoktur. Bu sendika, TKP’liler tarafından bize rakip olarak kurulmuştur. Bu sendikaya bizden birinin gitmesi ve orada yakalanması mümkün degildir. Düzeltiyorum. Bu sendika dev Has-İş değil, olsa olsa Dev Saglık-iş olabilir.

 Ahmet BABAOGLU bu sendikadan yakalanmış olabilir. Bilemiyorum, olabilir. Buna karşın; Ahmet Babaoglu’nun Nebil’in kaldıgı evi bilmesi ve yakalandıgı zaman, nebil’in kaldıgı  evi  polise vermesi  mümkün gözükmüyor. Mihrac Ural tarafında Nebil’e gönderilen pusula, Ahmet Babaoglu tarafından Nebil’e iletilmiş olabilir mi? Bu da uzak bir ihtimal. Ben bu konuyu, Ahmet Babaoglu davasında yargılanan kişilere bizzat sordurdum, bu arkadaşların hiçbiri bunun mümkün olamayacagını söylediler. Ahmet Babaoglu’nun konuşması gerekir diyecegim ama, bu da mümkün gözükmüyor. Söylenildigine göre 20 senedir kendisini dine vermiş ve eski arkadaşlarıyla ilişkisi yokmuş.

Nebil’in anlattıgı ve Erkan Ulaşan’ın aktardıgı herşey açık ve nettir. Bunlar ortada dururken bunları es ğeçerek, söylenmemiş kabul edip, hergün yeni bir teorı(!) ile kafaları karıştırmaya çalışanlar,’’ belgeler elimizde, tarih belgelerle yazılır(!)’’ diyorlar.

Hangi belgeler? Bakanlıktan aldıgınız belgeler mi? Gazete küpürleri mi? Polis ifade tutanakları mı? Mahkeme kayıtları mı? Hangi Belge...?

Küçük bir hatırlatma Memet. Sen bilmiyor olabilirsin ama, tüm devrimciler bilirler. O senin belge zannettiğin müsvettelerin hiçbiri dogru değildir. Sen ‘’Belge’’ zannettigin o müsvettelerle olsa olsa METE ÖZER’i AKLARSIN. Hepsi o kadar.

Yol yakınken, Nebil’e daha fazla ihanet etme, samimi isen, Erkan Ulaşan’a uğra,özür dile ve Erkan’ı iyice ve bir kere daha dinle. Erkan’ı dinlerken Nebil’i de dinlemiş olursun. Ondan sonra kalk ve benim yazdıklarımı bir kez daha, ama dikkatli oku. Yazdıgım yazılarda acaba diye kuşkuya düştügün konular olursa eger, S. Nazlıkaya’yı bul, onunla konuş.Sor,’’İbrahim Yalçın’ın, seninle bu konuda  konuşmaları olmuş dogru mu? ‘’Diye bir soruver. S.Nazlıkaya’yı, o tarihten sonra bir daha ğörmedim. Samimiyetine inanıyorum. Konuş onunla.

Nebil’i iyi tanırım. Affedicidir. Belki, o zaman affeder seni.

 

Mihrac Ural, bugüne kadar, Nebil’in bu örgütten neden ayrıldıgına ilşkin bir tek söz edebildi mi?

Nebil’le, içtikleri suyun ayrı gitmediğinden bahseden, ’’Nebil Nebill’’ diye sahte timsah gözyaşları döken bu adamın, ‘’Nebil neden ayrıldı?’’ Diye, birkaç cümle de olsa yazmaması, yazamaması sana garip gelmiyor mu? Dikkatini çeken bir şey yokmu burada? Olmaz olur mu, var elbette. Var da işine gelmiyor.’’ Değil mi? Ekmek kavgası mı? Memet. Açık ol biraz, açık...

