Şuanda 33 konuk çevrimiçi
Zaman geçerken... PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Çarşamba, 20 Nisan 2022 17:35


Casablanca filmini defalarca izledim, fırsat bulursam yeniden izlerim. Filmin ünlü şarkısı “As time goes by” (zaman geçerken) adını taşır.

Zaman şöyle veya böyle geçiyor. Önemli olan o geçen zamanda nelerin yapıldığıdır.

İnsanlar planlar yapıyor ve bakıyorsunuz üç yıl öncekiyle bugün yapılan neredeyse aynıdır, çünkü plan yapılmış ve öylece kalmıştır. Göründüğü kadarıyla önümüzdeki yıllarda da öyle kalacaktır.

Aklıma Rıza Salman’ın ölümünden kısa süre önce söylediği cümle gelir. Yakın arkadaşlarından birisi aktarmıştı: Biz çok şeyi yapamadık!

Aynı durumda çok sayıda insan bulunuyor. İnatla yapamayacakları şeyler konusunda ısrar ediyorlar ve hayatları sona ererken de çok sayıda isteklerini yapamadıklarını düşünüyorlar. Yıllar önce yapamadıklarını anlayıp, bunlardan vazgeçmeseler bile öncelik sırasında geriye itip, yapabilecekleriyle uğraşsalardı, yapabileceklerini yapabildikleri oranda eskiden yapamadıklarının bir bölümünü de yapabilselerdi, herhalde daha mutlu ölürlerdi.

Çok sayıda insanda alan değiştirebilmek söz konusu değildir. Bir amaca gitmenin farklı yolları vardır, denedikleriniz olmuyorsa ya da siz yapamıyorsanız, başkasını denersiniz. Başarılı olacağınız başka alanlar mutlaka vardır. Mesele bunları bulabilmekte ve kimin ne söylediğine aldırmadan bunlarda ısrarla ilerlemektedir.

Karar vermek yetmez, kararın peşinde koşmak gerekir.

Karar vermek yetmez; o kararın nasıl gerçekleştirilebileceğini bilmek, bilinmiyorsa öğrenmek gerekir.

Aksi durumda zaman geçiverir; yapmayı çok istediğiniz ama yapamadıklarınız vardır ve hayat da bitmek üzeredir. Bazı konularda yapmayı deneyebilmiş bile değilsinizdir, zaman istemekle ve bu istekleri konuşmakla geçmiştir.

İnsan şu veya bu konuda büyük şeyler isteyince –bu istekleri gerçekleştiremese bile- belirli oranda tatmin olur. Bu tehlikeli tatminden kaçınmak gerekir. Esas olan istenileni yapabilmektir, istemekle yetinmek değildir.

“Geçmişle hesaplaşmak gerekir, hatalardan ders çıkarmak gerekir” belirlemesini okuyunca on yıl öncesine kadar gülme tutardı, şimdi bu bile olmuyor.

Bu yıl 12 Eylül’ün üzerinden 42 yıl geçmiş olacak… Oldukça uzun bir zamandır. Hala geçmişle hesaplaşılmamışsa, hala hatalardan ders çıkarılmamışsa, bundan sonra da yapılamayacaktır.

Bence gerek hesaplaşmayı gerekse de ders çıkarmayı herkes kendine göre yapmıştır; doğru ya da yanlış yapmıştır, ayrı konudur.

1990’lı yıllarda, sonra daha az oranda 2000’li yıllarda sık olarak şunu duyardık: marksizm kendini geliştirebilen bir teoridir.

1994’ten beri marksizmle arama çizgi çektiğim için “bekliyoruz” derdim içimden…

Aradan 30 yıldan fazla zaman geçti, bu belirleme –alay konusu olmamak için olsa gerek- artık yapılmaz oldu.

Uzun zaman geçmiş, iddiası olanların geliştirme yönünde hiç olmazsa birkaç adım atmış olması gerekirdi ama ne gezer?

Sosyalizm sonrasındaki kapitalizmde burjuvazinin komünist partilerinden neden ve nasıl çıktığını bile açıklayamıyorlar. Genel geçer belirlemelerle analiz yaptıklarını sanıyorlar. Mesela Bulgaristan’daki, Arnavutluk’taki burjuvaziyi ve mafyayı anlatın. Bunlar dışarıdan gelmedi!

SSCB’den Çin’e, Arnavutluk’tan diğer sosyalist ülkelere kadar herkes hata mı yaptı?

Diyelim ki böyledir…

Çok sayıda insan benzer hataları yapıyorsa, burada sorun insanların ve örgütlerin kaçınılmaz eksikliklerinde değil, teoridedir.

O ülkelerin tarihlerini incelemek, neyin nasıl olduğunu bulmak ve farklı bir sosyalizm anlayışını formüle etmek gerekir.

Bunu bir oranda yapabildim, konuyla ilgili birkaç kitap yazdım ama daha eksikler bulunuyor ve tamamlanmaları gerekiyor.

Halen okumamış olanlara 1989 Berlin Duvarı (DAC tarihi), Che Guevara Kısa Uzun Bir Hayat (1960’lı yıllarda sosyalist ülkelerdeki tartışma ve Küba tarihi), Geleceğe Dönüş (sosyalizm teorisindeki değişim), Sosyalizmden Kapitalizme Geçiş – Bulgaristan ve Romanya Örnekleri kitaplarını öneririm.

Bu konuda ilk iki videoyu da izleyebilirsiniz.

Kitapları www.enginerkinerkitaplar.blogspot.com da bulabilirsiniz.

Konuya giriş ve kapitalizmin son döneminin analizi için 40 Yıl Sonra TDAS’a bakabilirsiniz (bu kitap www.tdas1.blogspot.com dadır).

Sırada Arnavutluk, Yugoslavya, Çin, Polonya, Vietnam ve biraz daha kaynak bulabilirsem Özbekistan bulunuyor.

Bunlardan Küba, Çin ve Vietnam farklı bir kategorideler (pazar sosyalizminin değişik dereceleri).

Performans fena değil ama biraz daha hızlı çalışmam gerektiğini düşünüyorum.

Planlamak iyidir ama burada kalmayın, yapın!

Zamanı iyi değerlendirin…

Yoksa öyle bir geçer ki zaman…

Ve geri de gelmez!