Şuanda 17 konuk çevrimiçi
Kaynaklara ulaşabilmek... PDF Yazdır e-Posta


Dün uzun bir aradan sonra üniversite kütüphanesinin iki bölümünü –sosyal bilimler ve felsefe- iyice dolaştım. Epeyce yeni kitap gelmiş. Yanımdaki torbanın kapasitesini zorlayarak doldurdum. Haftaya biraz uzaktaki doğa bilimleri kütüphanesine gideceğim. Öğrenci olmamama karşın elimdeki kütüphane kartı her yerde geçtiğine göre oradan da kitap ödünç almak için geçerli olur sanırım.

Kaynaklara ulaşabilmek önemlidir.

1975’te ODTÜ kütüphanesi olmasaydı Türkiye Devriminin Acil Sorunları’nı yazamazdım.

Sosyalizmden Kapitalizme Geçiş – Bulgaristan ve Romanya Örnekleri ve Arnavutluk 1912-1992 kitapları için de aynısını söyleyebilirim.

Yazdığım çok sayıda yazıda bu kaynakların önemli rolü vardır.

Aradığınız kaynakların tümüne olmasa bile önemli bölümüne ulaşabilmek imkanı sizi hemen heyecanlandırmasın. İki önemli önkoşul yerine gelmezse, kaynaklara ulaşabilmenin anlamı kalmaz.

Birincisi; bunları okuyabilecek kadar dil –İngilizce ve Almanca- bilmektir. Burada bilinmesi gereken günlük konuşma dili değil, kitap okuma dilidir.

Bütün dillerde ve Türkçede de böyledir. Sosyoloji kitabı okumak için günlük dili bilmek yetmez. Her alanın kendine özgü terimleri bulunur ve başlangıçta zorlanarak da olsa okuyarak ve hatta değişik dallarda eğitim görerek bunları öğrenmeniz gerekir.

İkincisi; tükenmez bir öğrenme ve araştırma merakınız olması gerekir. Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenli politik insanlara şöyle bir bakın… Kaç tanesi yaşadığı ülkenin bırakın kitap okumayı, gazete okuyacak kadar dilini öğrenmiştir?

Dil bilgisi görece iyi olanların da kütüphanelere uğramak gibi merakı yoktur.

Bu durumda zengin üniversite kütüphaneleri olsa ne olur olmasa ne olur?

Yanlış hatırlamıyorsam New York’ta 24 saat açık büyük bir kütüphane varmış. Kişinin okumak-öğrenmek merakı yoksa, böyle bir kütüphanenin varlığı anlam taşımaz.

Lenin İsviçre’deki sürgün yıllarında kütüphaneleri çok kullanırmış. En başta o kitapları okuyacak Almancası vardı; sonra da okuyor ve üretiyordu. Mesela Materyalizm ve Ampiriokritisizm –bence iyi bir kitap değildir- İsviçre kütüphaneleri olmadan yazılamazdı.

Lenin bu imkanı Rusya’da bulamazdı.

İmkan bir şeydir, onu kullanabilmek başka bir şeydir.