 

Nebil, ilk yakalanmasında ev’de degil, elektirikci dükkanında yakalanmıştır.

b.)    Zeytinburnu’nda değil, şirinevlerde yakalanmıştır.

c.)     İlk yakalanışında çatışma olmamış, dükkana girer girmez pusuya düşerek ‘’kıskıvrak’’yakalanmıştır.

d.)    Nebil’i ele verdigi, kaldıgı evi söyledigini iddia ettigi ve A.B diye yazdıgı kişi’nin gerçek ismini bilerek yazmamış ve kodlamıştır. Bu kodlama da kasıt, gizlilik degil, kişiye söz hakkı vermemek için yapılmıştır.

e.)    Aradan 30 seneden fazla zaman geçmiştir. A.B yaptıgı eylemin  ‘’cezası’’ yatmış ve çıkmıştır. Sen kime ve nereye illegalite yapıyorsun?

 

Mehmet Yavuz, Nebil Rahuma’yı satmiştir. Üzülerek söylüyorum satmıştır. ‘’ HEY GİDİ NEBİL’’ diye timsah gözyaşları döktüğüne bakmayın. Yazdıkları ortada. Her gün yeni bir yalan yazarak,Mıhrac Ural adlı agababasını kurtarmak adına yırtınıyor.

Ne yazarlarsa yazsınlar. Ciddi ve tutarlı değildir. Nebil Rahuma’nın birinci yakalanmasındaki son bilgileri de fos çıktı. Kıçları yine açıkta kaldı.

 Nebil Rahuma’nın iki kez üst üste yakalatılması, tarihimizin aydınlanması için hayati önemdedir. M.Yavuz ve Mıhrac Ural’ın uykularını kaçıran da budur. Çarpıtma bunun içindir.’’ Aydınlatacagız’’  diye yola çıkıp ‘’karartma’’ gayretleri bunun içindir.

Mihrac Ural ve Mehmet Yavuz, Nebil’in birinci yakalatılmasını karartmaya çalışırken, ‘’TERCÜMAN GAZETESİ’’bu işi taa 1978 tarihinde , Nebil yoldaş’ın ikinci kez yakalatılmasında yapmış bile.

Aşagıya oldugu gibi aktardıgım,12 hazıran 1978 tarihli TERCÜMAN GAZETESİ’nin, Nebil Rahuma’nın ikinci kez yakalandıgı haberini bakın nasıl çarpıtmış.

‘’...SAĞMALCILAR CEZAEVİNDE KAÇAN ANARŞİST NEBİL RAHUMA YAKALANDI..

...Silahlı çatışma sonucu yakalandıktan sonra getirildiği Sagmalcılar cezaevinde TİKKO’cu Hacı Demirkaya ile birlikte kaçan THKP-C ACİLCİLER gurubu liderlerinden Nebil Rahuma, önceki gece 3 arkadaşıyla birlikte Kocasinan da bir evde polis tarafından yakalanmıştır. Emniyet yetkililerinin verdiği bilgiye göre bir müddet önce kocasinan da gizli örgüt adına makbuzla bagış toplarken görülen iki militan silahlı çatışma sonunda yakalanmışlardır. THKP-C üyesi oldukları anlaşılan ancak adları açıklanmayan iki kişi ile ilgili soruşturma derinleştirilmiş ve önceki gün Kocasinanda bir eve baskın yapılmıştır. Baskın sonunda elindeki sten tabancayla ateş etmeye bile fırsat bulamayan azılı amarşist Nebil Rahuma yakalanmış. Evde yapılan aramada örgütsel dökümanlar bulunmuştur. Acilcilerin istanbul bölge komitesi şefi olan Antakya egitim enstitüsü ögrencisi Rahuma.... 5 ay önce Zeytinburnu’nda kaldıgı eve siyasi polisce baskın sonunda silahlı çatışma ile yaralı olarak ele ğeçmişti.’’

Bu haber tamamen uydurmadır, yalandır ve Nebil’in nasıl yakalandıgını ve kimler tarafından yakalatıldıgını saklamak,gözden kaçırmak için gerçegin gizlenmesi amacına yönelik, polis tarafından bilinçli olarak yapılmıştır.

