Şuanda 43 konuk çevrimiçi
BugünBugün1975
DünDün1137
Bu haftaBu hafta5695
Bu ayBu ay26697
ToplamToplam10188751
Mihri Belli PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Perşembe, 17 Ağustos 2023 08:28


Mihri Belli ülkedeki sosyalizm tarihinin önemli bir insanıdır. O olmadan bu tarih anlatılamaz, özellikle de 1965-1971 dönemi anlatılamaz.

Mihri Belli’yi TKP Dış Büro’suyla çelişkileri temelinde anlatmak doğru olmaz. İkincisini o dönem dikkate alan bulunmuyordu.

Dönemin TİP’i ile Mihri Belli çelişkisine gelince, Belli bu konuda büyük oranda haklıdır.

Mihri Belli yükselen gençlik hareketinin, bu bağlamda Ankara’nın artan önemini erken ve iyi anlamıştı. Teorik düzey dönemin yükselen güçlerini ve alan kaymasını zamanında anlamak için yetmiyor. Mesela Hikmet Kıvılcımlı, ki teorik düzey olarak Mihri Belli’den ileridedir, bunu geç anlamış, anladığında da anlamı kalmamıştı.

27 Mayıs sonrasında ülkede politik merkez İstanbul’dan Ankara’ya kayıyordu. İstanbul’un önemi ortadan kalkmamıştı ama önceki yıllarda sosyalistler tarafından dikkate alınmayan Ankara’nın önemi yükseliyordu.

Ankara memur kentiydi, sanayi kuruluşları azdı ama yükselmesini sağlamayan iki önemli özelliği vardı.

Birincisi; başkentti ve ordunun üst kademesinin bulunduğu yerdi. 27 Mayıs sonrasında ordudan, bu kez açıkça sol bir hamle için harekete geçmesini bekleyenler az değildi. Mihri Belli ve çevresi de buna dahildir.

İkincisi; gençlik hareketi üniversitelerden yükseliyordu ve ODTÜ ile SBF bu harekette önemli rol oynayacaktı. İTÜ, İstanbul Fakültesi, Ankara Dil-Tarih, Hacettepe de vardı ama özellikle bu iki üniversite önemli rol oynayacaktı.

Sosyalist harekette yeni bir dönem başlatan iki örgütün –THKO ve THKP-C- doğum yerleri ağırlıkla Ankara’dır.

THKO için büyük oranda ODTÜ ürünüdür denilebilir. Deniz Gezmiş de bu örgüte katılmaya karar verdiğinde bunu Ankara’da ODTÜ yurtlarına gelerek yapmıştı.

THKP-C için de SBF ve ODTÜ önemlidir. Bu örgütün tümüyle olmasa bile çok sayıda kadrosu bu iki üniversiteden çıkmıştır.

Mihri Belli ile -yılını tam hatırlamıyorum, 1980’li yıllarda Suriye’de görüştüm. Teslim Töre, Mihri Belli ile birlikte konuşarak yürüyüş yapmıştık.

Mihri Belli konuşmaya başlayınca dururdu, biz de dururduk.

Hangi nedenle oradaydı, bilmiyorum.

1970 yılı yaz aylarında Ankara’da kırmızı Aydınlık bürosunda kendisiyle birkaç kere karşılaşmıştık ama doğal olarak beni hatırlamadı.

O yılın yaz aylarında İstanbul’da büyük işçi direnişi gerçekleşmiş -15-16 Haziran- ve sıkıyönetim ilan edilmişti. Adını hatırlamadığım ama Mihri Belli çevresi tarafından yayınlanan gazete de “Sıkıyönetim tarafsız olmalıdır” manşetiyle yayınlanmış ve kıyamet kopmuştu. Bu manşet, THKP-C’yi oluşturacak kadroların Mihri Belli ve Kırmızı Aydınlık dergisinden kopmasında bardağı taşıran damla oldu denilebilir.

O aylarda en çok okunan iki kitap vardı: Devlet ve İhtilal ile Kemalizmin Türk burjuvazisinin anlayışı olduğunu açıklayan Taner Timur’un Türk Devrimi ve Sonrası.

Kısa süre sonra bu ayrılığın ifadesi olarak Aydınlık Sosyalist Dergi’ye Açık mektup yayınlanacaktı.

Bir dönem MDD hareketinin önderi olan Belli’nin 1971 sonrasında etkisi belirgin olarak azalmıştı. TEP’i kurdu ama ne teorik ne de pratik olarak varlığı neredeyse hissedilmedi denilebilir.

12 Eylül 1980 sonrasında ne ülke içinde ne de sosyalist hareketin çok sayıda kadrosunun bulunduğu Avrupa ülkelerinde varlığı yok gibiydi.

FKBDC’nin uzantısı olarak Avrupa’da kurulan BİRKOM’un toplantılarına Almanya’dan işçi bir arkadaş TEP adına katılıyordu. 1983 yılında Duisburg’da yapılan 12 Eylül’ü protesto mitinginde “Türkçen iyi, Türkçe metni sen oku” diye ısrar etmişti. Türkçe metni ben, Kürtçesini Sertaç Bucak okumuş ve ikimiz de 12 Eylül yönetimi tarafından vatandaşlıktan çıkarılmıştık.

Mihri Belli ile son olarak Bremerhaven yakınlarında yapılan Hikmet Kıvılcım’lıyı anma toplantısında karşılaştık.

Mihri Belli MDD hareketinin önderiydi, öğrenci hareketinde de –öğrenci olmamasına karşın- aynı durumdaydı. Devrimde işçi sınıfı mı yoksa asker-sivil-aydın zümre mi önder olacaktır, ordudan beklentiler konularında konumunu sürdüremeyecekti.

Mahir Çayan’ın Mihri Belli’den ayrılmayı doğru bulmadığı konusundaki sonraki belirlemesi bana inandırıcı gelmedi. Muhtemelen farklı ayrılmayı anlatmak için böyle demiştir. Çünkü bu ayrılığı doğru bulmayan, daha sonra Mihri Belli’ye eleştirilerle dolu Aydınlık Sosyalist Dergi’ye Açık Mektup’un yazarlarından birisi olmaz, hapisten kaçtıktan sonra da silahlı mücadele çizgisini sürdürmekte ısrarcı olmazdı.

Sonuçta Mihri Belli 1965-1971’de sosyalist hareketin en önemli insanıdır. Büyük hareketin birliğini koruyamadı. Beyaz Aydınlıkçılar (Doğu Perinçek grubu), THKO, THKP-C ayrıldı. Mihri Belli kendisine kalanla da sosyalist harekette 1974 sonrasında dikkate değer politik bir yoğunluğu temsil etmeyecekti.

Mihri Belli’yi yaptıkları ve yapamadıklarıyla bu çerçevede değerlendirmek gerekir.