Şuanda 26 konuk çevrimiçi
BugünBugün365
DünDün935
Bu haftaBu hafta5301
Bu ayBu ay29250
ToplamToplam10107750
Sağlık: bilgi ve tecrübeye güvenmek gerekir PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Çarşamba, 29 Kasım 2023 16:34


Tamam, herkes yanılabilir. Ne kadar bilgili ve tecrübeli olursa olsun herkes şu veya bu konuda yanılabilir. Ama buradan hareketle bilgi ve tecrübeye güvensizlik sonucu çıkarılamaz.

Bugün ev doktoruna gittim, yürüyerek ve ikinci kez doktorun yüzündeki şaşkınlığı görmek hoşuma gitti.

İlkini ameliyattan sonra yoğun bakımda uyanınca yaşamıştım. Operatör gelmiş, ekrandan okunabilen solunum değerlerine bakıyor; normal. “Ameliyat iyi geçti. Her şeyi temizledik, bir şey kalmadı” dedi ve “durumunuz normal” diye de eklemişti. Yüzünde memnun ve biraz şaşkın bir ifade vardı.

Yaş 73 ne de olsa, bundan olsa gerektir.

İkincisini bugün ev doktorunda yaşadım. Sargıları çözüp yaraya baktı ve “cumaya tamam” dedi. Ardından ekledi: “çok hızlı hareket etmişsiniz.”

Hastanede her gün yapılan tromboz iğnesi vardı. Uzun süre yatınca hareketsizlik sonucu oluşabilecek kan pıhtılaşmasını önlemek içindi. “Bir kilometre rahatça yürüdüğüme göre gerek var mı?” diye sordum. Yokmuş.

Şimdi patoloji sonucu ve doktor konsültasyonunun tavsiyesi beklenecek, sanırım haftayı bulur.

Tanıdıklara laf anlatmak zor.

“Dikişleri aldılar mı?”

“Dikiş yok ki…”

“Nasıl yok?”

“Ameliyatı robotla yaptılar yani karnı açmadılar. Üç yerden küçük delik var, o kadar. Zayıf olduğunuzda ya da bel çevresinde pek yağ olmayınca kolayca yapılabiliyor. Eskiden bu tür ameliyatlarda karın tümüyle açılırmış, artık yapılmıyor ya da çok yağlıysanız yapılıyor.”

Son durum budur, yeni bilgi olunca paylaşırım.

Ağrı yok, iştahım da yerinde…

Kaç kere kan aldılar, hatırlamıyorum.

Önce günde iki kere, sonra bire indi.

Baş dönmesi olmadı ama olabilirdi.

Hemoglobin azalması, taburcu olunca demir takviyesi almaya başladım, durum düzeldi.

Son durum budur, yeni bilgi gelince haber veririm.

İnsanların her şeye şüpheyle bakmasına bir yandan sinirleniyorum bir yandan da iki nedenle normal buluyorum.

Birincisi; bir zamanlar öğrendiklerinin halen geçerli olduğunu sanıyorlar. Tıpta büyük gelişme var. Teknik ilerliyor. Tipik Marksistler gibi yeniyi öğrenmeye yönelmeyip, eskiden bildiğinde ısrar etmek olmaz.

İkincisi; memlekette sahtekarlık diz boyu, her alanda böyle. İnsanlar her şeyden şüphelenmeye alışmışlar. Tamam ama bunu her alanda uygulamamak gerekir.

İnsan bilgi ve tecrübeye güvenmelidir.

Memleketteki son dolandırıcılık olayını biliyorsunuz. Çok parası olan ve dolandırılan insanları tamahkar olarak görmüyorum. Boşuna mı demişler, para parayı çeker, diye.

Yıllardan beri aynı yöntemle kaç kez dolandırıcılık yapıldı. Kendini akıllı sanan bu tipler aynı numaraya düşüyorlar.

1990’lı yıllarda Almanya’da Yeşil Sermaye olayı yaşanmış, çok sayıda dindar yüksek kazanç vaadiyle dolandırılmıştı.

Bundan birkaç yıl sonra daha az sayıda kişi bu kez Deniz Feneri adı verilen bir olayda yoksullara yardım vaadiyle dolandırılmıştı.

Emin Çölaşan adlı yazar konuyu “Keriz Feneri” başlığıyla yorumlamıştı.

Defalarca yaşanandan öğrenmeyip aynı numaraya düşenlere de başka isim verilemez.