Bu haberde, Nebil’in, ‘’ mahallede  makbuzla para toplayan ve silahlı çatışma sonucu yakalanan ama ısimleri gizli tutulan kişiler tarafından evinin verilmesi üzerine’’ yakalandıgı yazıyor. Böyle bir olay yoktur. İsmi açıklanmayan kişiler ne oldu peki? Buharlaştılar mı? Nereye gittiler? Kimin haberi var bu kişilerden? Kimsenin haberi yoktur. Çünkü, böyle kişiler yoktur.

 Örgüt tarihimizde makbuzla para toplama diye bir olay da mevcut değildir.  Bir an için oldugunu kabul etsek bile, makbuzla para toplayan kişilerle, merkezi eylem kadrosunda yer alan bir militanın  kaldıgı yeri bu tür kişilerin bilmesi mümkün degildir.

Bir oyun oynanıyor. Nebil yakalanması üzerine oynanan oyun, cok açık. Her şey MUHBİR’in gizlenmesine yöneliktir. Amaç; Asıl muhbir’in, gözlerden uzak tutulmasına yönelik klasik çarpıtmalardır.

Mehmet Yavuz ve Tercüman gazetesi bu çabanın figüranlarıdır.

Mehmet Yavuz, ‘’Nebil gerçegini arıyor’’ bravo...

Nebil’e inanmıyor. Nebil’in, Erkan’a anlattıklarına inanmıyor, ’’vesvese’’ diyor.

Nebil kaset’inden hiç bahsetmiyor.

Küçücük beyni ile Nebil ‘’ gerçegini’’ araştırıyor(!)

İlgili kişilere itibar etmiyor. İşine gelmiyor çünkü. Gerçeklerle yüzyüze geleceğini biliyor. Gerçeklerden kaçıyor.

Açık yazıyorum. Nebil gerçegini bilenlere sesleniyorum.

Konuşunuz. Bu tarihin aydınlatılmasına katkı sununuz.

Nebi Rahuma’nın, katledilme sürecini birebir yaşayanlar hala susuyorlar. S. Nazlıkaya, neden susuyor?  Ziya Erdönmez öldürüldükten sonra, S.Nazlıkaya’nın yanıma geldigini ve konuştugumuzu defalarca yazdım. Nebil Rahuma ile görüşmek istedigimi söyledim.  Nebil’in daha önce öldürülmüş oldugunu benden gizledigini ve ‘’Nebil Adana’da geldigi zaman seninle konuşması gerektigini iletirim’’ diye bana YALAN SÖYLEDİGİNİ de yazdım. Cevap vermiyor. Susmayı tercih ediyor. S.nazlıkaya’nın,Nebil’in katledilişini onaylamadıgını, onaylamayacagını  çok iyi biliyorum. Buna ragmen ortaya çıkıp bu yanlışın düzeltilmesi için katkı sunmuyor, buna şaşıyorum...

Mehmet Yavuz’u ciddiye almıyorum.samimiyetsiz oldugunu bildigim için ciddiye almıyorum. Mihrac Ural gibi bir ‘’seri katil’in tetikciligine soyunan bir ‘’adam’’ı ciddiye almadıgım için

01 hazıran 2009 tarihinde

‘’cevabını bekleyen sorular’’ adı altında, bana sordugu ‘’sorular’’ına cevap verme ihtiyacı duymamıştım.

Şimdi, anladıgı dilden cevap vermeye çalışacagım.

Cevaplamadan önce okunması gerekiyor.

