Şuanda 24 konuk çevrimiçi
BugünBugün351
DünDün935
Bu haftaBu hafta5287
Bu ayBu ay29236
ToplamToplam10107736
Küba devriminin 65. yılı PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cuma, 29 Aralık 2023 21:04


Diyebilirsiniz ki, Küba neresi Türkiye neresi?

Bu kadar uzak bir ülke tarihiyle ilgilenmek gerekir mi?

Gerekir ve hem de nasıl gerekir?

Küba devrimi Türkiye devrimci hareketini derinden etkilemiştir.

THKO ve THKP-C’nin ortaya çıkışı ve eylemlerinde Küba devriminin önemli etkisi vardır.

Bunu Mahir Çayan’ın yazılarında görmek mümkündür.

1970-1972’de bu iki örgütün çizgilerini kabul edersiniz veya etmeyebilirsiniz ama Küba devriminin ve Che Guevarı’nın büyük etkisi açıktır.

Gelelim Küba devriminin diğer önemli özelliklerine…

Birincisi; Küba devrimi tarihte komünist partisi önderliğinde yapılmayan ilk sosyalist devrimdir. Devrimin yöneticisi Sosyalist Partisi değil (sendikalarda etkin olan komünist partisi bu adı taşıyordu), 26 Temmuz Hareketi’dir.

26 Temmuz 1953’te Fidel Castro ve bir grup devrimci Santiago de Cuba’daki Moncada kışlasına başarısız bir baskın düzenler. Bu tarih daha sonra devrimin başlangıç tarihi olarak kabul edilmiştir.

İkincisi; Küba bağımlı kapitalist bir ülkedir, feodalizm yoktur.

Sosyalist Partisi 26 Temmuz hareketinin çizgisine karşıdır ve etkisindeki işçi sınıfı da başlangıçta aynı yönde tavır alır.

Devrimi başlatan ve götüren güçler kır ve kent küçük üreticiliği ve öğrenci hareketidir.

Batista’nın devrileceği belli olunca işçi sınıfı da katılır.

Silahlı mücadele’nin başladığı Sierra Maestra küçük köylülüğün yıllardan beri toprak talebiyle isyan ettiği bir bölgedir.

Az sayıda olmayan kişi ezberlediklerini sürekli tekrarladığından Küba devriminde önderliğin komünist partisinde olmadığını, işçi sınıfının devrimin temel gücü olmadığını halen ya bilmiyor ya da kabul edemiyor.

Varsın öyle yapsınlar…

Gerçek onların anlayışına göre şekillenmedi.

1969-1970’de sosyalist hareketin değişik gruplarında Küba devrimi çok tartışıldı. “Küçük burjuvazi (doğrusu küçük üreticilik) devrimin önderidir, dolayısıyla bu devrim sosyalist olamaz” görüşü vardı (özellikle Beyaz Aydınlık dergisi, daha sonra Perinçek grubu olacaktır). Buna karşı Kırmızı Aydınlık dergisi (1970 sonbaharına kadar başında Mihri Belli vardı, Mahir Çayan da bu dergideydi) Küba devrimini savunurdu.

1970’te ya da 53 yıl önce “Küba çok uzak, bizi ilgilendirmez” diyen yoktu.

Herkes şöyle ya da böyle görüş üretiyordu.

 

Küba devrimi ve devrim sonrasıyla ilgili olarak Che Guevara – Kısa Uzun Bir Hayat kitabına bakabilirsiniz.