‘’ CEVAPLARINI BEKLEYEN SORULAR

Nebil olayına ilişkin karanlık noktaların ortadan kaldırılabilmesi için bazı soruların cevaplarını arıyorum.
İşte bazı sorular:

2* Cezaevine ya da emniyete düşenler birbirlerine ilk önce ''Nasıl Yakalandın'' diye sorarlar.. Merak ediyorum; İbrahim Yalçın böyle bir

soruyu Nebil'e sordu mu..? Ya da Nebil, koğuş arkadaşlığı yaptığı İbrahim Yalçın'a nasıl yakalandığını hiç anlatmadı mı ? Anlattıysa neler söyledi..?
3* Nebil'in Filistin'den UÇAK ile ve Yunanistan üzerinden döndüğü doğru mu ? Doğruysa bu olayı İbrahim Yalçın'a Nebil mi anlattı..? Ne zaman..? Nerede..?
4* İbrahim Yalçın, Nebil'den bir kaset aldığını yazmıştı.. Bu kasedi ne zaman ve nerede aldı..? Hiç dinledi mi..?
5* Dinlediyse içinde ne vardı..? Dinlemediyse içeriği hakkında nasıl açıklama yapıyor..?
6* Eğer böyle bir kaset varsa bunu ne zaman muhatabına ulaştırdı..? Yanında kimse var mıydı ?
7* Nebil veya Ziya ile altın konuşması hangi tarihte oldu..? Nerede verildi..? Altınları kim getirdi..?
8* İbrahim Yalçın, Ali Çakmaklı'nın öldürülmesi olayını Nebil'le ne zaman konuşmuştur..? Nerede buluşmuşlardır..? Olay hakkında neler konuşuldu..? Nebil neler söyledi..?
9* Ali Çakmaklı olayının konuşulduğu buluşmada Nebil, kendisi aleyhine bir suçlama olduğundan bahsetti mi..?
10* Filistin'lilerin Sağmalcılar'dan firarından sonra İbrahim Yalçın, bir İsrail'li tarafından sorgulandığını söylemişti. Aynı İsrail'li görevli ya da bir başkası Nebil'i de sorguladı mı..? Bu olayla ilgili olarak Nebil, sorgu için emniyete alındı mı..?
11* Bu firar öncesinde sık sık Nebil'e görüşe gelen Tacettin Sarı ile İbrahim Yalçın da görüştü mü ? Görüştüyse tanık olduğu konuşmalar nelerdi..?
12* Nebil ile buluşmalarınızda üçüncü bir şahıs oluyor muydu..? Oluyorsa o şahısları Nebil de tanıyor muydu..?
Şimdilik bu kadar soruyu yeterli görüyorum. Cevaplar, sonraki çalışmalarıma yön verecektir.
M. Yavuz

 

görüldüğü gibi sorular(!) bunlar.

Belirtiyorum. Benim, Nebil konusunda yazdıgım yazıları okuyanlar hatırlarlar, okumamış olanlar için yazıyorum. Mehmet Yavuz,Ben ne yazdıysam herşeyi ters yüz etmiş ve sankı bu konuları hiç yazmamışım gibi, sağırları,körleri oynuyor.soru soruyor.

En son sorudan başlıyorum.

1.       Memmetcik memet beni iyi dinle. Nebil ile buluşmalarımızda genellikle kimse olmazdı. Ama önemli konuları konuşacagımz zaman,’’özel harp dairesinden bir arkadaş isterdik(!) tutanak tutması için. Anlarsın ya, 12 eylül dönemindeydik ve kanun dışı bir şey yapmadıgımızı tescil ettirmemiz gerekiyordu. Özel harp dairesi’nden arkadaşın ismini sorma, söylemem(!) Sizlere güvenim kalmadı memedim(!) ‘’ufuk’’ un adını yoldaşın Mihrac’a verdim de noldu(!) adamcagızı deşifre ettiniz. ‘’Maymun gözünü açtı’’(‘) memedim. Söylemem.

2.       Tacettin Sarı ile Nebil görüşmelerine katılmadım Memmet(!) Ama Cezaevi savcısının bu görüşmelere katıldıgını  ve notlar aldıgını çok iyi biliyorum(!)

Savcıyı bul memet,’’ görüşme tutanakları’’ o pezevenk’te olabilir. Kaybetmediyse tabi(!) Herkes Mihrac gibi uzak görüşlü degilki birader...

3.       Ali Çakmaklı yoldaş’ın cinayetinin konuşuldugu buluşmada, çok şey söyledi.  ‘’Beni  bir kaç gün sonra öldürecekler’’ demesini mi bekliyorsun, fikirsiz adam.

Sen bu soruları kime soruyorsun? Utanmıyormusun?  Bu sorunu ciddiye almıyorum.Cevap yok memet. Sorunu geri al(!)

4.       Nebil ve Ziya ile altın konusunu daha önce yazdım memedim. Okudugunu biliyorum yalan söyleme,çarpılırsın(!) Sen, üç    maymunları oynamak istiyorsan o senin sorunun.

5.       Kaset konusunda muhatabın ben degilim mehmetcik memet. ‘’ ne büyük adammışsın meğer..’’diye pohpohladıgın Mihrac’ına soruver bizahmet olurmu. Yanımda kimse yoktu Memet. Yemin ederim tek başınaydım(!) O gün orada beni yakaladılar memet. Akşama kadar Adıyaman  emnıyet müdürlügünde işkence ettiler. İki kere cezaevine getirdiler ve bütün gardiyanları sıraya dizdiler ve’’ sana yardım eden gardiyan bunlardan hangisi ’’ diye sordular. Söylemedim memedim.Akşama kadar dövdüler  ama söyletemediler. Ben direndim de ne oldu(!) memedim.

‘’ senin arkadaşın erkek adammış , iki kere getirdiler beni gösterdiler, bumu dediler, ama arkadaşın yine de hayır dedi’’ diye Mihrac’ının yanına koşan Gardiyan’a, Mihrac’ın, böbürlenerek, benim hakkımda ne söyledigini  ona sor memet.

Unutmadan, Kaseti de sor olur mu? Naptın de. Arşivci olmakla bilinirsin, o halde o kaset hala sendedir. Çıkart şunu da işin gerçegini ögrenelim de. Utanma, söyle memet. Korkma, hayatında bir kez olsun Nebil’e karşı dürüst olmaya çalış.

6.       Bak memet, beni iyi dinle!! Kuzum sen kör müsün? yoksa aptal mı? Ben hiçbir yerde,Nebil’in Yunanistan üzerinden Türkiye’ye geldiğini yazmadım. Önce ne yazdım oku,anla ve öyle konuş. Nebil’in, Filistin’den Bulgaristan üzerinden İstanbula geldigini yazdım. Tarihini de yazdım. Dogru mu? diye sorma. Dogru memedim dogru. Ben ne yazdıysam hepsi dogru, merak etme. Nebil, bu olayı, istanbula geldikten bir süre sonra ve ilk görüşmemizde anlattı.

Nerde anlatacak memet. Gayrettepe’de, siyasi şube’deki haftalık toplantılar  yaptıgımız 6. Kat 627 nolu oda’da anlattı.Yalanım varsa iki gözüm önüme aksın memet. Ugur gür şahidimdir. O da vardı.

 

Memet’e cevap verdim(!) Şimdi rahat rahat Nebil konusunu yazar artık.Kalemine kuvvet memet.Ha gayret.

 Yazmadan duramıyorum. Nebil’i sattın memet. Nebil’in iki eli senin yakanda olacak. Bu sözümü sakın unutma.

 

Site editörünün notu: Nebil Rahuma ile ilgili olarak son iki yazı hem burada hem de “Nebil Rahuma tarih”  blogunda yayınlandı. Bu yazıları bundan sonra sadece blogda yayınlayacağız. Buradaki ilgili yazıları da süreç içinde oraya taşıyacağız. Nebil ile ilgili olarak ne yazılmışsa orada bulunabilecek…